İSA "aleyhisselâm" ve HIRİSTİYANLIK - kainatingunesi.com

ÎSÂ “aleyhisselâm”

ÎSÂ “aleyhisselâm” insan idi. Yahudi kavmine Peygamber idi. Allahü teâlâ, Onu babasız yaratdı. Annesi hazret-i Meryemdir. Kudüsün Beyt-i Lahm kasabasında doğdu. Otuz yaşında Peygamber oldu. İsa aleyhisselâm, yehûdîlere dalâletde (sapıklıkda) olduklarını, doğru yolun, kendisinin gösterdiği yol olduğunu bildirdi. Üç sene bu dini yaymaya çalıştı. Îsâ aleyhîsselama inanmadılar. Onu yalancı Peygamber sanarak, Romalılara ihbar etdiler ve karşı çıkdılar. Kendi inançlarına göre, onu haça gerdirdiler. [İslâm dîni, asl haça gerilen kimsenin Îsâ aleyhisselâm olmadığını, bilakis onu az bir para mukabili Romalılara satan Esharyut Yehûdâ (Judas)nın haça gerildiğini bildirmekdedir.] Otuzüç yaşında, diri olarak göke kaldırıldığı, bütün islâm kitâblarında yazılıdır.

Îsâ aleyhisselâm’a az kimse inandı. Bunlara havârî denir. Kıyâmet yaklaşınca Şâmda, Ümeyye câmi’i minaresine inecek, evlenecek, çocukları olacak, Hazret-i Mehdî ile buluşacak, kırk sene yaşayıp, Medînede vefât edip, Hucre-i se’âdete (Peygamber efendimizin “sallallâhü aleyhi ve sellem” kabri şeriflerinin bulunduğu mübârek mekâna) defn edilecekdir. Allahü teala, ona (İncîl) kitâbını gönderdi. İncîl ibranice idi. İncîlde Allahü teâlânın bir olduğu, Îsâ aleyhisselâmın, Allahın kulu ve Peygamberi olduğu, âhir zemânda, Ahmed isminde bir Peygamber geleceği yazılı idi.

Hazreti Îsa’nın getirdiği dine isevilik (Nasrâniyyet ) denir. Bu dinin mensublarına isevi veya nasrâni denir. İsevilik, zamanla bir çok değişikliklere, tahriflere uğramış, içine, insanlar tarafından bir çok hurefeler de eklenmiş, Allahü teâlânın emirleri ve kelâmı yok edilmiştir. Böylece incil mukaddes kitap olma sıfatını kaybetmiştir. Sonunda hiristiyanlık adıyla ayrı bir din ortaya çıkmıştır.

İncîl Nasıl Bozuldu ?

Yehûdîlerin ileri gelenlerinden ve Îsevîlerin en büyük düşmanlarından olan (Saul), Îsevîliği kabul etdiğini, Îsâ aleyhisselâmın kendisini, yehûdî olmıyan milletleri, Îsevîliğe da’vet için şâkird (talebe) ta’yin etdiği, yalanını uydurdu. İsmini Pavlos (Bölüs) olarak değişdirdi. Çok iyi bir Îsevî görünerek, Îsâ aleyhiselâmın dînini bozdu. Tevhîdi (Allahü teâlânın birliğine inanmayı) teslise (Üç tanrı inancına), Îsevîliği (Hazreti Îsa’nın getirdiği hak dini ) hiristiyanlığa çevirdi. Aslında teslis fikrini ilk defa olarak felsefeci Eflatun ortaya atmış, Pavlus (Bölüs) ise bu fikri hıristiyanlığa karıştırdı. İncili tahrif etti. Îsa Allahın oğludur, dedi. Şarap içmeği ve domuz eti yemeği Îsevîlere halâl etdi. Kıblelerini şarka, güneşin doğduğu tarafa çevirdi, Îsâ aleyhisselâmın teblîg etdiği dinde olmıyan pek çok bâtıl şeyleri, Îsevîliğe sokdu. Bozuk fikrleri Îsevîler arasında yayılmağa başladı. Fırkalara ayrıldılar, Îsâ aleyhisselâmın doğru yolundan uzaklaşdılar. Dürlü dürlü efsâneler uydurdular. Îsâ aleyhisselâmın uydurma resm ve heykellerini yapdılar. Haç işâretlerini kabûl etdiler ve bunu bir sembol olarak kabul ettiler. Heykellere ve haça tapmağa başladılar. Ya’nî yeniden putperestliğe döndüler. Îsâ aleyhisselâmı Allahın oğlu olarak kabûl etdiler. Hâlbuki, Îsâ aleyhisselâm onlara kat’iyyen böyle bir şey söylememişti.

