(CENNET YOLU İLMİHALİ) SON SÖZ - kainatingunesi.com

SON SÖZ

Canlı cansız bütün varlıkların bir düzen içinde olduklarını görüyoruz. Her maddenin yapısında, her olayda, her reaksiyonda, hiç değişmiyen nizâm, matematik bağlantılar olduğunu öğreniyoruz. Bu düzenleri, bağlantıları, fizik, kimyâ, astronomi ve biyoloji kanûnları diye ismlendiriyoruz. Bu değişmez düzenden faydalanarak, sanayi, fabrikalar kuruyor, ilâclar yapıyor, aya gidiyor, yıldızlarla, atomlarla bağlantı kuruyoruz. Radyolar, televizyonlar, elektronik beyinler yapıyoruz. Mahlûklarda, bu düzen olmasaydı, herşey rastgele olsaydı, bunların hiçbirini yapamazdık. Herşey çarpışır, bozulur, felaketler olurdu. Herşey yok olurdu.

Varlıkların düzenli, bağlantılı, kanûnlu olmaları, bunların kendiliklerinden, rastgele var olmadıklarını, herşeyin bilgili, kudretli, gören, işiten, dilediğini yapan bir varlık tarafından var edildiklerini göstermektedir. O, dilediklerini var etmekte ve yok etmektedir. Herşeyi var etmeye ve yok etmeye, başka şeyleri sebep yapmıştır. Sebepsiz yaratsaydı, varlıkların birbiri arasında bu düzen olmazdı. Herşey karma-karışık olurdu. Onun varlığı da belli olmazdı. Hem de, fen, medeniyet hâsıl olamazdı.

O, varlığını bu düzen ile belli ettiği gibi, kullarına çok acıyarak, var olduğunu ayrıca da bildirmiştir. Âdem aleyhisselâmdan başlıyarak, her asırda , dünyanın her yerindeki insanlar arasından en iyi, en üstün olarak yarattığı birisine melek ile haber göndererek, kendini ve kendi ismlerini bildirmiş ve insanların dünyada ve âhırette rahat etmeleri, iyi yaşamaları için, ne yapmaları ve nelerden sakınmaları lâzım olduğunu açıklamıştır. Böyle üstün insanlara (Peygamber) denir. Bildirdikleri şeylere (Din) denir. İnsanlar eski şeyleri unuttukları için ve her zaman bulunan kötü kimseler, Peygamberlerin kitaplarını ve sözlerini değiştirdiklerinden, eski dinler unutulmuş, bozulmuştur. Kötü insanlar, uydurma dinler de meydana getirmişlerdir.

Herşeyi yaratan yüce Allah, insanlara çok acıdığı için, kullarına son bir Peygamber ve yeni bir din göndermiştir. Bu dîni, kıyâmete kadar koruyacağını, kötü insanlar saldıracaklar, değiştirmeye, bozmaya kalkışacaklar ise de, kendisi bunu, bozulmamış olarak her yere yayacağını müjdelemiştir.

Allahü teâlâya şükrler olsun ki, daha küçük iken, bir olan yaratıcıya inanmış bulunuyoruz. Onun isminin (Allah) olduğunu ve son Peygamberinin (Muhammed) aleyhisselâm olduğunu ve bunun bildirdiği dînin (İslâmiyet) olduğunu öğrenmek saadetine kavuştuk. Bu islâm dînini doğru olarak anlamak istedik. Lisede, üniversitede okurken, onu öğretecek bir kaynak aradık. Fakat, masonlara, komünistlere satılmış fen taklîdcileri ile, vehhâbîlere satılmış, mezhepsiz olmuş kimseler, gençliğin etrâfını sarmış idi. Dinlerini, dünyaya satmış olan bu mürtedler ve sapıklar,

