İnsan, yaptığından mesuldür - kainatingunesi.com
Yazar: Prof. Dr. Ramazan Ayvallı - 30.10.2018

İnsan, yaptığından mesuldür: Âyet-i kerîmede buyuruldu ki: “Başınıza gelen bir belâ, kendi ellerinizle işledikleriniz yüzündendir, [bununla beraber] Allah çoğunu affeder.”

Bundan önceki 3 makâlemizde, “hidâyet” konusunda bazı bilgiler vermiştik; bugün artık mevzûumuzu bitirelim.

Her şeyi, Allahü teâlânın yarattığına dâir birçok âyet-i kerîme vardır. Cebriyeciler, hâşâ, bunları Allah zorla yaptırıyor sanıyorlar. Hâlbuki günahlarımız sebebiyle, bize belâlar geliyor. Bir âyet-i kerîmede, “Başınıza gelen bir belâ, kendi ellerinizle işledikleriniz yüzündendir, [bununla beraber] Allah çoğunu affeder” buyuruluyor. (Şûrâ, 30)

Demek ki belâ, günâhlarımız yüzünden geliyorsa da, gönderen yine Allah’tır. Âyet-i kerîmenin devamında ise, “Allah çoğunu da affeder” buyuruluyor. Bazıları, kötülükleri, nefsimizin yarattığını söylüyorlar. Hâşâ, Allah’tan başka yaratıcı yoktur. Günâhlarımızın ve nefsimizin kötülükleri sebebiyle Allah belâ veriyor. Günâhlarımız ve nefsimiz, sadece sebep oluyor.

Ateist
in de, Cebriye fırkası gibi, âyetleri yanlış anlayıp, “Allah, bize, zorla günâh işletiyor, bizi zorla kâfir yapıyor” demesi çok yanlıştır. Şu şiir, âdetâ, Nahl sûresinin 33. âyet-i kerîmesini açıklamaktadır:
Hâşâ zulmetmez, kuluna Hudâ’sı,
Herkesin çektiği, kendi cezâsı.
İnsanların kimi, içki içiyor, kumar oynuyor, hırsızlık ediyor. Kimi de, hiçbirini yapmıyor. Bunları Allah mı yaptırıyor, yoksa bizzat kendi irâdeleri ile mi yapıyorlar?Cebriye’nin ve ateistin, “Allah yaptırıyor” demeleri yanlıştır. Cezâyı ve mükâfâtı veren Allah ise de, suçları ve sevapları işleyen insanların kendileridir.
Ateistin sorduğu âyeti, Ehl-i sünnet âlimleri şöyle açıklıyorlar:
“Allah, dilediğini [irâde-i cüz’iyyesini doğru yolda kullandığı için] hidâyete kavuşturur, dilediğini de, [irâde-i cüz’iyyesini kötü yolda kullandığı için] sapıklıkta bırakır.” [Muhammed Ma’sûm-i Fârûkî, Mektûbât-ı Ma’sûmiyye]
Burada, Allahü teâlânın dilemesinden maksat, onların sapıklıkta kalmasını istemek, beğenmek demek değildir. Onlar, kendi irâdeleriyle, sapıklıkta kalmak isteyince, Allahü teâlâ da, bunu irâde edip yaratıyor.
Bunun gibi, “Siz, Allah’ın dilediğini arzu edersiniz” meâlindeki âyet-i kerîmeye de, Ehl-i sünnetin iki büyük akâid imâmından biri olan İmâm-ı Mâtürîdî hazretleri, “Allahü teâlânın irâdesi, sizin irâdenizle beraberdir. Siz irâde edince, Allahü teâlânın irâdesini hâzır bulursunuz” diye mânâ vermektedir. [Ahmed Cevdet Paşa, Ma’lûmât-ı Nâfia (Fâideli Bilgiler)]

Demek ki, Allahü teâlâ, doğru yola gitmek isteyeni doğru yola, yanlış yola gitmek isteyeni yanlış yola iletiyor.

Konunun daha kolay anlaşılması için, şöyle bir örnek de verelim:
Cehenneme gidecek işler yapıp Cehenneme giden trene bineni, Cehenneme götürüyor. Cennete gidecek işler yapıp Cennete giden trene bineni, Cennete götürüyor. Treni yapan, çalıştıran ve götüren Allahü teâlâdır. İncelik buradadır. Yani “Kim nereye gitmek isterse, biz onu oraya götürürüz” deniyor. Ama zorla götürmüyor, binenleri götürüyor. Kişi, amelleriyle neresi için bilet almışsa oraya götürüyor.