İyi bir insanın vasıfları ile ilgili bazı hadîs-i şerîfler - kainatingunesi.com

İyi bir insanın vasıfları ile ilgili bazı hadîs-i şerîfler: “Mü’min, başkalarıyla ülfet eder [iyi geçinir, uzlaşır, anlaşır, uyuşur], kendisiyle de ülfet olunur. Ülfet etmeyen ve kendisiyle de ülfet edilmeyende hayır yoktur.”

Dünkü makâlemizde, mü’minlerin vasıflarıyla ilgili olarak, bazı sûre-i celîle isimleri ile âyet-i kerîme numaralarını zikretmiştik. Bugün ise, bazı hadîs-i şerîflere temâs edeceğiz. Mü’minlerle ilgili hadîs-i şerîflerden bazıları şöyledir:

“Müslümân, elinden ve dilinden diğer Müslümânların [başka bir rivâyette insanların] sâlim [emîn] oldukları kimsedir.” [Buhârî]

“Komşusu kötülüğünden emîn olmayan kimse, [kâmil] mü’min olamaz.” [Buhârî]

“Çevrendekilerle güzel komşuluk et ve kendin için sevdiğini, istediğini başkaları için de sev, iste ki [tâm, kâmil] Müslümân olasın.” [Harâitî]

“Mü’min la’net etmez, kötülemez, müstehcen konuşmaz ve hayâsız olmaz.” [Hâkim]

“Mü’min geçim ehlidir, arkadaşına râhatlık verir. Münâfık ise geçimsizdir, arkadaşına sıkıntı verir.” [Dârekutnî]

“Halkın elindekine göz dikmemek, mü’minin alâmetlerindendir.” [Dârekutnî]

“Mü’min, başkalarıyla ülfet eder [iyi geçinir, uzlaşır, anlaşır, uyuşur], kendisiyle de ülfet olunur. Ülfet etmeyen ve kendisiyle de ülfet edilmeyende hayır yoktur.” [Beyhekî]

“Mü’min arıya benzer; konduğu dalı kırmaz, oraya zarar vermez. Toplayıp bıraktığı eseri de güzeldir.” [Beyhekî]

“Mü’min, koku satan kimse gibidir. Yanında otursan için açılır. Onunla gezsen veya ortak iş yapsan faydasını görürsün. Onun her işi faydalıdır.” [Taberânî]

“Mü’minin yanına giren, güzel bir bahçeye girmiş gibi ferahlık duyar.” [Deylemî]

“Mü’min akıllı, basîretli, uyanıktır. Her işte Allah’ın rızâsını gözetir. Acele etmez, ilim sâhibidir, harâmlardan kaçar.” [Deylemî]

Kime, dîn-i İslâmın emirlerini yapmak kolay gelirse, onun sâlih bir kimse olduğu anlaşılır.

Bütün insanlığa rehber olarak gönderilmiş olan Peygamberlerin ve onların yolunda olan vârislerinin târihlerini incelediğimizde, hepsinin gâyelerinin, yüksek ahlâklı iyi ferdler, âileler ve cemiyetler, yanî “iyi insan”lar meydâna getirmek olduğunu görüyoruz. Zâten bizim dînimiz, târihimiz, kültür ve medeniyetimizde de, eğitimden maksat “iyi insan”, orijinal ismiyle söylemek gerekirse “insân-ı kâmil” meydâna getirmektir.
Bugün bazı İslâm büyüklerinin sözlerini de nakletmek istiyorduk, ama yerimiz kalmadı. İnşâallah başka bir makâlemizde de onları ele alırız.

Prof. Dr. Ramazan Ayvallı – 26.04.2014