Kıbrıs harekatında pilota düşman hedeflerini gösteren evliya: Abdurrahman Arvasi - kainatingunesi.com

Seyyid Abdurrahman Arvasi hazretleri: Anadolu’da yetişen büyük âlim ve velîlerden. Seyyiddir, yâni hazret-i Hüseyin’in evlâdındandır. Pekçok kerâmetleri görülmüş olan Seyyid Abdurrahmân hazretleri zamânın beylerine, paşalarına mektuplar yazarak nasîhat ederdi.

1974 Kıbrıs harekâtından sonra Van’ın Hoşab (Güzelsu) kazâsına âilesi ile birlikte bir hava binbaşısı gelip Seyyid Abdurrahmân Arvâsî hazretlerinin kabrini sordu.

Kabrin bulunduğu yere varıp, orada bir koç kesip fakirlere, şeker alıp çocuklara dağıttı. Kendisine bu yaptıklarının ve ziyâretinin sebebi sorulunca, şöyle anlattı:

Kıbrıs harekâtı sırasında adanın üzerinde uçuyordum. Beşparmak Dağlarındaki Rum yuvalarını, oyuklarını, mazgallarını ve müstahkem mevkı ve mevzilerini bombalayıp dönecektim. Omuzumda iki el hissettim. Korktum. Baktım ki sarıklı, sakallı, nûr yüzlü ihtiyâr bir zât.

Evlat, filan mevzileri de bombala!” buyurdu.

“Benzinim dönüşe yetmez.” dedim.

Korkma ben tekeffül [kefil oluyorum] ediyorum.” deyince döndüm.

Gösterdiği mevzi ve hedefleri de bombaladım. Mersin’e doğru gelirken;

Gördün mü benzinin yetti.” buyurdu.

Ben merak edip o zâta; “Siz kimsiniz?” diye sordum.

Van’ın Hoşab kazâsından Seyyid Abdurrahmân’ım.” buyurdu.

“Sağ mısınız?” dedim.

Değilim ama, böyle savaşlarda ve sıkıntılı durumlarda yardıma koşarım.” buyurdu.

Abdurrahmân Arvâsî hazretlerinin vefâtından 150 seneden fazla zaman geçtiği hâlde müslümanların yardımına koşması onun kutup ve yüksek kerâmet sâhibi olduğunu göstermektedir. Onun kutb olduğu zamânında ve sonraki zamanlarda da hep tevâtür hâlinde bilinmektedir. Mevlânâ Hâlid-i Bağdâdî hazretlerinin halîfesi ve asrının kutbu olan Seyyid Tâhâ-yı Hakkârî hazretleri kendisinden bahs ederdi.

PAPAZIN SİHRİNİ BOZDU

Birgün Abdurrahmân Arvâsî hazretleri sevenleri ve talebeleri ile Van Gölü kıyısında giderken, gölde bulunan AhtamarAdasındaki Ermeni kilisesinden bir papas çıkarak su üstünde yürümeye başladı. Abdurrahmân Arvâsî hazretlerinin talebelerinden bâzılarının hatırına; “Allah’ın düşmanı dediğimiz papas su üzerinde yürüyor da, evliyânın büyüğü Abdurrahmân Kutub hazretleri acaba neden kıyıdan yürüyerek dolaşıyor?” düşüncesi geldi. Talebelerinin düşüncelerini anlayan Abdurrahmân Arvâsî hazretleri, ayakkabılarını çıkararak ellerine alıp birbirine çarptı. Her çarpışta papas suya battı. Boğazına kadar battığı zaman son defa çarptı ve papas tamâmen batıp boğuldu. Abdurrahmân Arvâsî hazretleri böyle düşünen bâzı talebelerine dönerek; “O sihir yaparak su üstünde gidiyor ve sizin îmânınızı bozmak istiyordu. Ayakkabıları çarpınca sihri bozulup battı. Müslümanlar sihir yapmaz, Allahü teâlâdan kerâmet istemekten de hayâ ederler.” buyurdu. Kerâmeti ile papasın sihrini bozdu.

Evliyalar Ansiklopedisi