Dört Mezheb İmâmı ve Diğer Âlimler - kainatingunesi.com

Dört Mezheb İmâmı ve Diğer Âlimler

İ’tikâd bilgilerinde doğru olan tek yol vardır. Bu da (Ehl-i Sünnet vel-cemâat) mezhebidir. Yeryüzünde bulunan bütün müslümânlara doğru yolu gösteren ve Muhammed aleyhisselâmın yolunu değişmeden, bozulmadan öğrenmemize sebeb olan dört büyük zâttır. Bunlardan birincisi, İmâm-ı a’zam Ebû Hanîfe Numân bin Sâbittir. İslâm âlimlerinin en büyüklerindendir. Ehl-i sünnetin reisidir. İkincisi, İmâm-ı Mâlik bin Enes, üçüncüsü, İmâm-ı Muhammed bin İdrîs Şâfi’î, dördüncüsü, İmâm-ı Ahmed bin Hanbeldir “rahmetullahi aleyhim ecma’în”.

Bugün, bu dört imâmdan birine uymıyan bir kimse, büyük tehlikededir. Doğru yoldan sapmıştır. Biz bu kitabımızda Hanefî mezhebine göre namazla ilgili meseleleri, o mezhebin büyük âlimlerinin kitablarından alıp, sadeleştirerek bildirdik.

Bu dört imâmın talebesinden ikisi, îmân bilgilerinde çok yükseldi. Böylece i’tikâdda mezheb iki oldu. Kur’ân-ı kerîme ve hadîs-i şerîflere uygun îmân, bu ikisinin bildirdiği îmândır. Fırka-i nâciyye olan Ehl-i sünnetin îmân bilgilerini yeryüzüne yayan bu ikisidir. Birisi, Ebû Mansûr-i Mâtüridî, ikincisi, Ebûl Hasen Alî Eş’arîdir.

Bu iki imâm, aynı îmânı bildirmişlerdir. Aralarında olan birkaç fark, mühim değildir. Hakîkatde aynıdır. İslâm âlimleri, Kur’ân-ı kerîmde ve hadîs-i şerîflerde övülmektedir. Bir âyet-i kerîmede meâlen: (Hiç bilenlerle bilmiyenler bir olur mu?) buyurulmuşdur. Başka bir âyet-i kerîmede meâlen: (Ey müslümânlar! Bilmediklerinizi bilenlerden sorunuz) buyuruldu.

Hadîs-i şerîflerde geldi ki: (Allahü teâlâ ve melekler ve her canlı, insanlara iyilik öğreten müslümânlara düâ ederler), (Kıyâmet günü önce Peygamberler, sonra âlimler sonra şehîdler şefâat edeceklerdir). (Ey insanlar, biliniz ki, ilim âlimden işiterek öğrenilir). (İlim öğreniniz. İlim öğrenmek, ibâdettir. İlim öğretene ve öğrenene cihâd sevâbı vardır). (İlm öğretmek sadaka vermek gibidir. Âlimden ilim öğrenmek teheccüd namazı kılmak gibidir). (İlim öğrenmek, bütün nâfile ibâdetlerden daha sevâbdır. Çünkü, kendine de, öğreteceği kimselere de fâidesi vardır). (Başkalarına öğretmek için öğrenen kimseye, Sıddîklar sevâbı verilir). (İlim hazinedir. Anahtarı sorup öğrenmektir). (İlim öğreniniz ve öğretiniz). (Herşeyin kaynağı vardır. Takvânın kaynağı, âriflerin kalbleridir). (İlim öğretmek günâhlara keffârettir).