EN ŞEREFLİ MERTEBE - kainatingunesi.com

Abdullah-ı Dehlevî “rahmetullahi aleyh”
“Îmân” nîmetinin kıymeti – 2 –

EN ŞEREFLİ MERTEBE

Bu zât buyuruyor ki: (Hakîkî “Îmân etmek”,
Kul için, en şerefli mertebe olsa gerek.

“Îmân” da, “Ehli sünnet” üzere olmalıdır.
“Îmân”ın sıhhati de, iki şarta bağlıdır.

Nasıl “Vakit girmesi”, şart ise “Namâz” için,
İki şarta bağlıdır “Îmân”ı da kişinin.

Birincisi şudur ki, “Can boğaza gelmeden,
Allah ve Peygambere inanmak”tır önceden.

Çünkü perde kalkınca, her şey olur âşikâr.
O zaman inansa da, edilmez hiç îtibâr.

Çünkü inanmamıştı “Peygamberin sözü”ne.
Hakîkati görünce, inandı “Gördüğü”ne.

“Fir’avun” boğulurken, kalktı gözden perdesi.
“İnandım!” dediyse de, olmadı fâidesi.

Öbür şart, “Hubbu fillah”, hem de “Buğdu fillah”tır.
Yâni sırf Allah için sevip düşman olmaktır.

Müslümânı, “Îmânı olduğu” için sevmek,
Kâfiri de, “Küfründen” ötürü hiç sevmemek,

“Îmân”ın altı şartı geçerli olmak için,
Lâzımdır bu iki şart, doğrusu budur işin.)

Bir gün de buyurdu ki: (Çok sakının “Küfür”den.
Zîrâ küfrün cezâsı, yanmaktır ebediyyen.

“Mü’min”in, çok günâhı olsa da, o gün, yine,
Sonsuz azapta kalmaz “Îmân”ı hürmetine.

Ebedî seâdete kavuşabilmek için,
“Îmân ile” ölmesi lâzım gelir kişinin.)

Bir gün, “Evliyâlık”tan sordu ona cemâat.
O dahî cevâbında, şöyle verdi îzâhât:

Evliyâlık, “Allaha yakın olmak” demektir.
Herkesten yüz çevirip, O’na gönül vermektir.

Kavuşabilmek için bu nîmet ve ihsâna,
Sâhip olmak gerekir önce “Doğru îmân”a.

Sonra, ibâdetleri, şartlarına uyarak,
İhlâsla yapmalıdır, hem de doğru olarak.

Bu “Doğru îtikat” ve tam “Hâlis ibâdet” de,
Bir âlim sohbetinde kazanılır elbette.

Yâhut o âlimlerin kitâbını okumak,
Sûretiyle mümkündür, hâlis bir “Mü’min” olmak.

Kulu, Hak teâlânın rızâsına, velhâsıl,
“Ehli sünnet âlimi” erdirir, eder vâsıl.

Yâni Hak teâlânın, “Vesîle arayınız!”,
Emrindeki “Vesîle”, “Bu âlimler”dir yalnız.

İşte bu âlimlere, ihtiyâç var muhakkak.
Vesîle bulmayı da emreder cenâbı Hak.

Nasıl ki bu dünyâda, bir “Dünyâ işi” bile,
Kolay halledilirse, bir “Aracı kişi”yle,

Allahın rızâsına ermek için de, bizzât,
Lâzımdır yol gösteren “Âlim” ve “Velî” bir zât.