AKBIYIK SULTÂN - kainatingunesi.com

Sultan İkinci Murâd Hân ve Fâtih Sultan Mehmed Hân devrinde yaşıyan evliyânın büyüklerinden. İsmi, Ahmed Şemseddîn’dir. Doğum târihi bilinmemektedir. 860 (m. 1456) senesinde Bursa’da vefât etti. Yaptırmış olduğu dergâhının yanındaki türbesine defnedildi.

Akbıyık Sultân, Sultan İkinci Murâd Hân zamanında yetişti. Sultan İkinci Murâd Hân zamanında Varna seferine iştirâk etti. İstanbul’un fethi sırasında, Akşemseddîn ile beraber Sultânın yanında bulundu. Sultan İkinci Murâd Hân, 841 (m. 1437) senesinde bir temliknâme ile Yenişehir köylerinden birini bu zâta verdi. Fâtih Sultan Mehmed Hân da bu temliknâmeyi tasdik etti. Bu sayede, malının hesabını bilmiyecek kadar zengin olan Akbıyık Sultân, bütün servetini sadaka olarak dağıttı. Bursa’da yaptırdığı imârette, fakirleri ve garipleri yedirir, muhtaç olanlara yardımda bulunurdu.

Akbıyık, Sultân, Hacı Bayram-ı Velî’nin talebelerinden idi. Mal ve mülk ile meşgûliyeti sebebiyle, hocası birgün ona; “Yavrum dünyâ fânidir (gelip geçicidir). Malı, mülkü elde kalmaz. Ne kadar mal olsa, murâd alınmaz. Gâfil olma, geri dönülmez. Bak! (devamlı) olan işle meşgûl olman lâzımdır” dedi. Akbıyık Sultân da; “Hocam! Dünyâ âhıretin tarlasıdır. Dünyâ malı ile meşgûl olmak îcâb etmez mi?” deyince, hocası; “Evlâdım, madem ki dünyâyı terk edemiyorsun, öyle ise bizi terket!” buyurdu. Akbıyık Sultân dışarıya çıkarken, sarığı kapıya ilişip başından düştü. Bunu, hocasının kerâmeti bilip, bir daha başına birşey giymedi.

Akbıyık Sultân, gönlü Allahü teâlânın sevgisi ile dolu olarak kendi hâlinde yaşadı. Mal ve mülk ile meşgûl olmadığı hâlde, serveti gittikçe arttı. Bu arada Akbıyık Sultân, Alâeddîn Ali el-Arabî’nin derslerini dinledi ve ilim tahsiline devam etti.

Daha sonra, hocası Hacı Bayram-ı Veli tarafından tekrar talebeliğe kabûl edildi. Tasavvuf yolunda yüksek derecelere kavuştu. Hacı Bayram-ı Velî’nin sekiz meşhûr halifesinden biri oldu.

İstanbul’da bir, Bursa’da iki mahalle ve dergâhı ve câmisi Akbıyık adıyla anılır.

1) Şakâyık-ı Nu’mâniyye cild-1 sh. 116

2) Zeyl-i Şakâyık-ı Nu’mâniyye sh. 126