İSLÂMDA SOSYAL HÜKÜMLER - kainatingunesi.com

“Abdülhakîm Arvâsî””, çok ilim sahibiydi.
Sohbetleri, herkese pek çok fâideliydi.

Birgün buyurdular ki: (İslâm’ı bilmeyenler,
Milletin îmânını bozmayı dileyenler,

Bu işin, ilme fenne ve akla dayanarak,
Olamıyacağını iyice anlıyarak,

Bu defâ, “hîle yalan” yoluna sapıyorlar.
Milletin îmânına, böyle saldırıyorlar.

Yâni “Hâlis müslümân” görünerek yalandan,
İslâmı methedici yazı yazıp bir yandan,

Fakat bu yazıları arasına, sinsice,
“Asıl zehirleri”ni kusuyorlar gizlice.

Dinde asıl ve temel mevzûları işleyip,
Kafalarına göre bunları eleştirip,

Sonra, kötüliyerek yine bâzı yönlerden,
Halkı soğutuyorlar bu güzel değerlerden.

Bunlar, ibâdetlerin rûhlarında bulunan,
“Mânevî kıymetler”den habersiz olduğundan,

(Bunlar, akla mantığa uygun değil) diyorlar.
Akıllarınca gûyâ düzeltmek istiyorlar.

Bilmemek, insan için “kusûr” ise de, ancak,
Hiç de anlamadığı bir işlere karışmak,

Ayrıca, pek “gülünç” ve “acınacak bir hâl”dir.
Din düşmânları için, bu da, gâyet normaldir.

Lâkin bu câhillerin sözlerine inanan,
Müslümânlar, daha da “zavallı”dır bunlardan.

Bu sinsi düşmânlardan bâzısı da şöyle der:
(Evet, islâmiyyette vardır sosyal hükümler.

Ama bu, o zamânın şartlarına göredir.
Bu asrın şartlarına, aslâ kâfi değildir.

Çünkü bugün milletler, büyümüştür âşikâr.
Yâni şartlar değişmiş, artmıştır ihtiyâçlar.

Bugün, teknik ve sosyal alanda kaydedilen,
Bu ilerlemelere, tam cevap verebilen,

Yeni yeni hükümler lâzımdır dinde esas.
Kur’ânın hükümleri, bunu karşılayamaz.)

Onlar böyle dese de, gerçek böyle değildir.
Bu, onların “çok câhil” olduğuna delîldir.

Çünkü islâmda olan bu hükümler, elbette,
Tâ kıyâmete kadar olurlar mer’iyyette.

Hak teâlâ bu dîni, bütün yenilikleri,
Olacak her inkişâf ve ilerlemeleri,

Karşılayabilecek bir şekilde kurmuştur.
Bu hükümler, çok sağlam zemine oturmuştur.

Yine “sosyal hayat”la İlgili hükümlerde,
Tolerans göstermiştir lüzum olan hâllerde.

Osmânlı Türk devleti ve imparatorluğu,
Kıt’alara yayılan bu millet topluluğu,

“İslâmî hükümler”le idâre olunmuştur.
Şânları, şerefleri, târihe mal olmuştur.

Bu “sosyal hükümler”e, her hangi bir millet de,
Uyarsa, seâdete kavuşur o nisbette.

İslâmın bildirdiği bu sosyal hükümlerden,
Ayrılan bir millet de, kurtulamaz dertlerden.)