İSMAİL BİN YAHYA HAZRETLERİ - kainatingunesi.com

İsmail bin Yahya el Müzeni hazretleri, İmam Şafii’nin önde gelen talebelerinden, Mısırlıdır. İslam tarihinde Müzeni olarak meşhurdur. İlmi çok fazlaydı. Horasan, Irak, Şam alimleri ondan çok istifade etmişlerdir. Bilhassa münazara ilminde pek mahirdir. Şafii hazretleri bu hususta buyurdu ki, eğer şeytanla münazaraya girseydi, mutlaka İsmail bin Yahya kazanırdı.

İnce ve derin meselelere kolayca girerdi. Ahlakı, İmam Şafii’nin ahlakına çok benzerdi. Dünyaya düşkün olmayıp, ver’a sahibi idi. Hiç zengin değil idi. Eline geçeni dağıtırdı. Duası makbul bir zat idi. Bir namazı cemaat ile kılmayı kaçırırsa, aynı namazı 25-26 kere tekrarlardı. Böylece cemaat sevabını kazanmaya gayret ederdi. Ömer el Mekki hazretleri der ki, o nefsine karşı çok sert fakat başkalarına müsamahalı bir alimdi.

Bir gün hocasının yanında bulunuyordu. Ona ilmi kelam üzerine bazı meseleler sordu. Şafii hazretleri çok kısa cevaplar veriyordu. Sonra yüzüne bakarak dedi ki, evladım sana bunlardan daha hayırlısını bildireyim mi. Allahü teala razı olsun efendim deyince, şöyle buyurdu: “Bu ilmi kelam, itikad ilmi, öyle bir ilimdir ki, eğer bir hata edersen küfre düşersin, isabet ettiğin zaman sevab kazanıp, hata edince günahkar olmadığın ilim ise fıkıhdır, İslam hukukudur. Yalnız bu durum müctehid alimler içindir. Bunun üzerine el Müzeni de büyük bir şevkle fıkıh ilmine sarıldı. Hocasından bilhassa fıkıh dersleri aldı. Müzeni hazretlerinin rivayetine göre hocası şöyle buyurmuştur: “Kim Kuranı kerimi öğrenirse kıymeti fazla olur. Kim fıkıh ilmiyle meşgul olursa şerefi artır. Hadisi şerif yazanların delili kuvvetli olur. Hesapla, matematikle uğraşanın görüşü bol ve kavi olur. Nefsine sahip olmayanın ilmi kendine faide vermez.”

El Müzeni sırf Allah rızası için cenazeleri yıkar ve bunu  “kalbimi yumuşatmak için yapıyorum” derdi. Hocası Şafii hazretlerinin cenazesini de meşhur âlim Rebi ile o yıkamıştır.

El Müzeni hazretlerinin anlattığına göre, bir gece Harun Reşid, meşhur alim Rebi’i çağırtmış. Ona demiş ki, git bana İmam Şafii’yi al, beraberinde getir. Rebi hazretleri de mecburen giderek, hadi kardeşim hemen gidiyoruz demiş. İmam Şafii merakla sormuş, bu geç vakitte bu ne hal? Halife böyle emr etti cevabı üzerine beraberce çıkmışlar. Saraya varınca, Şafii hazretlerini bir yere oturtmuş ve halife belki uyumuştur demiş. Odasına girince, ayakta gezinmekte olan Harun Reşid hemen, onu getirdin mi diye sormuş. Rebi hazretleri evet deyince, içeri alınmasını emr etmiş. İmam Şafii hazretleri de vakur, ağır adımlarla içeri girmiş. Harun Reşid, onu görünce, Ey Muhammed bin İdris! Seni bu geç vakitte korkuttuk. Şimdi selametle ve güle güle gidebilirsin demiş. Şafii hazretleri hiçbir şey söylememiş, ona yeminle bir para kesesi vermişler. Almak istememesine rağmen cebine bırakmışlar. Daha sonra Rebi hazretleri ile saraydan çıkmışlar. Şafii hazretleri para kesesini rastladığı ilk kimseye hediye etmiş. Meraktan çatlayacak hale gelen Rebi sormuş, Allah hakkı için söyle, sen ne yaptın ki, Harun Reşid çok sinirli olduğu halde yumuşayıverdi, hâlbuki seni getirdiğim zaman ben, sanki boynunu vurduracak sanıyordum. Şafii hazretleri ciddiyetle şöyle cevap vermiş. Malik bin Enes hazretlerinden duydum. Abdullah bin Ömer demiş ki, Sevgili Peygamberimiz “sallallahü aleyhi ve sellem” Hendek Ahzab gazasının o sıkıntılı  anlarında Cenabı Hakka sığınarak dua etmiş. Ben de O’nun gibi yaptım.”