Havârîlerden olan Barnabas, Îsâ aleyhisselâmdan gördüklerini ve işitdiklerini doğru olarak yazdı ise de, Bölüs bunun yayılmasına mâni’ oldu. Dahâ sonra, bozuk İncîl kitâbları her yere yayıldı.

Büyük Kostantin putperest iken, nasrâniyyeti kabûl edince milâdın 325.ci senesinde, İznik’de 319 papazı toplayıp, yazdırdığı yeni İncîle eski dîni olan putperestlikden de birçok şey sokdurmuşdu. Noel gecesinin yılbaşı olmasını da kabûl etmiş, yeni bir hiristiyanlık dîni kurulmuşdu. Kostantin, teslîs fikrini yeni yazdırdığı İncîle de koydurdu. Aryûs ismindeki bir papaz, bu yeni İncilin yanlış olduğunu, Allahın bir olup, Îsa aleyhisselâmın, Onun oğlu değil, kulu olduğunu söyledi ise de, bunu dinlemediler, hattâ aforoz etdiler. Aryûs Mısra kaçdı ve orada tevhîdi (Allahü teâlânın birliğine inanmayı) yaydı ise de, öldürüldü.

Kostantinden sonra gelen krallar, Aryûsün mezhebi ile, yeni hiristiyanlık arasında şaşkın oldu. İstanbulda ikinci ve sonra üçüncü, daha sonra, İzmir ile Aydın arasında bulunan Efes [Ephesus]de dördüncü ve Kadıköyde beşinci ve İstanbulda altıncı meclisler kurulup, yeni yeni İncîller meydâna çıkdı. Nihayet, Alman papazı, Luther Martin ve Calvin [Kalven] 931 [rn. 1524] senesinde son değişiklikleri yapdı. Bu yeni İncîle inanan hıristiyanlara (Protestan) denildi. Böylece, hıristiyanlık dîni, akıl ve hakikat dışında, acâib bir şekil aldı.

Bugün, bütün hıristiyanlar, İznik meclisindeki papazların kabul etdikleri dört kitabın, semâdan inen İncîl olduklarına inanıyorlar. Bunlar Matta, Luka, Markos ve Yuhannâdır. Yuhannâ İncîlinde yazılmış olan (Teslis), dinlerinin esâsıdır. Ya’nî, İsâ, tanrıdır veya Tanrının oğludur diyorlar. Ebedî olan tek tanrı, onu çok seviyor. Onun her istediğini yapıyor, yaratıyor. Bunun için herşeyi ondan istiyoruz, ona ve onu temsil eden putlarımıza, bu niyyet ile yalvarıyoruz. Tanrı ve oğul, çok sevilen kimse demekdir, diyorlar. Tanrının oğlu demek, tanrı onu çok seviyor demekdir, diyorlar. Böyle inananlara (Ehl-i kitâb) denir. (O da, ebedîdir. Herşeyi yokdan var ediyor) diyen Hıristiyanlar, (Müşrik) olur. Muhammed aleyhisselâma inanmadıkları, müslimân olmadıkları için, hepsi kâfirdirler.]

Îsâ aleyhisselâm, hiçbir zemân, insanların günahkâr olarak doğduğunu söylemediği hâlde, bugünkü hiristiyanlık, şöyle ta’rîf edilmekdedir;

1) İnsanlar, dünyâya günahkâr olarak gelir. Çünki, ilk insan olan Âdem aleyhisselâm, Allaha itâ’at etmemiş, onun için Cennetden ihrac edilmişdir.

2) Âdemden sonra gelen bütün insanlar bu günâhı taşırlar.

3) Îsa aleyhisselâm, insanları bu günâhdan kurtarmak için, dünyâya gelmiş olan Allahın oğludur.

