Cenaze namazı - kainatingunesi.com

Bir mü’minin vefât etdiğini haber alan erkeklere, erkek yoksa, kadınlara cenaze nemâzı kılmak, gasl, techiz ve defn farz-ı kifâyedir. Ehemmiyyet vermiyen, kâfir olur.

Cenâze nemâzının farzı ikidir:

1 — Dört kerre tekbîr getirmekdir. 2 — Ayakda kılmakdır. Özrsüz, oturarak veyâ hayvân üstünde kılmak câiz değildir. Yağmurdan, çamurdan dolayı hayvândan inemezse câiz olur.

Cenâze nemâzının sünneti üçdür:

1 — Sübhâneke okumak.

2 — Salevât okumakdır. Çünki, düâdan önce salevât okumak, düânın sünnetidir. 3 — Kendine ve meyyite ve bütün müslimânlara afv ve magfiret için bildirilmiş olan düâlardan bildiğini okumak.

İntihâr eden, ya’nî kendini öldüren kimse, hemen ölse bile, yıkanır ve nemâzı kılınır. İntihâr etmenin, başkasını öldürmekden dahâ büyük günâh olduğu (Hindiyye)de yazılıdır.

[Kırkıncı gün burnu düşmesi, elliüçüncü gecesi çürümeğe başlaması ve bu gecelerde mevlid okutmalı gibi sözler doğru değildir. Ahmed isminde bir türbedârın rü’yâda gördüm diye söylediği şeylerdir. Meyyite yapılan her hizmet ibâdetdir. İbâdetler, yalnız âyet-i kerîme, hadîsi şerîfler ve müctehidlerin sözü ile belli olur. Şunun, bunun emri ile, rü’yâ ile ibâdetler değişdirilemez. İbâdetleri değişdirmek, bozmak istiyenler kâfir olur. Ölülere Kur’ânı kerîm okumak, sadaka vermek, düâ etmek gibi yardımları yapmak için, elliüçüncü gecesini beklememeli, birinci günü yaparak, imdâdına bir ân önce yetişmelidir. Bu yardımları, yedinci, kırkıncı, elliüçüncü gecelere bırakmak, boğulmak üzere olan birine, biraz bekle yardıma birkaç gün sonra geleceğim demeğe benzer. Muhammed Ma’sûm hazretleri (Mektûbât)ının birinci cildi, onbirinci mektûbunda buyuruyor ki, (Âdet olarak, riyâ, gösteriş olarak değil de, Allah rızâsı için, fakîrlere yemek, sadaka verip, sevâblarını meyyitin rûhuna göndermek, iyi olur ve büyük ibâdet olur. Fekat, bunun belli gün veyâ gecede yapılması için güvenilir bir haber yokdur. Ya’nî aslı yokdur). İstanbul gazetelerinde, hıristiyan ölülerine, kırkıncı günlerinde mezârlıklarında âyîn yapılacağını, tanıdıklarını oraya çağırdıklarını çok okudum. Onlara sordum. Kırkıncı gün ölüye yardım yapmak âdetimizdir dediler. Ölüler için sadaka, mevlid gibi hayrâtın belli günlerde yapılmasının müslimânlara hıristiyanlardan sirâyet etmiş olduğu anlaşılmakdadır.]

Cenâze nemâzı kılınacağı zemân, câmi’lerde tesbîhleri terk etmemelidir. Cenâze nemâzını acele kılmak vâcib olduğu için tesbîhleri terk ediyoruz diyenler yanılıyorlar. Cenâze nemâzını acele kılmak vâcib değildir, müstehabdır. Cenâze nemâzını, cemâ’at çok olsun diyerek bekletmek mekrûh olduğu hâlde, cemâ’at çok olmak için, cenâzeyi sâatlerce bekletip, sonra acele etmek vâcib diyerek, Âyet-el kürsîyi ve nemâz tesbîhlerini terk etmek pek yanlışdır.

Cenâze nemâzı kılındıkdan sonra tabutun yanında düâ etmek câiz değildir. (Zübdet-ül-makâmât)da diyor ki, (İmâmı Rabbânî “kaddesallahü teâlâ sirrehül’azîz” hazretlerinin cenâze nemâzı kılındıkdan sonra, durup düâ yapılmadı. Hemen mezârlığa götürüldü. Cenâze nemâzından sonra, ayakda düâ etmenin mekrûh olduğu, fıkh kitâblarında yazılıdır. Ba’zı imâmlar yapıyorlar ise de, sünnete uygun değildir.

Meyyit için sessiz ağlamak câizdir. (Şerh-us-sudûr) ve (Berekât)da, (Mü’minin ölümüne gökler ağlar) yazılıdır. Meyyit için yüksek sesle ağlamak, mâtem tutmak, siyâh elbise giymek, siyâh perdeler ve rozetler, işâretler asmak, mâtem işâretleri, resmini taşımak câiz değildir. (Hazânet-ür-rivâyât) sâhibi “rahmetullahi teâlâ aleyh” diyor ki, (Cenâzeye ve cenâze çıkan yere siyâh örtmek ve siyâh giyinmek câiz değildir.)]

Sedat Özdal – 16.05.2008