EHL-İ SÜNNET VEL CEMÂAT İTÎKÂDI - kainatingunesi.com

EHL-İ SÜNNET VEL CEMÂAT İTÎKÂDI

Allahü teâlânın son dîni İslâmiyeti, insanlara açıklayan, öğreten Sevgili Peygamberi­miz Muhammed aleyhisselâmdır. Bu din, kıyâmete kadar hiç değişmeyecek, bozulma­yacaktır. Bunu Allahü teâlâ Kur’ân-ı kerîmde açıkça bildiriyor. Sevgili Peygamberimizi görmekle şereflenen ve İslâmiyeti bizzat O’ndan öğrenen Eshâb-ı kirâm, bu dini ken­dinden sonra gelen müslümanlara aynen öğrettiler. Peygamberimizin ve Eshâb-ı kirâ- mın yolundan kıl kadar ayrılmayan müslümanlara “Ehl-i sünnet vel-cemâat” denir.

Yeryüzünde bulunan bütün müslümanlara doğru yolu gösteren ve Muhammed aley- hisselâmın dînini değişmeden, bozulmadan öğrenmelerine önderlik eden, her asırda yetişen yüksek din âlimleri olmuştur. Bu âlimler, insanlara hep aynı îmânı bildirmişler, öğretmişlerdir.

İmâm-ı a’zam Ebû Hanîfe “rahmetullahi aleyh” fıkıh bilgilerini toplayarak, kısım­lara, kollara ayırdığı ve usüller, metodlar koyduğu gibi, Resûlullahın “sallallahü aleyhi ve sellem” ve Eshâb-ı kirâmın “rıdvânullahi aleyhim ecma’în” bildirdiği itikâd, îmân bilgilerini de topladı ve yüzlerce talebesine bildirdi. Talebesinden, (ilm-i kelâm) yâni îmân bilgileri mütehassısları yetişdi.

Selef-i sâlihînin bildirdikleri itikâd, îmân bilgilerini İmâm-ı Eş’ârî ve İmâm-ı Maturîdî adındaki iki büyük âlim, geniş olarak açıklamışlar, kısımlara bölmüşler ve herkesin anlıyabileceği şekilde yazmışlar ve yaymışlardır. Bu iki imâmın ve hocalarının, îmân­da tek bir mezhebi vardır. Bu şerefli insanların mezheplerine “Ehl-i sünnet vel- cemâat mezhebi” denir. Bu mezhep, îmân, inanış mezhebidir. İbâdetleri ve günlük işleri bildiren dört mezhebin imâmları da, doğru olan bu itikâd üzere idiler. Îmânların­da hiçbir ayrılık yoktu. Zaten imâm-ı Maturîdî ve imâm-ı Eş’ârî, imâm-ı A’zam’ın ve imâm-ı Şâfi’î’nin talebelerinin talebelerindendi.

Bu fırkada bulunanların itikâdları, inanışları, Eshâb-ı kirâmın ve onlara tâbi olan hakîkî İslâm âlimlerinin inanışlarıdır. Ehl-i sünnet itikâdına uymayan bir inanış, doğru yoldan ayrılmaktır. Böyle inanışa inananların Cehenneme gideceklerini, Sevgili Pey­gamberimiz haber vermiştir. Bir Hadîs-i şerîfte, (Benim ümmetim yetmişüç fır­kaya ayrılacaktır. Bunlardan bir fırka kurtulacak, diğerleri helâk olacak, Ce­henneme gideceklerdir) buyurduğunda Eshâb-ı kirâm; kurtulan fırka hangisidir, yâ Resûlullah? diye sorunca (Ehl-i sünnet vel-cemâattir) buyurdu. Eshâb-ı kirâm, bu defa; Ehl-i sünnet vel-cemâat nedir? diye sordular. (Benim ve Eshâbımın gittiği yolda olanlardır) buyurdu.

Ehl-i sünnet yâni sünnîlik, Eshâb-ı kirâmın hepsini, ehl-i beyti ve onların yolunda bulunan bütün müslümanları sevmek yoludur. Bu îmâna sâhip olan müslümanlar, Al­lahü teâlâya ve O’nun son Peygamberi Muhammed aleyhisselâma inanan kimseleri tekfir etmezler, kâfir bilmezler. Onlara düşmanlık etmezler. Hattâ hepsini din kardeşi kabul edip severler.