4) Allahü teâlâ, insanların günâhını afv etmek için, kendi oğlunu haça gerdirmişdir.

5) Dünyâ, bir mihnet [sıkıntı] yeridir. Dünyâda, zevk ve safa yasakdır. İnsanlar mihnet çekmek ve ibâdet etmek için yaratılmışdır.

6) İnsanlar, doğrudan doğruya, Allahü teâlâya ibâdet edemezler. Allahü teâlâdan bir şey istiyemezler. Ancak râhibler, [papazlar] insanların yerine, Allaha yalvarabilirler ve onların günâhını afv edebilirler.

7) Hıristiyanların başında Papa bulunur. Papa günahsızdır. Onun her yapdığı iş isabetlidir.

8) İnsanlarda ruh ve beden ayrıdır. İnsanın ruhunu ancak papazlar temizler, beden ise, dâima günahkâr kalan bir habîs [çirkin] şeyden ibâretdir.

Bu akıl ve mantığa sığmıyan iddi’âlardan dolayıdır ki, yehûdî dîninin düzeltilmesi için uğraşan Îsa aleyhisselâmın ortaya koyduğu nasrâniyyet dîni, esâsından uzaklaşmış, hıristiyanlık denilen bâtıl bir şekle dönmüşdür. Hıristiyanlığın tekrar hakîkî nasrâniyyet şekline girmesi için, çok çalışmalar yapılmışdır. Luther isminde bir papaz, protestanlığı kurarak, ba’zı düzeltmeler yapacağım derken, bu ilâhî dîni, büsbütün tahrîb etmiş, bozmuşdur.

İşte islâm dîni, Îsâ aleyhisselâmdan sonra, bütün bu hatâları düzeltmek, yolundan çıkmış olan ve gitdikçe, daha da bozulan, (Tek Allah) dînini tekrar ilâhî bir şekle koymak için zuhur etmişdir. Allahü teâlâ, esasen bütün din kitâblarında, (bir son “Peygamber “aleyhissalâtü vesselam” geleceğini) ve bu son Peygamberin insanları en doğru yola, hidâyet yoluna koyacağını beyân buyurmakdadır. Bu ifade, hem Tevrâtda, hem de, birçok değişdirmelere rağmen, İncîlde vardır. Şöyle ki, Yuhannâ İncîlinin 16. cı babının 12 ci ve 13. âyetlerinde, (Benim size söyliyeceğim pek çok şeyler vardır. Fekat, siz henüz bunlara tahammül edemezsiniz. Ama o geldiği zemân, sizi her hakikate ulaşdıracakdır) diye Muhammed aleyhisselâmın geleceği bildirilmekdedir.

Barnabas İncîlînin 72., 96., 136., 163. bâblarında, Hazret-i Îsânın havarilerine, (Bir son Peygamber geleceğini, isminin Ahmed olacağını, o gelinceye kadar bozulacak olan Încîli tekrar düzelteceğini ve yeni bir kitâb getireceğini), bildirdiği açık açık yazılıdır. Kur’ân-ı kerimin Saf sûresinde bu husus, teyîd edilmekdedir [sağlamlaşdırılmakdadır]. Saf sûresi, altıncı âyetinde meâlen, (Meryem oğlu Îsâ “aleyhisselâm”, Ey Îsrâîl oğulları! Doğrusu ben, benden önce gelmiş olan Tevrâtı tasdik eden ve benden sonra gelecek ve ismi Ahmed [Muhammed ile aynı ma’nâdadır) olan bir Peygamberi “aleyhissalâtü vesselam” müjdeliyen, Allahü teâlâdan size gönderilmiş bir Peygamberim demişdi. Ancak, o Peygamber [Muhammed aleyhisselâm] kendilerine geldiği zemân, bu apaçık bir büyüdür, sihirdir dediler) buyurulmuşdur.

Hindli Rahmetullah efendi “rahime-hullahü teâlâ” 1270 [m. 1854] senesinde Delhîde ve sonra İstanbulda İngiliz protestan papazları ile yapdığı çeşidli münazaralarda, hepsini cevâb veremez bir hâlde bırakmış ve papazlar kaçmışlardır.

