KALB KIRMAK ve ZARARLARI - kainatingunesi.com

Müslüman, her bakımdan örnek insan demektir. Her işinde Allahü teâlâdan korkar, titrer. Allahü teâlânın sevgisine kavuşturacak işleri yapmak için çırpınır. Sabredici ve affedicidir. Her geçimsizlikte, sıkıntıda kusuru kendisinde görür. Her işte Allahü teâlânın rızasını düşünür. Kimseyle münakaşa etmez. Kalbleri Allahü teâlânın evi bildiği için bir kalbi incitmekten çok korkar. Hadîs-i şerifte buyruldu ki: (Bir müslümanı haksız yere incitmek, Kâ’be’yi yetmiş sefer yıkmaktan daha günahtır.)

Konuşmaları ve hareketleriyle veya herhangi bir sebeple başkasının kalbini kıran kimse, dünyada huzursuz olduğu gibi, âhirette de, bu günahı sebebiyle Cehenneme atılır. Hâdis-i şerifte buyuruldu ki: (Kıyamet gününde ümmetimin müflisi (iflas edeni) şu kimsedir ki, namaz, oruç ve diğer ibâdetleri ile gelmiştir. Fakat birisine sövmüştür, birisine iftira etmiştir, birisinin malını yemiştir, birinin kanını dökmüştür. Yaptığı bu zulümlere karşılık, hak sahiplerine sevâpları verilir. Sevapları bitince, hak sahiplerinin günahlarını yüklenir ve Cehenneme atılır).

Her ne şekilde, olursa olsun kalp kırmaktan son derece kaçmalıdır.İmâm-ı Rabbani hazretleri buyurdular ki: “Allahü teâlâya kalbin yakın olduğu kadar hiçbir şey yakın değildir. Mü’min olsun, kâfir olsun, hiç bir insanın kalbini incitmemelidir! Çünkü, kâfir olan komşuyu da korumak lâzımdır. Sakınınız, sakınınız, kalb kırmaktan pek sakınınız! Allahü teâlâyı en ziyade inciten şey küfürdür. Küfürden sonra kalb kırmak gibi büyük günah yoktur. Çünkü, Allahü teâlâya ulaşan şeylerin en yakın olanı kalbdir. İnsanların hepsi, Allahü teâlânın kullarıdır. Herhangi bir kimsenin kölesi dövülür, incitilirse, onun efendisi elbette gücenir. Her şeyin, her insanın, biricik mâliki, sahibi olan Allahü teâlânın şânını, büyüklüğünü düşünmelidir”.

Her müslüman, herkesin iyi olmasını ister.Kendisini kusurlu görür, başkalarının kusursuz olmasını ister. Bunun için herkese iyiliği tavsiye eder. Bu tavsiyeyi hal ile de yapar. İslâm’ın güzel ahlâkına uyarak örnek olur. Herkese tatlı dil, güler yüz göstermek, kimseyi incitmemek, kalbini kırmamak, malına, ırzına göz dikmemek, kanunlara karşı gelmemek müslümanlık icâbıdır.

İslâmiyetin emirlerini, yasaklarını beğenmiyen kimseler, iyiyi güzeli anlamıyan zavallılardır. Bunlara acımalı, anlayabilecekleri bir lisan ile, iyiyi, kötüyü ve güzeli, çirkini bildirmelidir! Münakaşa etmek, dosluğu giderir, düşmanların çoğalmasına sebep olur. Fitne çıkarmamalı, dost ile de, düşman ile de tatlı konuşmalı, herkese güleryüzlü olmalıdır! Gıybet ederek, lâf taşıyarak kalp kırmak, fitneye sebep olur. Fitne ise büyük günahtır. Hadîs-i şerifte buyuruldu ki;

(Fitne çıkarmayınız! Söz ile çıkarılan fitne, kılıç ile olan gibidir. Zâlimlere, fâcirlere insanları çekiştirmekten, yalan ve iftira söylemekten hasıl olan fitne, kılıç ile yapılan fitneden daha zararlıdır.)

Dargın durmak da kalb kırılmasına sebep olur. Kendisine zulüm edenleri affetmeli, bu sebeple ona karşılık vermemeli ve ona darılmamalı! Dargın ise hemen barışmalı. Hâdis-i şeriflerde buyruldu ki:

(Mü’minin mü’ mine üç günden fazla hicr etmesi (dargın durması) helâl olmaz. Üç geceden sonra ona gidip selam vermesi vacip olur. Selamına cevap verirse, sevâpta ortak olurlar. Vermezse günah ona olur.)

