Canan Eraslan

Çocuklar… En değerli varlıklarımız. Onlar doğduktan sonra daha önce bizim için çok önemli zannettiğimiz birçok şeyi gözümüz bile görmüyor. Her adımı onlar için atıyor, onlar için birçok şeyden vazgeçiyoruz. ‘Yemeyip yedirmek, giymeyip giydirmek’ gibi bir deyimimiz bile var malum; evlatlar için söylenen…

Çocuklarımız çok değerli de, acaba yetiştirirken, verdiğimizi söylediğimiz değere yaraşacak kadar iyi yetiştirebiliyor muyuz onları?
Elbette her anne ve baba en iyisini ister ama, ‘en iyinin’ ne olduğu konusunda yanlışa düştüğümüz de çok oluyor. Çünkü ‘en değerlimiz’ olan çocukları koruyalım derken, onların gelecekte zayıf, kendinden emin olmayan, bildiğini gösteremeyen, atacağı her adımda anne ve babasının onayını bekleyen ve sonuçta başarısız, mutsuz bir birey olmasına sebep olabiliriz. Peki çocuklara nasıl davranırsak, onların mutlu ve başarılı olmasına yardımcı oluruz? Bunun yolu çocuktan çocuğa, aileden aileye değişse de temel noktalar var.
Öncelikle çocukları özgüveni yüksek bireyler olarak yetiştirmeliyiz ki, her sorunla başa çıkabilsin, ayakta kalmayı bilsin. Çocuk özgüveni öncelikle anne ve babasından görerek öğrenir. Bu yüzden aileler, çocuklarının nasıl olmasını istiyorsa, o yönde davranış biçimi sergilemeli. Ebeveyn, aşırı koruyucu, baskıcı ya da mükemmeliyetçiyse, çocukların özgüvensiz olma ihtimali çok yüksek. Aşırı korumacı aileler, çocuklarının kendileri olmadan hiçbir şey yapamayacağını, asla doğru karar veremeyeceğini zanneder ve her adımlarını sorgular. Bu da çocuğun “ben yapamam” duygusunu artırır. Kendileri ani gelişen bir öz güvenle bir şey yapmaya kalktığında ailesi tarafından durdurulan “Dur, düşersin, kırarsın, yapamazsın” gibi sözlerle güveni zedelenen çocuk iyice içine kapanır, sosyal becerileri zayıflar, konuşmaktan kaçınır, kendini ifade etmek istemez ve kısık sesle konuşurlar. Sorulara ise genellikle 1-2 kelimeyle karşılık verir. Konuşurken iki yana sallanan, ellerini, kollarını fazlaca hareket ettiren, konuştuğu kişinin yüzüne değil, yere ve başka taraflara bakan çocuklar, bilin ki gelişememiş, korkan ve kendine güveni olmayan birey olma adayıdır… O bireyler ise toplumda kabul görmeyen, yalnızlaşan ve psikolojik sorunların içine düşenlerdir… Bunu söyleyen, Çocuk Gelişim Uzmanı Ayşegül Duru Dinç. Uzmanımız, çocukların davranışlarının yanı sıra çizdiklerine, oyunlarına da çok dikkat edilmesi gerektiğini söylüyor.

Televizyonda ağlatan sahne
Çocukların anne ve babasına ihtiyacı büyük. Sevgisine, ilgisine, sarılmasına takdir ve teşvik etmesine de… Bir kanalda ‘Kadın’ diye bir dizi var. Oradaki yan rollerden biri, doktorluğu anneliğinin çok önüme geçmiş bir kadın. Dizinin bir bölümünde ilacından okuluna kadar çocuğunun her şeyiyle ilgilenen bir baba “Hiçbir şey istemiyorum, annemi özledim” diyen çocuğunu, annesinin iş yerine, yani hastaneye götürüyor. Orada çocuğu ve eşini karşısında gören kadın, “Burada hastaların ziyaretçisi olur, doktorların değil” diyerek azarlıyor eşini. O da “Ama seni çok özledi” dediğinde ise “Ben doktorum. Anne olmak da istemiyorum, boşanalım” diyor çocuğunun gözleri önünde. O günden sonra çocuk uyumuş gibi yapıp annesinin uyumasını bekliyor. Annesi uyuduktan sonra gelip onu seviyor. Annesini uyurken öpüyor. Bu çocuğun eksik büyümemesi mümkün mü? Problemsiz olması peki?
Aynı bu ve benzerleri gibi, bütün gün çocuğu yanında olduğu halde onunla bire bir ilgilenmeyen, oynamayan anne de işte bu ‘anne olmak istemedim’ diyen kadın kadar ilgisizdir aslında çocuğuyla.

Çizdikleri çok küçükse telaşlanın
Konuşmayan, konuşmaktan çekinen çocukların çizdiklerine iyi bakın. Hatta bir çocuk gelişim uzmanı ile görüşerek çocuğunuzun çizdiklerinin ne anlama geldiğini görüşün. Eğer bir çocuk kâğıdın küçük bir bölümünü kullanıyorsa, çizdiği objeler küçükse, çizdiği insanların kolları bacakları eksikse, çocuğun özgüven eksiği olduğunu anlayabilirsiniz. Çocuğunuz akranlarıyla bile oynayamıyorsa, aktivitelere uyum gösteremiyorsa büyüdüğünde de uyumsuz birey olma ihtimali yüksektir. Bu yüzden resimlerine dikkat. Ben de çocuğumun
‘yabancılardan’ korkusunu bu resimlerini pedagoga gösterdiğimde anlamıştım.

Yalan söylediyse yüzüne vurmayın
Çocuk bazı durumlarda yalana başvurabilir. Bunun problem hâline gelmemesi içine yalana inanmasanız da inanmış gibi yapmayın. Yalan olduğunu fark ettiğinizi gösterin ama ‘yalancı’ ya da ‘yalan söylüyorsun’ gibi sözlerle rencide etmeyin. “Tamam, bu şakaydı anladım ama bir daha tekrar etme” diyebilirsiniz mesela. “Seni şakacı” gibi bir şey de olabilir ama çocuk buna devam ediyorsa yine dönüp kendimize bakmakta yarar var. Çocuk sizin yalan söylediğinizi fark ederse, bu çirkin hareket onun gözünde normalleşecek ve devam edecek. Onun için hep söylediğimiz gibi, önce çocuğa örnek olup, sonra  ondan iyi ve doğru olmasını isteyeceğiz.

www.turkiyegazetesi.com.tr / 27.11.2017