Hıristiyanlık içerisindeki akıl ve mantığa sığmayan yazılar sebebiyle kendi mensuplarını da tatmin edememektedir. Bugün batı dilinde yazılı bir ansiklopedide, meselâ Almanların meşhur BROCKHAUS ansiklopedisinin Îsâ maddesinde (Îsâ çok kerreler kendisinden “Ben bir insan oğluyum” diye bahsetmişdir) diye yazılıdır ki, bu da, okumuş bir hıristiyanın, artık Îsâ aleyhisselâmı Allanın oğlu olarak kabul etmediğini, ortaya koymakdadır. Böyle olan kimselerden islâm dînini incelemek imkânını bulanlar, dalâletden kurtulmakda ve Allahü teâlânın hakîkî dînine kavuşarak, Onun büyük lutuflarına nail olmakdadırlar. Îslâmiyyeti incelemek imkânını bulamıyanlar ise, temâmen dinsizleşip ateist olmakda ve dalâlete düşmekdedirler. Bu husûsda müslümânlar arasında, şimdi büyük âlim yetişmemesinin de te’sîri çokdur. Yeni yetişen din adamları, sapık fırkaların te’sîrleri altında kalarak o güzel dinlerinde yükselememekle İslâmiyyeti lâyık olduğu şekilde tanımamakdadırlar. İnsanı, Allahü teâlâya yaklaşdıran, dünyâda rahat ve huzur ile yaşamasını ve âhiretde de Onun mağfiretine kavuşmasını te’mîn eden dînîn, islâm dîni olduğu muhakkakdır.

Misyonerlik Nedir ?

Fagfûr daha başka sualler sorduysa da papazlar cevâb veremedi. (Bu işler ma’nevî işlerdir. Allahın sırlarıdır. İnsanların akılları buna ermez) dediler. Bunun üzerine Çin fağfûru, (Ben size izin veriyorum. Gidiniz, Çinin istediğiniz yerinde va’z veriniz) diye onlara müsâ’ade eddi. Onlar, fağfûrun huzurundan çıkdıkdan sonra, orada bulunanlara dönüp, (Ben Çinde böyle saçmalara inanacak bir ahmak bulunacağını zan etmiyorum. Onun için, bu adamların bu hurafeleri va’z etmelerinde hiç bir mahzur görmedim. Ben emînim ki, bunları dinleyen vatandaşlarımız, dünyâda ne ahmak kavimler bulunduğunu, bunların ne gibi hurafelere [saçmalara] inandığını görecekler.

Fağfûrun dediği o kadar doğrudur ki, aradan 2000 sene geçdiği hâlde, hıristiyan misyonerlerin büyük gayretine rağmen, Çinlileri hıristiyan yapmak kabil olmamışdır. (Cevâb Veremedi) ismindeki kitabımızda, papazların cevâb veremedikleri, birçok suâller yazılıdır. Lütfen oradan okuyunuz!

Yehova Şahitleri

Bunlara yanlış olarak (Yahova Şâhidleri) deniliyor. Aslı yehve şahitleri dir. (Amerikalı Şarl Russel tarafından 1289 [m. 1872] da kurulmuştur. İncîle kendilerine göre yeni mâna verirler. Diğer hıristiyanlardan farklı bir inanışa sahipdirler. Bu sebeple Hıristiyanlar tarafında hazırlanan Muncid lügatinde (Yehve Şâhidleri} için bid’at fırkası, bid’at yolu denilmektedir. Yani hıristiyanlar da yehova şahitlerini kendilerinden ayrı kabul ederler. Kendilerine inananlara maddî yardım va’d eden bu misyoner teşkilâtının merkezi İsviçrenin Zürih şehrindedir.)

