Ehl-i Sünnet İtikâdı Nelerdir? - kainatingunesi.com

Ehl-i Sünnet İtikâdı Nelerdir?

Allahü teâlâ, bütün müslümanların Ehl-i sünnet itikâdına uygun îmân etmelerinden râzıdır. Böyle inanmış olmanın birçok şartları, âlametleri vardır, Hakîkî İslâm âlimleri,

bunları kitaplara geçirmişlerdir. Bu doğru îmânın şartlarından başlıcaları şöyledir:

  • Allahü teâlânın varlığına ve bir olduğuna, eşi ve benzeri olmadığına, melekle­rine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret hayatındaki hâllere, hayır ve şerrin, iyilik ve kötülüğün Allahü teâlâ tarafından yaratıldığına doğru yazılmış kitap­larda açıklandığı şekilde inanmalıdır.
  • Allahü teâlânın son kitabı olan Kur’ân-ı kerîmin Allah kelâmı olduğuna inanmalıdır.
  • Kendi îmânından hiç şüphe etmemelidir.
  • Peygamberimize îmân edip, hayatta iken görmek şerefine kavuşan Eshâb-ı kirâmın hepsini çok sevmelidir. Dört halifesine, yakın akrabâları olan ehl-i beytine ve muhterem hanımlarından hiçbirine dil uzatmamalıdır.
  • İbâdetleri, îmândan bir parça bilmemelidir. Allahü teâlânın emir ve yasaklarına inânıp, tembellikle yapmayan mü’minler kâfir değildirler. Ehemmiyet verme­yenlerin, hafife alanların, İslâmiyetle alay edenlerin îmânı gider.
  • Ehl-i kıble olduklarını söyleyen, Allahü teâlâya ve Peygamberi Muhammed aleyhisselâma inandım dediği hâlde, yanlış itikâtta olanları tekfir etmemelidir. Kâfir olduklarını söylememelidir.
  • Açıkça günâh işlediği bilinmeyen her imâmın arkasında namaz kılınır.
  • Devlet büyüklerine isyân etmemeli ve onların hayırlı iş yapmalarına duâ etme­lidir.
  • Abdest alırken ayakları yıkamak yerine, hiç özür ve zarûret olmasa bile, yaş el ile bir kere, mest üzerine mesh edilmesi, erkek için de, kadın için de câizdir. Peygamberimiz “sallallahü aleyhi ve sellem” mübarek ayaklarına mest giyip, bunların üzerine mesh etti ve caiz olduğunu söyledi. Çıplak ayak ve çorap üzerine mesh edilmez.
  • Peygamberimizin “sallallahü aleyhi ve sellem”, Mi’râcının ruh ve beden ile bir­likte olduğuna inanmalıdır.

Cennette mü’minlerin Allahü teâlâyı da göreceklerine, kıyâmet gününde Peygam­berlerin ve iyi kulların şefâat edeceklerine, kabir azâbının ruh ve bedene olacağına, Evliyânın kerametinin hak olduğuna, Kur’ân-ı kerîm okuyarak ve sadaka vererek bun­ların sevaplarını ölenlerin ruhlarına gönderilmesinin fayda verdiğine ve azaplarının azalmasına sebep olacağına inanmalıdır.

Geçirme ömrünü mü’min, sakın ki, kîl-ü kâl üzre! Sözün mânâsını anla, ne yürürsün hayâl üzre?

Bu dünyanın süslerine, amân aldanma ey gâfil! Buna her kim gönül verse, geçer ömrü melâl üzre.

Bir dikkatli nazar etsen, bu dünya ehline cânım, Kazanırlar para dâim, bunlar cenk-ü cidâl üzre.