İLK ASRIN MÜSLÜMANLARININ HASSASİYETİ - kainatingunesi.com

İmâm-ı a’zam Ebû Hanîfenin talebesi İmâm-ı Ebû Yûsüf “rahmetullahi aleyh”, Hârun Reşîd zemânında kâdı idi.

Birgün Hârun Reşîdin yanında iken, bir kimse diğerinden da’vâcı oldu. Hârun Reşîdin vezîri de, ben şâhidim dedi. İmâm-ı Ebû Yûsüf, vezîrin şâhidliğini kabûl etmedi. Halîfe, niçin vezîrin şâhidliğini kabûl etmiyorsun, dedi.

İmâm, bir gün ona iş buyurmuşdunuz. O da size, ben sizin kulunuz, kölenizim demişdi. Eğer doğru söylediyse, kölenin şâhidliği makbûl değildir. Yalan söylediyse, yalancının şâhidliği de dinlenmez buyurdu.

Halîfe, ben şâhidlik edersem, kabûl eder misin? dedi. Hâyır, etmem buyurdu. Niçin? dedi. Sen namâzı cemâ’at ile kılmıyorsun, buyurdu. Ben müslimânların işleri ile meşgûlüm dedi.

İmâm, Hâlıka tâ’atın olduğu yerde, mahlûka itâ’at edilmez buyurdu. Halîfe, doğru söylüyorsun dedi ve serâyında mescid yapılmasını emretdi. Müezzin ve imâm ta’yîn edildi ve ondan sonra namâzı hep cemâ’at ile kıldı.

Halife, doğru söylüyorsun dedi ve sarayında mescid yapılmasını emr etti. Müezzin ve imam tayin edildi ve ondan sonra namazı hep cemaatle kıldı.

İlk asırların müslümanları, Hakka hizmette böyle idiler, İhtiyatı böyle gözetirlerdi. Bugün bakın ki, müslimanların işi nereye vardı. Çok yerler vardır ki, oralarda İslamın isminden başka bir şey kalmamıştır. Oralarda İslamın hakikatından bir şey göremezsin. Nitekim Resulullah “sallallahü aleyhi ve sellem” ahır zamandakileri bildiren hadisi şerifinde (Aralarında İslamın isminden, Kur’an’ın resminden başka bir şey kalmaz” buyurdu. Bu hadis-i şerif meşhurdur. Birçok kitaplarda yazılıdır. Yol açık ve aydınlıktır ama yolcu azdır.