1.CİLD 231.MEKTÛB - kainatingunesi.com

 

İMÂM-I RABBÂNÎ AHMEDÎ FÂRÛKÎ SERHENDÎ

1.CİLD

231.MEKTÛB

 

Bu mektûb, mîr Muhammed Nu’mâna yazılmıştır. Yüksek sesle zikrin bid’at olması sebebi açıklanmaktadır:

Allahü teâlâya hamd ederiz. Onun sevgili Peygamberine  ve Âline ve Eshâbına salât ve selâm ederiz! Birinci mektûb, her ne kadar sıkıntılı idi ise de, ikincisi yumuşak ve uygun yazılmış idi ve çalıştığınızı bildiriyordu.

Sevgili Kardeşim! Mîr Sa’deddîn yola çıkarken mektûb istedi. O günlerde, gönlümde darlık vardı. Aklım başımda değildi. Birşey yazamadım. Mevlânâ yâr Muhammed Cedîde, yazmasını söylemiştim. Aklım başımda olmadığı o zamanda, eğer uygunsuz bir kelime yazılmış ise, kusura bakmayınız. Bununla berâber, az birşey sizi incitmemelidir. İşinizi karıştırmamalıdır. Allahü teâlâ göstermesin aramızda hiçbir kırıklık yoktur. Kırılmış, üzülmüş olarak birşey yazılmış değildir. Nasihat olarak bir şey yazılmış ise, sevinmek lâzım gelir. İkinci mektûbunuza çok sevindik. Her işte ateşli olmalıdır. Soğukluk ve gevşeklik düşmanlara olsun!

Süâl: Husûl ile vüsûl arasındaki fark nedir?

Cevâb: Kardeşim! Husûlde uzaklık vardır. Vüsûl ise çok gücdür. Ankâ kuşunu, kendimize göre bir şekil vererek düşünürsek, hâfızamızda Ankâ hâsıl oldu denebilir. Fakat, Ankâya vâsıl olunmamıştır. Çünki birşeyin zılli, yâni ikinci bir mertebede görünmesi, hâsıl olmasına mani olmaz. Fakat, vâsıl olmak için, zılden kurtulmak lâzımdır.

Süâl: Peygamberlerin mebde-i te’ayyünleri olan ismler, Evliyânın da, mebde-i te’ayyünleri midirler? Böyle ise, aralarındaki fark nedir?

Cevâb: Peygamberlerin, mebde-i te’ayyünleri, Allahü teâlânın ismlerinin bütünüdür. Evliyânın mebde-i te’ayyünleri ise, bu ismlerin parçalarıdır. Bu parçalar, o bütünlerin altındadır. Parçalarıdır demek, yalnız bir bakımdan düşünülmektedir demektir. Meselâ, bütün irâde ile, yalnız birşeyi irâde gibidir. Evliyâ  Peygamberlere uymakla yükselebildikleri için, o bir bakımı, ortadan kaldırarak, bütüne kavuşabilirler. Bu ayrılığı, birkaç mektûbumda açıklamıştım. Düşününce hâtırlarsınız.

Süâl: Yüksek sesle zikr bid’at olduğu için yasak ediliyor. Hâlbuki, böyle zikr etmek tatlı oluyor. İnsan bırakmak istemiyor. Cübbe, kuşak, don ve pantalon ve birçok başka şeyler de, Resûlullahın zamanında yoktu. Onları niçin yasak etmiyorlar?

Cevâb: Yavrum! Resûlullahın kullandığı şeyler, yaptığı işler, iki dürlü idi: Biri ibâdet olarak yaptığı işler idi. İkincisi, âdet olarak yaptıkları idi. İbâdet olarak yaptığı işlerin tersi, (Bid’at) olur. Böyle uygunsuz işleri yasak ederiz. Bunlar, dinde reform, değişiklik olur ki, buna hiç izn yoktur. Bir şehrin, bulunduğu memleketin âdetine uyarak yaptığı işlerin tersine, bu işlerin aksine olan şeyler bid’at olmaz. Bunları yasak etmeyiz. Böyle işlerin dinle ilgisi yoktur. Âdet olunca yapılır, âdet olmazsa yapılmazlar. Din ve ibâdet olarak yapılmazlar. Çünki, her memleketin âdetleri başkadır. Birbirlerine uymaz. Bir memleketin âdetleri bile, zamanla değişir. Böyle olmakla berâber, âdetlerde de sünnete uymak faydalı olur. Saadetlere yol açar. Allahü teâlâ bizi ve sizi, Peygamberlerin efendisinin yolunda bulundursun. Vesselâm.