GÜNAHLARIMIZI AFFETİREN ŞEYLER - kainatingunesi.com
Yazar: M. Said Arvas

Bütün insanlar topraktan yaratılmıştır, tekrar toprağa döneceğiz. Bize tahsis edilen ömrümüzü yaşadıktan, bize sayılı olarak verilen nefeslerimizin sonuncusunu verdikten sonra artık dünya ile alâkamız kalmaz, aslımıza rücu edeceğiz.

Dünyaya gelirken günâhsızdık, o zamanlar mükellef değildik, bize herhangi bir emir de verilmemişti. Toprağa girerken de günâhsız girmeye gayret etmeliyiz. Denebilir ki; biz masum değiliz. Günâh işlemeyen yalnız Peygamberlerdir, hepimiz bilerek veya bilmeyerek yüzlerce hata yapıyor ve günâh işliyoruz. Doğrusu, önemli olan hata ve günâhlarımızı affettirmek ve günâhlardan arınmış olarak ölüm döşeğine uzanmaktır.
Rabbimiz, bizi çok sevdiği için günâhlarımızı affetmek için bazı imkânlar yaratmıştır. Bunları değerlendirirsek hiç günâh işlememiş oluruz.

Bunların birincisi: Tövbe etmektir.
Tövbe etmek için birine müracaat etmek, birilerinden yardım beklemek gerekmez. Kul yaptığı kusurları itirâf edip pişman olursa, bunda da samimi olursa ve bir daha yapmamaya azmederse günâhları affolunur.
Rabbimiz, El Bakara Suresi 222. ayet-i kerimesinde meâlen: “Muhakkak Allah çok tövbe edenleri ve temizlenenleri sever” buyuruyor.
Hadis-i Şerifte de şöyle buyurulur: “Tövbe eden, Allahü teâlânın sevgilisidir. Tövbe eden kullarını çok sever.
Günahlar dört kısma ayrılır:
1- İtikâtta (inançta) olan günâhlar: Bunlardan tövbe edilir. Pişman olunur, ayrıca tecdidi iman ve tecdidi nikâh (imanını ve nikâhını tazelemesi) gerekir.
2- İbadetlerini yapmadığı, kazaya bıraktığı için işlediği günâhlar. Bunların da kazası yapılmalı, kazaya bırakıldığı için de tövbe etmelidir.
3- İçinde kul hakkının bulunduğu günâhlar. Meselâ: Birinin malını yemişiz, birini gıybet etmişiz, birine hased etmişiz gibi. Bunları dinimiz haram kıldığı için bunları yaptıysak tövbe edeceğiz, ayrıca sahibinden de helâllık dileyeceğiz. Yoksa Rabbimiz bizi affetse bile hak sahibi affetmeyebilir.
4- Kul ile Rabbi arasında olan günâhlardır. Bunlardan da tövbenin şartları yerine getirilecek tövbe edilmelidir.
Tövbeyi geciktirmek büyük günâhtır. Hemen peşinden tövbe etmeliyiz. Öldürücü bir zehiri yiyen, onu hemen kusarak çıkarmaya çalışmalıdır, yoksa büyük sıkıntılarla karşılaşır. Hadis-i Şerifte buyuruldu ki; “Cehennem halkının azabının çoğu tövbeyi geciktirenlerindir.”
Günâhlar iki türlüdür. Birincisi Kebâir (Büyük günâhlar) ikincisi segâir (küçük günahlar). Bazı hallerde küçük olanlar da büyür, yani kebâir olur. Bunlar da:
a- Sürekli yapmak, damlaya damlaya göl olur demişler. Tekerrür etmeyen büyük günahın affı, sürekli işlenen küçük günahın affından daha çok umulur.
b- İşlediği günahı anlatmaktır. Günâhlardan sakınmalı. Nefse ve şeytana, kötü arkadaşlara uyarak yapılan günâhlar gizli tutulmalıdır. Anlatılınca küçük günâhlar da büyür. Anlatılınca bunu duyan kişi o günâha teşvik edilir. O da gider o günâhı yaparsa anlatan sebep olduğu için aynen o günâhı işlemiş gibidir.
c- Günâhı küçük görmektir. Günâhın küçüklüğüne değil, kime karşı işlendiğine bakmalıdır. Hadis-i Şerifte buyuruluyor: “Mümin günâhını başı üstünde asılı olan büyük bir taş gibi görür, her an üzerine düşüp ezebilir korkusu ile yaşar. Münafık ise, burnuna konmuş bir sinek gibi görür, bir fiske ile uçurabilir zanneder.”
d- Örnek alınan insanların işlediği günâhlar. Başkaları bunların yaptıklarına bakarak o böyle yapıyorsa, ben niçin yapmayayım der ve çekinmeden günâhlara dalar.
e- Cenab-ı Hakk’ın rahmetinden ümit kesmek. Dese ki; O kadar çok günâh işledim ki, affı mümkün değildir. Günâhımız ne kadar çok olsa da O’nun rahmetine nisbeten hiçtir. Yeter ki, O’na samimi bir tarzda iltica edelim.
f- Rabbim beni affeder, ne yaparsam yapayım cennete girerim düşüncesi. O’nun cenneti benimle mi daralır. Cenneti daralmaz fakat cehenneminde de yer çoktur.

