Bulgar zulmü - kainatingunesi.com

1988 yılı başında Bulgaristan’dan Türkiye’ye getirilen Aysel Özgür hatıralarını Türkiye Gazetesi’ne anlatırken soluklanıyor ve gene düşünüyor… Gene tereddüt içinde… Sonra gözlerinden yaşlar boşanıyor, acı içinde kekeliyor…

“Bu anlatacaklarım size orada kalanların nasıl bir eziyet altında olduklarını belli etmeye yeter de artar bile… Bu olay bizim oralarda dilden dile dolaşıyor. Herkes kendi derdini bıraktı da günlerce ağladı. Kırcaalili doktor kadının başına gelenlere…

İşte Kırcaali’nin eski adıyla Yusuflu, Bulgar adıyla Ardino diye bir köyü var… Bu köyde Emine Aliev ve Ali Aliev adlı doktor karı koca çocuklarını sünnet edememenin acısını yaşıyorlarmış. Çocuğun babaannesi de hergün (Siz sünnet edin, polis farkederse benim yaptırdığımı söylersiniz. Nasıl olsa çok yaşadım, öldürseler de gam yemem.) dermiş. Çâresiz geçenlerde Emine doktor gizlice sünnet etmiş çocuğunu. Birkaç gün sonra çocuğu bakımevine bırakacak olmuşlar. Kontrol sırasında çocuğun sünnet olduğu ortaya çıkınca, anneyi de babayı da toplamışlar. Basmışlar köteği… Anne suçu üzerine almak istemiş… Belki kadın olduğu için fazla eziyet etmezler diye düşünmüşler kocayı salmışlar.

Böyle olunca aradan 4 gün geçtikten sonra köye tabut içinde doktor kadının cesedini getirmiş polisler. Tabutu açtırmadan, mezarını da kocasına kazdırarak gömdürmüşler.. Birkaç gün geçtikten, polisler çekildikten sonra birkaç kişi toplanıp mezarı açıyorlar. Gördükleri karşısında bir daha kahroluyorlar… Çünkü çocuğunu sünnet eden annenin gözlerini oymuşlar. Vücudunun her tarafını delik deşik etmişler. Sünneti yapan ellerini bileklerinden kesmişler!… Herkes birbirine anlatır da ağlar bunları, şimdiki gibi… ..”

“Ramazan günlerinde çok eziyet ederlerdi. Namaz, oruç yasak, teravih yasak… .Duâ desen yok… Geçen Ramazan Bayramı öyle bir sıkı tedbir aldılar ki, kimse bayram namazına gidemedi… Bayramlaşma da gizli gizli yapılabiliyordu… … ”

17/18 Ocak 1989 – www.turktakvim.com