KALPTEKİ ARZULAR - kainatingunesi.com

“Ahmed-i Ankaravî”, gönül ehli bir velî.
Meşhurdu halk içinde güler yüz, tatlı dili.

Söz ve nasîhatleri tesirliydi pek fazla.
Zîrâ sırf Allah için konuşurdu ihlâsla.

Sohbetini dinliyen, alırdı bambaşka hâl.
Görünmezdi gözüne, ne bu dünyâ, ne de mal.

Derdi ki: (Her insanın bir “Alın yazısı” var.
Bu, yaptığı işlerden belli olur âşikâr.

Kim, alın yazısını eğer merak ederse,
“Ne yolda gittiği”ne iyi baksın o kimse.

Nitekim her insanın gönlünde “Bir şey” yatar.
Ve o kişi, ekserî, o yolda adım atar.

“Zengin olmak” isteyen, o yolu araştırır.
Allah da, o kimseye bunu kolaylaştırır.

“İslâma hizmet aşkı” varsa kimin gönlünde,
Allah’ın yardımıyla, mâni kalmaz önünde.

Yâni kulun kalbinde, her ne ki varsa şâyet,
Ona göre bulur o, bir yön ve istikâmet.

Nasıl ki “Pusula”yla, yol bulursa gemiler,
“Kalpteki arzular” da, kullara yön verirler.

İnsanın gönlündeki bu arzu ve himmeti,
Ne ise, Hak indinde o kadardır kıymeti.

Gönlünde “Mal toplamak” arzusu varsa eğer,
Hak teâlâ indinde, bulamaz aslâ değer.

Zîrâ hiç kıymet vermez “Dünyâ”ya cenâb-ı Hak.
Ona değer veren de, zelîl olur muhakkak.

Her kim de “Allah” derse, olur üstün ve azîz.
Zîrâ Allah diyeni, çok yüceltir Rabbimiz.

Onlar “Allah” dedikçe ve kaçtıkça paradan,
Onlara, daha fazla mal gönderir Yaradan.

Lâkin onlar, paraya sürmezler ellerini.
Ancak Allah yolunda, dağıtırlar hepsini.

Böyle kulun kalbinde, “Dünyâ” olmaz zerrece.
“İslâma hizmet” için çalışır gün ve gece.

Her işte, Hak rızâsı almaya gayret eder.
Düşünmez ki: “Acabâ insanlar bana ne der?”

Rabbine vereceği hesâbı düşünür hep.
“Âhiret derdi” ile dertlidir bundan sebep.

“Halkı memnûn etmeyi” hiç düşünmez o aslâ.
“Rabbinin rızâsı”nı talep eder ihlâsla.

Her işini yaparken, kendine sorar ki hem:
“Benim, bunu yapmakta, nedir maksat ve gâyem?”

Eğer “Allah rızâsı” görür ise o işte,
Yapar, yoksa vazgeçer, “Hâlis kul” budur işte.

Zîrâ o, gâyet iyi bilir ki, şu bir gerçek,
Yârın, her bir işinden hesâba çekilecek.

O, bunları düşünüp, kaçar harâm, günâhtan.
Zîrâ çok korkmaktadır Cehennemden, azâbtan.)

Bu büyük âlim zâtın hürmetine ilâhî!
Bu güzel hasletleri, ihsân et bize dahî.