İmparatorun hayranlığı - kainatingunesi.com

İmparatorun hayranlığı: Abdullah bin Huzâfe es-Sehmî ve 80 kadar arkadaşı Bizanslılara esir düşer. Onlara İmparator tarafından dinlerinden dönmesi için çok baskı yapılır. Bilhassa Abdullah bin Huzâfe’ye. Ancak o, kesinlikle reddeder. Tâgiye (İmparator), İslâm dininden dönüp Hıristiyanlığı kabul etmezse kazanda yakacağını söyler. O yine dönmeye yanaşmaz…

Bir kazanın içine zeytinyağı doldurulur. Altı yakılır ve diğer esir Müslümanlardan birisi getirilir. Dönme teklifi yapılır. O mücahid onlara gülerek;

“Şimdi, şehitlere vaat edilen Cennet köşklerini görüyorum. Keşke daha çok canım olsaydı da, daha çok köşklere kavuşsaydım.” der ve hemen kazana atılır.

Hazret-i Abdullah’a da aynı teklif yapılır. O da “Hayır” deyince, kazana atılması emredilir. Götürülürken hıçkırıklarını tutamaz, ağlar. İmparator onun böyle ağladığını görünce; “Onu getirin!” der. İmparatorun önüne getirilince, tarihe geçen şu sözleri söyler:

“Zannetme ki bana reva gördüğüne ağlıyorum. Hayır. Lâkin şu anda benim Allah yolunda feda olacak ancak bir tek canım var. Ne kadar isterdim saçlarımın sayısınca ruhum olsaydı da ben de hepsini seve seve Allah için feda etseydim!..”

İmparator; bu iman karşısında hayranlığını gizleyemez. Görüp duyduklarından çok etkilenir ve bir bahaneyle onu hürriyetine kavuşturmak ister:

– Benim başımı öpersen seni serbest bırakacağım!

– Hayır.

– Dininden dön! Seni kızımla evlendirip mülküme de ortak yapacağım!

– Hayır!.. Hayır!..

– Başımı öp, seninle beraber 80 esiri serbest bırakayım!

“İşte şimdi oldu.” diyerek imparatorun başını öper ve 80 arkadaşıyla Medine’ye dönerler.

Eshâb-ı kirâm gelen kafileyi bağırlarına basarlar. Hazret-i Ömer, oradakilere şöyle der:

– Herkes Abdullah’ın başını öpsün!

Başta kendisi olmak üzere, bütün Müslümanlar o mübârek başı tek tek öperler…

Abdullah bin Huzâfe, Hazret-i Osman devrinde Mısır’da vefât eder.    

“İnsan, yumuşaklığı, tatlı dili sebebiyle, gündüzleri oruç tutanların ve geceleri namaz kılanların derecelerine kavuşur” HADİSİ ŞERİF

Vehbi Tülek – 9.12.2010