Görünüşte hazret-i Îsâ’dan, incilden bahs eden Yehova Şahitleri, haddi zâtında “dünya cenneti” inancını yaymak için Siyonizmin emrinde çalışmaktadırlar. Hazret-i Îsâ’nın, Tanrı Yehova tarafından yeryüzünde Îsâ Krallığı adında bir din devleti kurmakla vazifelendirildiğine ve günahkârların hazret-i Îsâ aracılığıyla yeniden Tanrı Yehova’ya bağlanabileceğine inanırlar. Kurulacak olan Îsâ Krallığının 144.000 seçkin Yahudi tarafından idare edileceğini, kabul ederler. Cennete, Cehenneme ve öldükten sonra dirilmeye, meleklere, kazâ ve kadere, kıyâmete ve rûhun varlığına inanmazlar. Ölüm kişinin tamamen yok olmasıdır derler. Yeryüzünde kurulacak Cennete, hazret-i Îsâ’nın kurulacak krallığı idare edeceğine ve Yehova Şahitlerinin bu krallıkta yaşayıp hiç ölmeyeceklerine inanırlar. Ayrıca kehânette bulunarak, Şeytan ve Yehova arasında, Yehova’run zaferiyle neticelenecek olan bir savaşdan bahsederler. Dünyanın bu savaşta sağ kalanların mekânı olacağını söylerler. Suda vaftiz olurlar.

Millî ve manevî değerlerini inkar ve insanlara “dünya cenneti” vâd etmeleri bakımından, Yehova Şahitleri ile komünistler arasında tam bir benzerlik vardır. Zina dışında herhangi bir sebeple boşanmaya ve kutsal metinlere aykırı olduğunu ileri sürerek, kan nakline karşı çıkarlar. Asker olmayı ve bayrağı selamlamayı reddederler.

Yehova Şahitleri üç zümreye ayrılır. İlk zümre sâdıkları olup, bunlar 150.000 civarındadır. Geri kalanlar ise uşak ve hizmetçi mevkiindedirler. Teşkilâta yeni girenler üçüncü zümrede olmayı baştan kabul ederler.

Yehova Şahitleri kendi inanışları ve kurmayı hayâl ettikleri düzen dışında bütün dinlere, anayasalara, kanunlara, nizamlara, milletlere, bayrağa, sancağa, devlete ve askerliğe düşmandırlar. İsrail’de savaş aleyhtarlığı, sancak, bayrak, vatan, millet, millî marş, devlet, askerlik vb. düşmanlığı ile ilgili propaganda yapmazlar. Yehova Şahitlerinin “1968 Yıllığı’ında, İsrail’in “Altı Gün Savaşı’nda Araplara karşı zafer kazanmaları medh edilmektedir.

Bu teşkilât mensupları İslâmiyetin ve Müslümanların da düşmanıdırlar. Kurulmuş makina gibi merkezden gelen fikir ve düşüncelerin propagandasını yapan Yehova Şahitlerinin hepsi aynı şeyi anlatırlar. Tatlı okşayıcı dillerle, bilhassa Müslüman yavrularını aldatmaya, kendi gâyelerine hizmet ettirmeye çalışırlar. Telefon rehberlerinden aldıkları adreslere broşürler, risaleler, gönderirler. Şık, süslü giyinmiş güzel kızları kapı kapı dolaştırarak evlere, iş yerlerine bu risaleleri bıraktırırlar. Müslümanlar, dinlerinin esaslarını çok iyi bildiklerinden bunların saçma, mesnetsiz yalanlarına kanmamaktadır. Propagandalarını çok sayıda kitap, broşür ve vaazla yürüten Yehova Şahitleri Krallık salonları denen kiliselerde toplanırlar. Rahip ve papazları yoksa da, toplanma merkezleri New York’ta vaizleri vardır.

Teşkilâta bağlı misyonerlerin bir kısmı yarım günlük işlerde çalışırlar ve ayda yüz saat dini hizmetlerde bulunurlar. Bir kısım misyonerler ise bütün zamanlarını dernek çalışmalarına ayırırlar. Ücret karşılığında ayda en az 150 saat dernek için çalışırlar. Yehova Şahitlerinin çalışmalarını başlıca üç kuruluş düzenlemektedir. Bunların en büyüğü Pensilvania’da Russel tarafından kurulan Watch Towver Biblo and Tract Society, diğerleri aynı kuruluşun New York Şubesiyle Ululuslararası Kitab-ı Mukaddes Talebeleri Derneği’dir. İki ayda yayınlanan Watchtower ve Awake dergileri başlıca yayın organlarıdır. Dünyadaki 216 ülkede faaliyet gösteren Yehova Şahitlerinin sayısı 2.000.000 civarındadır. Türkiye’de ise 1000 kadar Yehova Şahidi bulunmaktadır.