GIYBET KANSER GİBİDİR - kainatingunesi.com

Gıybet kanser gibidir. Gıybet; din kardeşinin, işitince üzüleceği bir kusurunu; arkasından söylemektir. Yani belli bir müminin ayıbını, onu kötülemek için; arkasından söylemek gıybet olur. Mesela; bedeninde, mezhebinde, ahlakında, işinde, sözünde, dininde, dünyasında; hatta elbisesinde, evinde; bulunan bir kusur, arkasından söylendiği zaman; bunu işitince üzülürse, gıybet olur. Kapalı söylemek, işaret ile, hareket ile bildirmek; yazı ile bildirmek de hep; söylemek gibi gıybettir. Bir Müslümanın günahı ve kusuru söylendikte, elhamdülillah biz böyle değiliz demeleri; gıybetin en kötüsü olur. Birisinden bahsedilirken; elhamdülillah, Allah bizi hayâsız yapmadı, gibi onu kötülemek; çok çirkin gıybet olur. Falanca kimse çok iyidir, ibadette şu kusuru olmasa; daha iyi olurdu demek, gıybet olur. Bidatleri, mezhepsizliği yayarak ve aşikâre günah işlemeye devam ederek; Müslümanların doğru yoldan ayrılmalarına sebep olanı; bunun zararından korunmaları için, müslümanlara tanıtmak; gıybet olmaz ise de; bunu fitneye sebep olmayacak şekilde bildirmelidir.


GIYBET KANSER GİBİDİR. Girdiği vücud, iflah etmez. Bugün arkadaşlarımızın çoğunun; gıybet kanserine yakalandıklarını, müşahede ediyoruz. Bu gıybet afetinin; hanımlar arasında da salgın haline geldiği, herkesçe malumdur. Bizi seven bütün arkadaşların, gıybetten uzak durmalarını; önemle rica ediyorum. Allahü teala Kuranı kerimin Hucurât suresi 12. ayeti kerimesinde, suizandan kaçınmayı emretmekte; birbirini çekiştirmeyi men etmekte; gıybeti, ölü kardeşinin etini yemeye; benzetmektedir.

Bazı hadisi şeriflerde buyuruldu ki:

“Gıybetten uzak olunuz, çünkü gıybet; zinadan fenadır, kolaydır. Zinanın tevbesi kabul edilir, ama gıybet edilen helal etmeyince; tevbesi kabul edilmez.”

“Mirac gecesi, Cehennemi bana gösterdiler. Etleri parça parça edilip, ağızlarına konduğu; birtakım insanlar gördüm. Kendilerine, bu kokmuş etleri; yiyin diyorlardı. Bunların kimler olduğunu sual ettim. Cehennem meleklerinin reisi Malik, bunlar gıybet edenlerdir; GIYBET EDENLER ŞEYTANIN DOSTLARIDIR, dedi.”

“Cehennemden en son çıkarılan kimse, gıybetten tevbe edendir. Yani tevbe ederken helallaşmayandır. Cehenneme girenlerin ilki ise; gıybetten tevbe etmeden ölen kimsedir.”

“BİR GIYBET EDENİ, ALLAHÜ TEALA ON ŞEYLE CEZALANDIRIR:

1 – Rahmetinden uzak eder. 2 – Meleklerden uzak eder. 3 – Taatini, iyiliklerini yok eder. 4 – Resulullahın ruhunu ondan çevirir. 5 – Allahü teala ona gadap eder. 6 – Ruhunu teslim ederken, onu baş aşağı eder. 7 – Kabir azabını şiddetli eder. 8 – Ölüm zamanında, amellerini sevapsız bırakır. 9 – Cehenneme yakın eder. 10 – Cennetten uzak eder.”

“Bir kimseyi tiksindirecek bir sözü dinlemek; doğru olsa da, o kimseyi gıybet olur.”

“Gıybet; insanın sevabını, iyi amellerini; ateşin kuru odunu yaktığı gibi, yakar.”

“Kıyamet günü, bir kimsenin sevab defteri açılır. Ya Rabbi! Dünyada iken, şu ibadetleri yapmışdım. Sahifede bunlar yazılı değil, der. Onlar, defterinden silindi; gıybet ettiklerinin defterine yazıldı, denir.”

“Kıyamet günü; bir kimsenin hasenat defteri açılır. Yapmamış olduğu ibadetleri orada görür. Bunlar seni gıybet edenlerin sevablarıdır, denir.”

“Allahü teala, Musa aleyhisselama vahy eyledi ki; “Gıybet edip tevbe eden kimse, Cennete en son gidecektir. Gıybet edip tevbe etmeyen kimse, Cehenneme en önce girecektir.”

Gıybet, hem Allah huzurunda, hem de insanların hakkı olması bakımından; çok büyük mesuliyeti mucib bir hata ve büyük bir günahtır. Gıybet edenlerin dili, kıyamet günü feci bir manzara arz ederek; bütün mahlûkat arasında mahcub ve rezil olacaktır.

Gıybet söylemek veya dinlemek; çalgıdan ve oyundan daha büyük günahdır. İbadetlerin sevabını yok eder. Zahmet çekerek, sıkıntılara katlanarak ibadet yapıp da, bunun sevabını yok etmek; akılsızlık, cahillik ve ahmaklık değil midir? İbadetler, Allahü tealaya arz olunurken; bunları gıybet ve faydasız sözlerle, sahibimizin karşısına çıkarmak kadar; edepsizlik olur mu?

