"Çok acı olsa da hakkı söyleyiniz" - kainatingunesi.com

“Çok acı olsa da hakkı söyleyiniz”: Fitne olmadığı, yani dînine veya dünyasına veya başkalarına zarar olmadığı zaman, haram ve mekruh işleyene mâni olmak lâzımdır.

Kudreti olduğu, gücü yetiği hâlde, haram işleyene, mesela çocuğunun, maiyetinde çalışanın haram işlemesine mâni olmamak, göz yummak dinde gevşekliği gösterir. Fitne olmadığı, yani dînine veya dünyasına veya başkalarına zarar olmadığı zaman, haram ve mekruh işleyene mâni olmak lâzımdır. Mâni olmamak, susmak haram olur. Susmak çok yerde iyidir. Fakat, hakkı, hayrı söyleyecek yerde susulmaz. Peygamber efendimize,
-Yâ Resûlallah! Geçmiş ümmetlerden bir kısmına zelzele ile azap yapıldı. Toprak altında kaldılar. Bunların arasında sâlihler, iyi kimseler de vardı, dediklerinde buyurdu ki:

-Evet, sâlihler de birlikte helâk oldular. Çünkü, Allaha isyân olunurken susmuşlardı. Onlardan ayrılmamışlardı!..
(Bir kimse, Allahü teâlânın ihsân ettiği ilmi, lâzım olduğu zaman söylemezse, kıyâmet günü boynuna ateşten tasma takılacaktır) hadîs-i şerîfi dinde gevşekliğin harâm olduğunu göstermektedir.

Mâide sûresinde ellidördüncü âyet-i kerîmesinde meâlen, (Allah yolunda cihâd ederler, kötülenmekten korkmazlar) buyuruldu. Din gayreti olanların malları, canları ve sözleri ile ve kalemleri ile, Allah rızâsı için cihâd etmeleri lâzım olduğu, bu âyet-i kerîmede bildirilmektedir. Hadîs-i şerîfte, (Çok acı olsa da, hakkı söyleyiniz) buyuruldu.

Allahın sevgili bir kulu, hükümdar Mervân’ın yanında çalgı çalanları görünce, çalgı âletlerini kırdı. Mervân, bunun, arslanların arasına bırakılmasını emretti. Arslanların yanında, hemen namaza durdu. Arslanlar, bir zarar vermeyip bunu, yalamaya başladılar. Sabah olunca, bunu arslanların yanından alıp hükümdara getirdiler. “Arslanlardan korkmadın mı” dedi. “Hayır, onlardan korku, hâtırıma gelmedi” diye cevap verdi. Hükümdar, “Bütün geceyi düşünceli geçirmişsin. Ne düşündün” diye sordu. O da, “Arslanlar beni yalayınca, tükürükleri necis midir? Allahü teâlâ, namazımı kabul etti mi, etmedi mi diye düşündüm” dedi…

Kendisine veya başkalarına zarar gelmek korkusundan dolayı iyiliği emretmek ve harâmı menetmek mümkün olmazsa, böyle fitneye mâni olmak için susmaya, “Müdârâ” etmek denir. Kalbi, haramı menetmek istediği hâlde, müdârâ yapmak câizdir. Hattâ, sadaka sevâbı hâsıl olur. Müdârâ ederken tatlı dilli ve güler yüzlü olmak lâzımdır. Evinde, hanımına müdârâ etmeyen kimsenin rahatı, huzuru kalmaz.

Resûlullah efendimize bir misâfir geldi, (İçeri alınız! O, kötü bir insandır) buyurdu. İçeri girince, onunla tatlı ve neşeli konuştu. Gidince, yumuşak konuşmasının sebebi sorulduğunda buyurdu ki:
(Kıyâmette, en kötü yerde bulunacak kimse, dünyada zararından korunmak için ikrâm olunandır.)

Ahmet Demirbaş – 05.10.2018 – www.turkiyegazetesi.com.tr