(Sana darılana git, barış! Zulüm edeni affet! Kötülük edene iyilik et!).

Kendimiz yüzde yüz haklı bile olsak, eğer karşımızdaki mü’min özür dilemişse, özrünü kabul etmelidir! Çünkü hâdis-i şerifte: (Müslüman kardeşinin özrünü kabul etmemek, günah olur) buyruldu. Özrü kabul etmek, Allahü teâlânın sıfatlarındandır. Özür beyan eden müslüman kardeşinin özrünü kabul etmemek, sû’i zan olur. Müslümana sû’i zan ise caiz değildir. Hadîs-i şerifte buyruldu ki:

(Sû’i zan etmeyiniz! Sû’i zan, yanlış karar vermeye sebep olur. İnsanların gizli şeylerini araştırmayınız, kusurlarını görmeyiniz, münakaşa etmeyiniz, haset etmeyiniz, birbirinize düşmanlık etmeyiniz, birbirinizi çekiştirmeyiniz, kardeş gibi sevişiniz! Müslüman müslümanın kardeşidir. Ona zulüm etmez, yardım eder. Onu kendinden aşağı görmez).

Karşımızdaki insanı kendimizden aşağı görmek kibirlenmek olur. Kibir ise, büyük günahdır. Hadîs-i şeriflerde buyruldu ki:

(Kalbinde zerre kadar kibir olan, Cennete giremez).

(Allahü teâlâ buyuruyor ki, üstünlük ve azâmet bana mahsustur. Bu ikisinde bana ortak olanı Cehenneme atarım, hiç acımam).

(Önceki  ümmetlerde kibir sahibi  birisi, eteklerini yerde sürüyerek yürürdü. Gayret-i ilâhiyyeye dokunarak, yer bunu yuttu).

(Allahü teâlâ, tevâzu üzere olmağı bana emir eyledi. Hiçbiriniz, hiçbir kimseye tekebbür etmeyiniz, büyüklenmeyiniz!)

Kalb kırıcılığı, geçimsizliği sebebiyle idare edilenlerden, zoraki ikram edilenlerden olmamalıdır. Hadîs-i şerifte buyruldu ki:

(Kıyâmette, en kötü yerde bulunacak kimse, dünyada zararından korunmak için ikram olunandır).

Kalb kırmağa sebep olan kötü huylardan biri de münakaşadır. Hadîs-i şerifte, (Haklı bile olsa, münakaşadan vazgeçmedikçe, kişinin îmânı tamam olmaz) buyruldu. Sert ve kırıcı konuşmaktan kaçınmalıdır, Hadîs-i şerîfte, (Allahü teâlâ her zaman yumuşak söylemeyi sever) buyuruldu. Her çeşit kötü huydan uzak durmalıdır. Hadîs-i şerifte, (Allah katında kötü huydan büyük günah yoktur) buyuruldu. Kötü huyu bırakıp güzel huylu olmağa çalışmalıdır! Peygamber Efendimiz buyuruyor ki:

(Kendinden uzaklaşanlara yaklaşmak, zulüm edenleri affetmek, kendini mahrum edenlere ihsan etmek, güzel huylu olmaktır).

Her çeşit kötülükten kaçarak iyi insan olmalıdır. İyi insan kimdir? Peygamber Efendimiz “sallallâhü aleyhi ve sellem” ümmetine hitaben: (İnsanların en iyisi, insanlara iyilik edendir. İnsanların en kötüsü, insanlara zarar verendir) buyurdu. O halde her müslüman, îmânı düzelttikten sonra, iyi insan olmağa, insan sevindirmeğe çalışmalıdır. Hadîs-i şeriflerde buyruldu ki:

(Bir kimse, bir mü’min kardeşini sevindirirse, Hak teâlâ o kimsenin kalbini kıyâmet gününde ferahlandırır).

(Her kim dünyada bir mü’min kardeşinin işini görürse, Hak teâlâ o kimsenin yetmiş işine kolaylık ihsan buyurur. O yetmiş işin on tanesi dünyada, altmış tanesi kıyamet günündedir. Bir kimse, bir mü’min kardeşinin aybını kapatırsa, Allahü teâlâ o kimsenin bütün ayıplarını kıyamet günü kapatır), (İslam ilmihali / 305)