Bir Siyah Kölenin Elbiselerini Yıkaması - kainatingunesi.com

Altmışdokuzuncu Menâkıb: Ömer “radıyallahü teâlâ anh” hazretleri bir gün, mescidde mubârek başını koyup, tam yatacakdı. Tam o sırada bir kara köle, seslenip, dedi: Kalk, yâ Emîr-el mü’minîn. Önce bana insâf eyle. Rabbil âlemîn kıyâmet günü benim hakkımı senden alır.

Hazret-i Ömer “radıyallahü teâlâ anh” acele kalkıp, onun sözü gönlüne fazla te’sîr etdi. Buyurdu ki: Ne iş yaparsın. Yardım edeyim. O köle dedi ki, ben düşkün bir kişiyim. Elbisemi yıkayasın ve temizleyesin. Mübtelâlara (düşkünlere), dervişlere, hastalara yardım etmek senin üzerine vâcibdir.

Ömer “radıyallahü teâlâ anh” dedi: Evet, Hak senin elindedir. Ne buyurur isen öylece yapacağım. O kendi esvâblarını çıkardı ve dedi; yâ Emîr-el mü’minîn! Sen esvâbını bana ver; giyineyim ki, çıplaklığa sabr edemem.

Ömer “radıyallahü teâlâ anh” hazretleri esvâbını çıkarıp, ona verdi. Kendi beline bir peştemâl bağladı. Kölenin elbisesini yıkadı. Ondan özrler diledi. Ona taltîf gösterdi. Yumuşak sözler ile halâllik diledi.

Köle dedi, yâ Emîr-el mü’minîn, eğer sana acımasam, halâl etmezdim. Sen bilirsin ki, kıyâmet gününde, şarkdan-garba müslimânların çıplakları ve açları ve za’îfleri ve fakîrleri ve mübtelâları haklarından seni süâl ederler. Allahü teâlâ hazretleri bunlar haklarından sana süâl eder, sen ne cevâb verirsin. Ömer “radıyallahü teâlâ anh” çok ağladı. Yine köleden özrler diledi. Gönlünü hoş etdi. Kendi elbisesini ona bağışladı. Ağlıyarak geri döndü. “Radıyallahü teâlâ anh”.