KADER, KULUN İŞİDİR - kainatingunesi.com

“Fahreddîn-i Acemî”, büyük bir velî idi.
“Büyük insan” olduğu, her hâlinden belliydi.

Bir gün, sevdiklerine şöyle etti nasîhat:
(Allah’ın kullarına, hizmet edin her sâat.

Hak teâlâ bir kula, hayır murâd ederse,
Hep hayırlı işlerle meşgûl olur o kimse.

Allah’ın, bir kulunu sevmediğine nişân,
Hep faydasız işlerle meşgûl olur o insan.

Yâni o, ne dünyâya, ne âhirete âit,
Bir işle uğraşmayıp, öldürür her gün vakit.

Kulun “alın yazısı”, işlerinden bellidir.
Yâni kader, insanın işiyle ilgilidir.

Hadîste buyurdu ki Peygamber Efendimiz:
(Bakmaz sûretinizle, işinize Rabbimiz.

Lâkin şuna bakar ki, niçin yaptın o işi?
Beğenmez, kabûl etmez riyâ ve gösterişi.)

Yâni Allah, kulunun bakar sırf niyetine.
Ki, o kulun, o işte acabâ niyeti ne?

Niçin namâz kılıyor, niçin yiyor yemeği?
Niyet “Allah için”se, o zaman gâyet iyi.

İnsan, bu suâllere buluyorsa bir cevap,
Kurtulur âhirette, yapılmaz ona azâb.

Cevap veremiyorsa eğer bu suâllere,
Hazırlansın o zaman, azâb ve elemlere.

Zîrâ “İhlâs” olmazsa, ameller olmaz kabûl.
Dûçâr olur azâba, ihlâsı olmıyan kul.)

Bir gün de buyurdu ki: (“Öfke” ile “Şehvet”ten,
Sakının, zîrâ bunlar ateştir Cehennemden.

Biri, Resûlullah’tan nasîhat isteyince,
O zâta, (Öfkelenme!) buyurdular hemence.

Yerini değiştirip, birazdan yine bu zât,
Resûl-i kibriyâ’dan istedi bir nasîhat.

Lâkin Peygamberimiz, o istek sâhibine,
Cevâben, (Öfkelenme!) buyurdu ona yine.

Arka tarafa geçip, istediğinde aynen,
(Öfkelenme!) buyurdu yine ona cevâben.)

Bir gün de buyurdu ki: (Kardeşlerim, bu dünyâ,
Fâni ve geçicidir, aldanmayın sakın hâ!

“Aklı olan” bir kişi, dünyâya vermez gönül.
Ve hattâ zerre kadar, etmez ona temâyül.

Zîrâ akıllılığın şudur ki alâmeti,
Girmez onun kalbine, bu dünyâ muhabbeti.

Her an “Âhiret”ini düşünür aklı olan.
Çünkü iyi bilir ki, bu dünyâ bir imtihân.

“Ahmak” ise, kaptırır bu dünyâya gönlünü.
Yaşar gaflet içinde, düşünmez ölümünü.

Zîrâ ahmaklığa da şudur ki bir alâmet,
Kalbinde, bu fâni’ye besler sevgi, muhabbet.

Tek çâresi şudur ki, bundan kurtulmanın da,
Dâimâ bulunmaktır, kurtulanlar yanında.)