DİN NEDİR? - kainatingunesi.com

Din Nedir?

Din, insanları dünya ve âhirette rahat ve huzura kavuşturmak, kurtuluşa götürmek için, Allahü Teâlâ tarafından gösterilen yol demektir. Din ismi altında insanların uydurduğu eğri yollara din denmez. Dünyada yaygın olan Brahmanlık, Mecusîlik ve Budistlik gibi sapık inanışlar, din değildir. Bunlara inanmak, insana sonsuz kurtuluşu sağlamaz.

Din, güzel ahlâk sahibi olmayı, mahlûklara merhameti ve büyüklere itâati, küçüklere şefkati emreden, insanları doğruluğa götüren (Allah yolu) dur. Dînin, şahsî menfaatler için kullanılması en büyük günahtır. İnsanlara karşı yumuşak davranmak, onlara iyilik etmek, onların işlerini güler yüzle, tatlı dille ve kolaylıkla yapmak, Allanın sevgisine kavuşturan yoldur. Bu hâl, insanın âhirette azaplardan kurtulmasına ve Cennet ni’metlerinin artmasına sebep olur.

Allahü teâlâ, Âdem aleyhisselâmdan beri, her bin senede, bir peygamber vasıtası ile, insanlara bir din göndermiştir. Bu peygamberlere (resul) denir. Her asırda, en temiz bir insanı peygamber yaparak, bunlar ile dinleri kuvvetlendirmiştir. Resullere tâbi olan bu Peygamberlere de (nebî) denir. Bütün peygamberler, hep aynı îmânı söylemiş, hepsi ümmetlerinden aynı şeylere îmân etmeyi istemişlerdir.

Din İnsanlara Niçin Lâzımdır ?

Din, insanlar için büyük bir ihtiyaçtır. Bir dine inancı olmayan zavallıların rûhu, bomboş kalır ve türlü türlü yalancıların yanlış fikirlerine sarılırlar. Çünkü insan, muhakkak bir inanışa bağlanmaya muhtaçtır. En ileri, en gelişmiş milletlere mensup olanlar bile bu ihtiyacı tatmin için, çeşitli sapık düşüncelere, uydurma mezheplere bağlanmışlardır.

Din, rûhun gıdâsıdır. Dinsiz bir adam, kafasız bir gövdeye benzer. Bir vücûdun, nasıl nefes almak, yemek ve içmek ihtiyacı varsa; ruh da tam bir asalete erişmek, ter-temiz olmak, huzura kavuşmak için dine muhtaçtır. Dinsiz bir adam bir makineden, bir hayvandan farksızdır. Din, insana Allahını tanıtan, onu fenalık yapmaktan koruyan, onun yolunu açan, dimağını ferahlatan, sıkıntılı zamanlarda onu teselli eden ve ona yaşama gücünü veren, toplum içinde ona saygı, şeref, sevgi kazandıran en büyük âmildir. Tekrar edecek olursak;

1- Din, insanlara tıpkı yiyecek, içecek gibi lâzımdır. Çünkü, nasıl yiyecek ve içecek vücut için lâzım ise, ruhun gıdası olan din de ruha lâzımdır. Din ortadan kalkarsa, insanlar beyinsiz, kafasız, hissiz ve düşüncesiz bir makina, bir otomat haline girerler.

2- Din, insanlara iyi ahlâk, karşılıklı sevgi, cesaret, sabır, rahat ve huzur kazandırır. İnsanları aynı îmânda, aynı ibâdet ve işlerde, anlayış ve faziletlerde birleştirerek, bölücülüğe, yıkıcılığa engel olur. Birbirleriyle sevişen ve haklarına saygı gösteren, annesine babasına, âmirlerine ve devletine itaat eden bir toplum meydana getirir.

3- Din, insanla yaratanı arasında kurulan bir bağdır. Dünya işlerini de düzenleyen büyük bir ahlâk okuludur. İnsanları iyiliğe, dürüstlüğe, hoşgörülüğe, büyüklere karşı saygı ve küçüklere karşı şefkat göstermeye, Cenâb-ı Hakk’ın emirlerine uymaya ve O’na teslim olmaya, kısaca insanı faydalı, doğru yola koymaya yarayan en büyük âmildir.