İkincisi istiğfar; mağfiret istemek, af edilmeyi talep etmek. Bu da günahların affı için büyük bir sebeptir. Bunda da samimi olunursa büyük nimetlere kavuşulur.
Masum olduğu halde, günahsız olmasına rağmen Sevgili Peygamberimiz aleyhisselam günde en az yetmiş defa istiğfar duası okuduğunu bizlere bildiriyor.

Üçüncüsü; Salih ameller ve ibadetler. Bunlar, daha önce işlenen günahların affına sebep olur. Hud suresi 114. ayeti kerimede meâlen buyuruluyor: “İyilikler kötülükleri giderir. Furkan suresi 70. ayeti kerimede ise yine meâlen: “Ancak tövbe edip de inanan ve salih amel işleyenlerden başka. Allah işte onların kötülüklerini iyiliklere çevirir. Allahü teâlâ çok bağışlayandır, çok merhamet edendir” buyurulmaktadır.

UZUVLAR ŞAHİTLİK YAPACAK
Abdulvahhab-ı Şa’rani rahmetullahi aleyh buyuruyor: Bir yerde bir günah işlediğiniz zaman, hemen peşinden bir sevap da işle. Kıyamet günü insanın uzuvları, (eli, ayağı, gözü gibi) sahibinin hakkında şahitlik yapacaklar. El diyecek ki; benimle şu şu günahları yaptı. Ayak da benim üzerimden falanca günahları yapmak için kötü yerlere gitti. Diğer organlar da aynı. Bunlarla beraber toprak da şahitlik yapacak. Benim üzerimde bu günahları yaptı diyecek. Sevaplarımıza da şahitlik yaptıralım, umulur ki, günahların affına sebep olabilir. Günah işlediğimiz yerde hiç olmazsa bazı tesbihleri, duaları yapalım, bir fakir bulduksa sadaka verelim ve tövbe etmeyi unutmayalım.

Dördüncüsü: Hastalıklar, sıkıntılar, fakirlik. Bunlar istenmez, gelmemesi için çaba harcanır. Geldiklerinde de giderilmeleri için gayret edilir. Bütün bunlar yapılırken, bunların rabbimizin takdiri ile geldiğini ve şikayetçi olmadığımızı arz etmeliyiz.

Hadis-i Kutsi’de buyurluyor: “Allahü teâlâ mü’min kullarını annelerinden daha çok sever.” Bizim için bu sıkıntılar iyi olmasaydı verilmezdi. Böylece günâhlarımız affediliyor. Bunlar olmasaydı eğer cehennemde yanarak cezamızı çekecektik. Ki bu çok daha zordur.
İnsanoğlu zayıf olarak yaratıldığından basit olan hastalıklara, musibetlere aşırı derecede feryât eder. Habuki, dünyanın kendisi de içinde bulunanları da fanidir, devam etmez. Ne gâm baki, ne sûrur demiş atalarımız.
Hadis-i şerifte buyuruluyor: “Mü’min her zaman sevap kazanır şöyle ki: “Nimetlere kavuşursa, şükreder sevap kazanır. Musibetlere maruz kalırsa ona da sabreder, yine sevâp kazanır.”

MELEKLERİN SEVDİĞİ İŞLER
Beşincisi: Meleklerin bizim için dua etmesidir. İyi insanları melekler sever, onlara dua ederler. Bu nimete kavuşmak için meleklerin sevdiği işleri yapalım.
Herkesin omuzlarında taşıdığı Kirâmen Katibin melekleri vardır. Sağ omuzumuzdaki sevâplarımızı, soldaki ise günâhlarımızı yazar. Ömür boyu beraberlik insan ölünce sona erer. Sekerât-ı mevt halinde o iki melek insana veda edecekler. Güzel bir hayat yaşamışsa ona dua edecekler ve diyecekler ki: Biz senden razıyız, Rabbimiz de senden razı olsun. Bizi çok güzel yerlere götürdün, çok güzel kokular koklattın.
Kötü bir hayat yaşamışsa ona da; bizi çok üzdün diye bedduâ edeceklerdir.
Altıncısı: Mü’minin mü’mine duasıdır. Salih bir kişinin duası ile affolunacağımız ihtimali çok yüksektir.
Günahlarımız bu sayılan altı şeyle af olunmadı ise sekerâtın ağır geçmesi, kabir azabı gibi sıkıntılar bizi bekleyecek demektir. Rabbimiz cümlemizi korusun.

www.turkiyegazetesi.com.tr / 26.03.2009 – 02.04.2009