Halid bin Rebi hazretleri anlatır: “Dostlarım bir Müslümanı gıybet ettiler, ben mani olmadım. O gece rüyada; siyah bir kimsenin, pis kokulu domuz etini; bir tabağa koyup getirdiğini ve önüme koyup yüksek sesle “Hadi ye!” dediğini gördüm. “Ben müslümanım, müslüman domuz eti yemez” dedim. “Ama müslümanın etini yersin; o, bundan bin kat haramdır” diyerek o etten bir parça kesip, ağzıma koydu. Uyandım, o et ağzımda idi ve pis pis kokuyordu. Kırk gün, onun pis kokusunu ağzımda duydum”Muhammed İbni Sirîn hazretleri, “Seni gıybet ettim, hakkını helâl et” diyen birisine şöyle cevap verdi:  “Allahü teâlânın haram ettiğini ben nasıl helâl ederim.”

Bu sözle; önce Allahü teâlâya tevbe et ki, benim helâl etmemin faydası olsun, demek istedi.

İbrâhim bin Edhem hazretleri, bir yemeğe davet edilmişdi. Sofrada, çağrılanlardan birinin bu­lunmadığı söylenince; o ağır kimsedir, denildi. İbrahim bin Edhem, gıybet edildi; buyurdu ve çı­kıp gitti.  

Hasanı Basri hazretlerine; birisinin kendisini gıybet ettiğini haber verdiler. Ona bir tabak helva gönderip, (Sevâblarını bana hediyye etdiğini işitdim. Karşılık olarak bu tatlıyı gönderiyo­rum) dedi. İmâmı azâm Ebû hanîfe hazretlerine de; birisinin kendini gıybet ettiğini söylediler. Ona bir kese altın gönderip; (Bize verdiği sevâbları artdırırsa, biz de karşılığını artdırırız) dedi.

Yapılan kötüleme yalan ise, iftira ise; zararı söyliyene olur. (Onun sevâbları bana verilir. Benim günâhlarım, ona yüklenir) demelidir. İftirâ etmek, gıybet etmekden dahâ fenâdır.

Yanında gıybet yapıldığını işiten kimse, buna hemen mânî olmalıdır. Hadîsi şeriflerde buyuruldu ki: “Din kardeşine, onun haberi olmadan yardım eden kimseye; Allahü teâlâ, dünyâda ve âhiretde yardım eder.”

“Yanında, din kardeşi gıybet edilince; gücü yettiği hâlde ona yardım etmiyen kimsenin günâhı, dünyâda ve âhiretde kendisine yetişir.”

“Bir kimse, dünyâda din kardeşinin hakkını korursa; Allahü teâlâ, bir melek göndererek; onu Cehennem azabından korur.”     

Gıybet yapılırken; orada bulunan kimse, korkmazsa, söz ile; korkunca, kalbi ile red etmez­se; gıybet günâhına ortak olur. Sözünü kesmesi veyâhut kalkıp gitmesi mümkün ise; bunları yapmalıdır. Eliyle, başıyla, gözüyle men etmesi; kâfi gelmez. Açıkça, sus, demesi lazımdır.

İslam âlimleri, (Gıybet edene sus diyene, yüz şehit sevabı verilir) buyurdu.

İnsanı gıybet etmeğe sürükliyen sebebler çokdur. Ba’zıları şunlardır:

Ona karşı düşmanlık, yanında olanların fikirlerine uymak düşüncesi, sevilmiyen bir kimseyi kötülemek; kendisinin o günâhda bulunmadığını bildirmek; kendinin ondan üstün olduğunu bildirmek; hased etmek; yanında bulunanları güldürmek; şakalaşmak; onunla alay etmek; ummadığı kimsenin harâm işlemesine hayretini bildirmek; buna üzüldüğünü, ona acıdığını bildirmek; harâm işlediği için onu sevmediğini bildirmek.

Gıybet, insanın sevâblarının azalmasına; başkasının günâhlarının kendine verilmesine; sebeb olur. Bunları, her zaman düşünmek; insanın gıybet etmesine mânî olur.    

Gıybet ederken, başkasından söz taşınırsa; ayrı bir günaha daha girer. Hadîsi şeriflerde bu­yuruldu ki:            

“Söz taşıyan (nemmam) Cennete giremez.”

“Sizin en fenanız söz taşıyanlar, aranızı bozanlar ve insanları birbirine düşürenlerdir.” Buna, fitne çıkarmak denir. Büyük günâhdır. Katlden eşed, daha şiddetli olduğu; ayeti kerimede bildirilmiştir.

Gıybet, insanların aralarının açılmasına; dargınlıklara, sebeb olur. Hadîsi şerîfte buyuruldu ki: (İki kimse birbirlerine dargın olarak ölürlerse, Cehennem yüzü görmeden; Cennete giremezler. Cennete girerlerse bile; birbirleriyle karşılaşamazlar. Gıybet etmenin keffâreti, üzülmek; tevbe etmek ve onunla helalleşmektir. Affetmezse; onu övmeli, sevdiğini bildirmeli, yalvarmalı, gönlünü almalıdır. Helâl etmezse, hak yine onundur. Pişman olmadan helâllaşmak; riyâ olur, ayrı bir günâh olur. Ölüyü ve zimmî kâfiri; gıybet etmek de haramdır.

 

MERHUM DR. ENVER ÖREN

İHLAS HOLDİNG İLK YÖNETİM KURULU BAŞKANI