4- Din, her zaman, kötü niyyetli olmayı, özel çıkarlar sağlamak ve gizli işler, manâsız olaylar için mukaddes (kutsal) değerleri âlet etmeyi yasak etmektedir. Nitekim, Allahü Teâlâ Kur’ân-ı kerîmde Mücâdele sûresi 9 ve 10. âyetlerinde meâlen, (Gizli toplantılarda, günah işlemeyi, düşmanlık etmeyi ve Peygambere karşı gelmeyi fısıldaşmayın! Allahü Teâlâ’ya karşı gelmekten sakınmayı konuşun! Gizli toplantılar, insanları üzmek ve kirletmek için, şeytanın istediği ve yaptırdığı şeydir.) buyuruyor.

5- Din insanın beden ve ruh dengesini sağlar. İnsanlara yaratılış gayesini ve Rabbine nasıl ibâdet edeceğini öğretir. Dolayısıyle dünya ve âhirette mutlu olmalarını sağlar.

6- Din, insanlara teselli kaynağıdır, Dünyada aradıklarını bulamayan insanlar, haksızlığa uğratılanlar, hastalıkla ömür geçirenler bütün tesellilerini âhirette kavuşacakları bir hayata bağlarlar. Ayrıca bir dine bağlı olmak, insanı fazilete sevkeder, çeşit çeşit iyilikleri karşılık beklemeden yaptırır.

Din Ruhun Gıdasıdır

Fen adamları Allahü teâlâhın varlığına inanmakda ve iki elle Onun dînine sarılmakdadır. Yalnız  maddiyyâta inanan kimseler, çok  kerreler dertlerine çâre bulamayıp, ümmîdsizliğe kapılmakdadırlar. Bu, onların ruhlarının boş kalmasından ileri gelmekdedir. İnsanın rûhu da, bedeni gibi gıdaya muhtâcdır. Bu da, ancak îmân etmekle kâbildir ve Allaha Teâlânın yolunu ancak din gösterir. Allahü Teâlâyı inkâr edenler bile, muhakkak birgün bu ihtiyâcı duyarlar.

Ünlü Rus yazarı Solzhenitsyn, Amerika’ya yerleşdiği zemân, kendisinin büyük sıkıntılardan, ruhî bunalımlardan, makina olmakdan kurtulacağını) zan etmişdi. Birgün, bir üniversitede Amerikan gençlerini başına toplıyarak onlara, (Ben buraya gelince, ‘çok bahtiyâr olacağımı zan etmişdim. Ne yazık ki, burada da büyük bir boşluk hissediyorum. Çünki siz, artık maddenin esiri olmuşsunuz. Evet, burada hürriyyet var, herkes istediğini yapıyor. Fekat, ancak maddeye ehemmiyyet veriyor. Rûhları bomboş. Hâlbuki, insanı hakîkî insan yapan, onun tekâmül etmiş [gelişmiş], temizlenmiş rûhudur. Size tavsiyem şudur: Rûhunuzu gelişdirmeğe, güzelleşdirmeğe bakın! Ancak o zeman, memleketinizde bulunan ve sizi de üzen çirkinlikler yok olmağa başlar. Dîne ehemmiyyet [önem] verin! Din, insan ruhunun gıdâsıdır. Dînine bağlı insanlar, her işde sizin en büyük yardımcınız olacakdır. Çünki, onları Allah korkusu doğru yoldan ayırmaz. Sizin en büyük zabıta kuvvetiniz bile, herkesi gece gündüz murâkabe edemez. İnsanları fenâlıkdan alıkoyan polis değil, onların duyduğu Allah korkusudur) diye hitâb etmişdi.

Yukarıda da belirtildiği gibi, insan rûhunun gıdâsı, dîndir. Mevcûd dinlerin içinde de en doğrusu, en yenisi ve dünyâ şartlarına en uygunu islâm dînidir. [Herkese Lazım Olan İman/155]