öyle kurnaz çalışmışlar ki, doğru yolu seçip ayırabilmek imkânsız olmuştu. Allahü teâlâya yalvarmaktan başka çâre yoktu. Yüce Allahımız, Ehl-i sünnet âlimlerinin kitaplarını okumak nasip eyledi. Fakat, ilerici geçinen (Fen yobazları)nın, fen bilgisi diyerek ve dîni dünya çıkarlarına âlet eden (Din yobazları)nın Kur’an tercümesi diyerek aşılamış oldukları bozuk fikirler, ruhumuza işlemişti. Allahü teâlâya sonsuz şükrler olsun ki, hakîkî din adamlarının uyarması ile, iyiyi kötüden ayırmaya başladık. Kafamıza yerleştirilmiş olanların ilim değil, yaldızlanmış zehir olduklarını, bunların te’sîri ile kalbimizin kararmış olduğunu anlıyabildik. Ehl-i sünnet âlimlerinin kitaplarını görmeseydik, dostu düşmandan ayıramıyacak, nefslerimizin ve din düşmanlarının hîlelerine, yalanlarına aldanacaktık. Dinsizliği, ahlâksızlığı ilericilik olarak tanıtan, sinsi düşmanların tuzaklarından kurtulamıyacaktık. Hâlis, temiz müslüman olan anamızla, babamızla ve onlardan edindiğimiz islâm bilgileri ile alay edecektik. Sevgili Peygamberimiz, islâm düşmanlarının tuzaklarına düşmememiz için, bizi îkaz ediyor: (Dîninizi ricâlin ağızlarından öğreniniz!) buyuruyor. Ricâl, yâni hakîkî din âlimi bulamayınca, bunların kitaplarından öğreneceğiz. Bid’at sahiplerinin, mezhepsiz, câhil din adamlarının din kitapları, kâfirlerin kitapları gibi çok zararlıdır.

Kadınların, kızların başları, saçları, kolları, bacakları açık, erkeklerin de dizleri ile göbek arası açık olarak başkasının yanına çıkmaları haramdır. Yâni, Allahü teâlâ, bunları yasak etmiştir. Allahü teâlânın emirlerini ve yasaklarını bildiren dört hak mezhep, erkeklerin avret yerlerini, yâni bakması ve başkasına göstermesi yasak edilmiş olan uzvlarını farklı olarak bildirmişlerdir. Her müslümanın, bulunduğu mezhebin bildirdiği avret yerini örtmesi farzdır. Buraları açık olanlara, başkalarının bakmaları haramdır. (Kimyâ-i saadet)de diyor ki, (Kadınların, kızların, başı, saçı, kolları, bacakları açık sokağa çıkmaları haram olduğu gibi, ince, süslü, dar, hoş kokulu elbise ile çıkmaları da haramdır. Böyle çıkmalarına izin veren, râzı olan, beğenen anası, babası, zevci ve kardeşi de, onun günahına ve azâbına ortak olurlar). Yâni, Cehennemde birlikte yanacaklardır. Eğer tevbe ederlerse, affolunur, yakılmazlar. Allahü teâlâ, tevbe edenleri sever. Âkıl, bâlig olan kızların ve kadınların, yabancı erkeklere görünmemeleri, hicretin üçüncü senesinde emrolundu. İngiliz câsûslarının ve bunların tuzaklarına düşmüş olan câhillerin, Hicâb âyeti gelmeden evvel olan örtünmemeyi ileri sürerek, örtünmeyi sonradan fıkhcılar uydurdu demelerine aldanmamalıdır.

Tekrar bildirelim ki, bir çocuk âkıl ve bâlig olunca, yâni iyiyi fenadan ayıracak ve evlenecek yaşa gelince, hemen îmanın altı şartını öğrenmesi, sonra (Şeriat)i, yâni farzları, helâl ve haram olan şeyleri öğrenmesi, buna farz olur. Bunları, anasına, babasına, akrabâsına, ahbâbına sorup öğrenmesi farz olur. Müslüman olan bir kâfirin de, hemen bir din adamına, müftiye gidip, bunları öğrenmesi, bunların da öğretmeleri veya hakîkî bir din kitabı hediye edip buradan okuyup öğrenmesini tenbîh etmeleri farz olur.Aferin, aferin deyip, öğretmezlerse veya kitap vermezlerse, farzı yapmamış olurlar. Farzı yapmıyan, Cehennemde yanacaktır. Din adamı ve kitap arayıp da, buluncıya kadar öğrenmemesi özr olur.

Okuduğumuz doğru islâm bilgilerini gençlere duyurmak için ve herkesin dünyada rahata, huzura ve âhırette sonsuz nîmetlere kavuşmalarına hizmet etmek için, Ehl-i sünnet âlimlerinin kitaplarından seçme, kıymetli yazıları neşreylemeye inşâallah devam edeceğiz. Murâdlara nâil olmak için, (Salâten tüncînâ) okumalıdır: (Allahümme salli alâ seyyidinâ Muhammedin ve alâ âl-i seyyidinâ Muhammedin salâten tüncînâ bihâ min cemî’il ahvâl-i vel-âfât ve taktî lenâ bihâ cemî’al hâcât ve tütahhirünâ bihâ min cemi’isseyyiât ve terfe’unâ bihâ a’ledderecât ve tübelligunâ bihâ akselgâyât min cemî’il hayrât-i fil hayati ve ba’del-memât).