İSTİFÂDENİN ŞARTI - kainatingunesi.com

“Ubeydullah Hakkârî”, âlim ve velî bir zât.
Bir gün sevdiklerine şöyle etti nasîhat:

(Allahü teâlânın sevgisine kavuşmak,
“Kalb-i selîm” sâhibi olmakla olur ancak.

Yâni “Kalp temizliği”, bir de “İhlâs” gerektir.
Rabbimizin sevgisi, o zaman kalbe gelir.

Kalbin temizliği de, o Resûl’e inanmak,
Sevip, tâbi olmakla müyesser olur ancak.

Bunu elde etmenin birinci yolu ise,
Bir “Velî”yi tanıyıp kavuşmaktır feyize.

Yâni hayatta olan bir zâtı tanımaktır.
Kalbini, o “Velî”nin kalbine bağlamaktır.

Onun sohbetlerinde, her şeyden daha evvel,
Îmân ve îtikâdı öğrenmektir mükemmel.

Lâkin o zât, “Hakîkî bir velî” olmalıdır.
Zîrâ velî olmanın alâmetleri vardır.

O kimsenin her söz ve hareketi eğer ki,
İslâma uygun ise, “Velî”dir elbette ki.

Böyle gerçek bir velî bulunmazsa hayatta,
Olur vefât eylemiş bir büyük velî zât da.

Böyle vefât eylemiş bir “Velî” sevilirse,
Kavuşulur yine de o velîden feyize.

Zîrâ vefât etse de, bu ârif ve velîler,
Yine de tâliplere feyiz verebilirler.

Ölmüş bir evliyâdan feyz alırsa bir kimse,
O zâtın “Üveysî”si denilir o kimseye.

Evliyânın büyüğü “Muhammed Mâsum” dahî,
Birine mektup yazıp şöyle buyurdular ki:

(İmâm-ı Rabbânî’nin mezârını ziyâret,
Niyetiyle gelmeniz, iyi olur begâyet.

O Server’in kalbinden yayılan nûr ve feyiz,
Şimdi, onun kabrinden yayılıyor, biliniz.

Hindistan’da küfür ve günâhın zulmetleri,
Karartıyor ise de gerçi rûh ve kalpleri,

Lâkin yine buradan yayılıyor feyiz, nûr.
Nitekim “Âb-ı hayat, zulumâtta bulunur.”

Bu gün, Medînedeki nûr ve feyz kaynağından,
Evliyânın kalpleri yolu ile yayılan,

Nûrların çıktığı yer, Serhend vilâyetidir.
Burası, Hindistan’ın sanki kalbi gibidir.

O Resûlün mübârek kalbinden çıkan “Nûr”lar,
Şimdi, bütün cihâna buradan yayılırlar.

Allahın rızâsına kavuşmak için, bu gün,
Ziyâret etmelidir kabrini bu büyüğün.

Kıymetini bilmeyen, nîmete kavuşamaz.
Nitekim nezle olan, misk kokusu duyamaz.

İstifâdenin şartı, “İnanmak” ve “Sevmek”tir.
Bir de istifâdeyi, şiddetle istemektir.)