KIBRIS’TA RUM VAHŞETİ - kainatingunesi.com

1974 harekâtından önce kan içenler, her gece yeni evlerden, yeni kurbanlar alıp götürmeye devam ediyorlardı. Sokaklarda korku kol geziyordu…

O zaman ben yedi yaşlarında küçük bir kız çocuğuydum. Babam ve annemle birllikte küçük evimizde yaşıyorduk.

Ama her akşam, tıpkı diğer Türk aileler gibi kapımızın tekmeyle açılacağı korkusunu da yüreğimizin başında duyarak uykusuz geceler geçiriyorduk…

10 Haziran 1974… Talihsizlik ve vahşet, kanlı sırtlan dişleriyle bizim kapımızda çınlattı kahkahalarını. Yine her zaman ki gibi karanlıkta oturuyorduk. Babama sarılıp ağlamaya başladık. Kapı tekmelenmeye devam ediyordu. Babamın boynuna kenetlediğim minik kollarımı bir mengene gibi sıkarken, “Ne olur baba bizi bırakıp gitme” diye ağladığımı dehşet ve nefretle hatırlıyorum.

Babam, “Allah’ın dediği olur. Kendinize iyi bakın!” dedi. Bu cümle, babamdan duyduğum son sözler olarak kulağımda kalacaktı. Annemle hıçkırarak boynuna sarıldık. O sırada içeri girmişlerdi. Annemle beni, kollarımızdan tutup birer paçavra gibi savurduktan sonra bir kaç tüfek dipçiğiyle zararsız hâle getirdiler. Otuzaltı yaşındaki civan babamı önlerine katıp, ite kaka evden zorla çıkardıklarını hatırlıyorum.

Tıpkı diğer Türkler gibi, ne onu, ne de onu götüren sırtlanları bir daha göremedik. Günlerimiz zehir, gecelerimiz korku kumkuması olmuştu.

Sonra Anavatan Türkiye’den imdada gelen şanlı Türk Ordusu’nun büyük zaferiyle hürriyetimize kavuştuk. Allah’a binlerce şükürler olsun.

Birçok soydaşımız gibi, kabri bile belli olmayan babamın yokluğuna yanar dururum. Allah o günleri bir daha göstermesin! (Amin.)

Ayşe Şavki

Türkiye Takvimi  21/22 Aralık 1990