İKİ BÜYÜK TEHLİKE - kainatingunesi.com

“Abdullah-ı Dehlevî”, çok büyük bir velîydi.
Sohbeti, dinliyene pek çok fâideliydi.

O bir gün, sohbetinde buyurdu: (Ey insanlar!
Kalbe âit, kırk çeşit mânevî hastalık var.

Lâkin ben “Kalp” diyorum, “Yürek” daha ayrıdır.
O, et parçası olup, hayvanlarda da vardır.

İnsana mahsus olan “Kalp”, yâni “Gönül” için,
Sohbeti lâzım gelir, bir evliyâ kişinin.

“Allah adamları”nın bir şefkatli nazarı,
Siler atar kalpteki karartı ve pasları.

Allahü teâlâya yakın olan velîler,
Kalbi, hastalıklardan temizleyiverirler.

Allahü teâlâya mahsustur yalnız gönül.
O’ndan başkalarına etmemeli temâyül.

Eğer ki tutulmuşsa, kalp Allah’tan gayriye,
O, “Hasta” demektir ki, muhtâçtır tedâvîye.

Zîrâ Peygamberimiz, şöyle buyurmuşlardır:
(Kalpte dünyâ sevgisi, günâhların başıdır.)

Bir kişi var idi ki sahâbe zamânında,
Çok namâz kılmış idi, Resûl’ün arkasında.

Hattâ çok namâz kılıp, çok secde ettiğinden,
Alnında, “Secde izi” var idi ayriyeten.

Böyle iken, “Dünyâ”ya az meyil ve muhabbet,
Etmesi sebebiyle, sonunda oldu mürted.

İnsan için en büyük tehlike, işte budur.
Ondan sonra en büyük tehlike de “Gurur”dur.

İnsanın, kendisini beğenmesidir yâni.
“Kibir”, her iyiliğe olur engel ve mâni.

Hadîste buyuruldu: (Kalbinde kibir, gurur,
Olan kimse, Cennete girmekten mahrum olur.)

Kurtarmak için ise, kalbi bu fenâ huydan,
“İlim” ve “ibâdet”e sarılmalı durmadan.

Nasıl vücûdumuzun var ise bir gıdâsı,
“İlim” ve “İbâdet”le silinir kalbin pası.

Amelsiz ilim ise, insana bir vebâldir.
Zîrâ öğrendiğini “Tatbîk etmek” gerektir.

Bildiklerine göre yaşamazsa eğer kim,
Aleyhte şâhid olur âhirette o ilim.

Ameli de, “İhlâs”la yapmalıdır ki bir de,
Yârın, o amellerden olsun kula fâide.

Nefse uygun olarak yapılırsa iş eğer,
Hiç fâidesiz olup, zahmeti boşa gider.

Yapılan bir amelde, insanlara gösteriş,
Niyeti varsa eğer, hiç makbûl olmaz o iş.

“Allah için” olursa bir ibâdet ve tâat,
Allah, mükâfâtını ihsân eder kat be kat.

Onun için, her işi yapmadan önce insan,
Düşünmeli ki: “Rabbim, râzı mı acep bundan?”

Râzı ise yapmalı, yoksa vazgeçmelidir.
Böyle yapmak, azâbtan kurtulma çâresidir.)