Ziyneti Kocabıyık

Şu sözleri ne kadar sık duyuyoruz değil mi? “Dünyaları yiyorum doymuyorum”, “Su içsem yarıyor”, “Her şeyi bırakabilirim ama tatlıyı asla!”, “Gece atıştırmadan uykuya dalamam ki”,  “Bu pazartesi de olmadı”, “Aslında hiçbir şey yemiyorum ama bu kilolar nereden geliyor?”…

Bu ifadeler size çok tanıdık geliyor olabilir. Çoğu bizzat söylediğimiz ya da çevremizden çok sık duyduğumuz sözler. Pek çok kişi yemeğe dair isteğinin kendisi dışında bir şeye dönüştüğünü ve kontrol edemediğini hissedebiliyor. Ancak ne yapacağını tam olarak bilmiyor. Kilolarından şikâyet eden kişinin fiziksel açlığıyla duygusal açlığı arasındaki farkı ayırt etmesinin büyük önem taşıdığını söyleyen Türkiye Hastanesi Psikoloğu Hatice Çizmecioğlu, kilo vermek isteyen kişinin diyetisyen desteğinin yanında psikolojik destek de alması gerektiğine dikkat çekti.

Fiziksel açlığın kişinin hayatta kalmasını sağlayan temel enerjiyi alması için bedenin kişiye yolladığı fizyolojik tepkiler olduğunu hatırlatan Çizmecioğlu “Kişinin, cinsiyet, yaş, hayat şartlarını göz önüne aldığımızda asgari düzeyde ihtiyacı olan bir kalori değeri vardır. Kilo vermek isteyen kişi bu kaloriyi diyetisyen eşliğinde ayarlayabilir; yine diyetisyeninin yönlendirmesi ile kendine uygun bir beslenme tarzı belirleyebilir. Ancak yine de istediği kiloya inemiyorsa bunun en önemli sebebi duygusal açlık dediğimiz psikolojik kökenli açlık duygusunun fiziksel açlığın önüne geçmesidir” dedi.

DUYGUSAL YİYORUZ
İnsanların duygusal ihtiyaçlarını en hızlı ve kolay ama geçici olarak yemeyle kapatmaya çalıştığını hatırlatan Çizmecioğlu “Bu durumda yemek, fiziksel bir ihtiyacın çok daha ötesine geçer. Fakat yemekle birlikte alınan anlık hazzın peşinden gelen pişmanlık duygusu ve kilolar kişiyi daha derin psikolojik sıkıntılara sürükler. En başta özgüven algısı bu durumdan olumsuz etkilenir. Böylece başlangıçta duygusal bir ihtiyacı kapatmak için kişinin hayatına giren yemek yeme dürtüsü daha sonra büyük bir probleme dönüşür. Çünkü kişi duygusal açlığına sebep olan psikolojik problemlerini çözmeyip geçici rahatlama vermesi için yemeye daha fazla sarılınca kilo artar. Kilo arttıkça da kişinin meseleleri daha da büyür” dedi.

DESTEK ŞART
Yemenin psikolojik kökenlerinin keşfedilip, bunlara dair çözümler bulunmasının yapılan diyetlerin daha başarılı ve kalıcı olmasını sağlayacağını vurgulayan Çizmecioğlu “Çünkü diyetisyen eşliğinde yapılan diyet programı ile kişi kendisinin fiziksel açlığını gidermeyi öğrenirken, psikoterapi sürecinde de ‘yemeyi’ hayatında ne gibi bir duygusal problemin geçici bir çözümü olarak bulundurduğunu fark edecektir” dedi.

Hızlı ye çabuk doy
Kilonun aslında duygusal bir problemin dışa vurumu olduğunu söyleyen Hatice Çizmecioğlu “Duygusal açlıkta yeme davranışını arttıran en önemli güdü en hızlı ve kolay yoldan kendini mutlu hissetmektir. Yenilen yemekte beynin limbik sisteminden salgılanan dopamin denilen ödül-hazdan da sorumlu nörotransmitterin etkisi büyüktür. Çünkü yemek ve haz ilişkisi, bağımlılıkla aynı mekanizmaya sahiptir. Yenilen yemeğin türleri çeşitlense de daha hızlı dopaminin salgılanmasını sağladığı için fast food, tatlı, yumuşak karbonhidrat ağırlıklı yiyeceklerin daha fazla tüketildiği görülür” dedi. Çizmecioğlu, kişilerin mantığının etkisini kaybettiği ve duygusal tarafının ağırlık kazandığı gece vakitlerinde ve yalnızken daha çok yediklerini anlattı.