KOMŞU HAKKI - kainatingunesi.com

KOMŞU HAKKI

Her Müslümanın, iyi komşular arasında ev araması lazımdır. Çünkü Sevgili Peygamberimiz “Ev satın almadan evvel komşuların nasıl olduklarını araştırınız. Yola çıkmadan evvel yol arkadaşınızı seçiniz” ve “Komşuya hürmet etmek, anaya hürmet etmek gibi lazımdır” buyurmuştur.

                 Komşuya hürmet, onunla iyi geçinmektir. Onun aç olduğunu bilerek, kendisi tok yatmamaktır. Allahü tealanın kendisine ihsan ettiği rızıklardan ona da vermelidir. Onu incitecek söz ve harekette bulunmamalıdır. Hadis-i şerifte “Komşusu şerrinden emin olmayan kimse, Allahü tealaya iman etmemiştir” buyruldu.

Gayrimüslim vatandaşlardan olan komşuya da mümkün olduğu kadar hediye vermeli, iyilik yapmalıdır. Hadis-i şerifte “Müslüman olmayan komşunun bir hakkı, Müslüman komşunun iki hakkı, akraba olan komşunun üç hakkı vardır” buyruldu.

Komşu olan evlerin adedi, zamanın şartlarına ve insanın yardım kudretine göre değişir. Her taraftan birer, ikişer ve nihayet kırk ev komşuluk hakkına malik olur.

                   Komşunun yaptığı eziyetlere ve cahilce hareketlerine sabretmeli, karşılık vermemelidir. Alkollü içkinin ve dinimizde yasak edilen çeşitli günahların haram olduğunu güler yüz ve tatlı dil ile anlatmalıdır. İnsanlar, günah işlediklerini görüp de nasihat vermeyen ve kendileri ile görüşmeyen; cehennemden kurtulmaları için yardım etmeyen komşularını, kıyamet günü Allahü tealaya şikâyet edecekler, maddi ve manevi haklarını isteyeceklerdir.

Komşunun çocuklarını eliyle okşamalı, namaz kılmaları ve günah işlememeleri için, tatlı dille nasihat etmelidir. Hadis-i şerifte “Evinizde pişen yemekten, komşunun hakkını veriniz!” buyruldu. Komşunun ödünç olarak istediğini hemen vermelidir.

                     Komşusu hasta olunca, ziyaretine gitmelidir. Sıkıntıya düşünce, imdadına yetişmelidir. Hadis-i şerifte “Sıkıntıya düşen komşusuna yardım eden, sıkıntısını gideren kimseye Allahü teala, kıyamet günü kıymetli elbise giydirecektir” buyruldu.

Cenazesi olunca “taziye” etmeli, yani sabretmesini söylemeli ve cenazesinin hizmetine koşmalıdır.

                    Komşusu sefere, uzak vazifeye gidince, geride kalan ailesini, çocuklarını, hırsızların, ahlaksızların şerlerinden, zararlarından muhafaza etmeli, onlara yardımcı olmalıdır.

            Komşusuna veremeyeceği meyve, tatlı gibi şeyleri evine ondan gizli getirmelidir. Evini satacağı veya kiraya vereceği zaman ona danışmalı, onun izin verdiği kimseye vermelidir.

             Dünyada en kıymetli şey; Müslüman, salih (iyi, temiz), Allahü tealanın ve mahlukların haklarını bilen ve gözeten komşudur. Hadis-i şerifte “Allahü teala, bir salih Müslümanın hürmetine, komşularından binlerce belayı, felaketi uzaklaştırır” buyruldu ve yine “Kendisinin iyi mi, kötü mü olduğunu anlamak isteyen kimse; salih, halis olan komşularının, kendisi hakkında ne dediklerini öğrensin. İyi kimsedir diyorlarsa; Allahü tealanın yanında da iyi olduğunu anlasın” buyruldu.

             Herhangi bir kimseye yapılması haram olan bir fenalık, komşuya yapılırsa, günahı kat kat daha fazla olur. Herhangi bir kimseye yapılması sevap olan bir iyilik; komşuya yapılırsa, sevabı kat kat daha fazla olur.

            Sevgili Peygamberimiz buyurdular ki: “Komşunun komşu üzerinde on hakkı vardır.

1-Borç istediği zaman borç vermek.

2-Evine misafirliğe davet edince gitmek.

3-Hastalanınca ziyaretine gidip, halini sormak, ona şefkat üzere olmak.

4-Bir işte yardım isterse yardım etmek.

5-Başına bir bela gelince, baş sağlığı dilemek, geçmiş olsun demek.

6-Bir iyilik veya iyi haberle karşılaşınca, gözün aydın demek.

7-Ölünce cenazesinde bulunmak ve defni ile meşgul olmak.

8-Kaybolur, eve gelmez, gurbete çıkarsa evini beklemek.

9-Ondan gelen sıkıntıya katlanmak.

10-Onunla kavga ve münakaşa etmemek.”

   MENKIBE: Sarhoş Komşu

             İmam-ı Azam efendimizin bir komşusu vardı. Evleri birbirine bitişikti. Komşusu, devamlı surette sarhoş olup meyhaneden çıkmaz, akşamları eve gelince de sabaha kadar saz çalar ve şarkı söylerdi. Hazret-i İmam hiçbir şey demez, sabrederdi. Bir akşam, adamdan ses gelmeyince, sabah erkenden komşusunun evinin kapısını çaldı. Adamın hanımı çıktı ve                    “Buyurun efendim” dedi. İmam-ı Azam efendimiz sordu:

            -Efendinizden bu akşam hiç ses gelmeyince merak ettik. Acaba başına bir iş mi geldi?

Adamın hanımı, üzülerek ve utanarak dedi ki:

-Efendim, dün akşam geç saatlerde çarşıdan gelirken bekçiler, sarhoştur diye götürüp hapse atmışlar.

              Bunun üzerine İmam-ı Azam hazretleri hemen şehrin valisinin konağının yolunu tuttu. Vali, İmAm-ı Azam efendimizi kapıda görünce şaşırdı.

             -Buyurun efendim! Hayrola, bugün buraya teşrif ettiniz. Bir arzunuz mu var?

             -Vali Bey, bizim şöyle şöyle bir komşumuz vardı. Akşam bekçiler sarhoş diye hapse atmışlar. Bunu hapisten çıkarmanız için geldim.

Bunun üzerine, adamı hemen hapisten çıkarttılar ve İmam-ı Azam’a teslim ettiler.

İmam-ı Azam hazretleri, yolda komşusuna dedi ki:

             -Kusura bakmayın! Akşamdan haberimiz olmadı ve çocuklarınıza nafaka veremedik. Şu paraları al da onlara nafaka temin et!

              Adamcağız çok üzüldü ve mahcup oldu; halis bir kalple tövbe etti. Ölünceye kadar İmam-ı Azam’dan ayrılmadı, onun sadık talebeleri arasına girdi ve nice ihsanlara kavuştu.

  MENKIBE:Yahudi Komşu

               İslam âlimlerinin büyüklerinden Malik bin Dinar’ın Yahudi bir komşusu vardı. Yahudi, evinin kanalizasyon çukurunu, düşmanlık olsun diye Malik hazretlerinin odasının arkasına yapmıştı. Odadan içeri sızıntı oluyor, pis koku çok rahatsız ediyordu. Malik bin Dinar, her gün sızıntıları temizler, pis kokuyu giderici güzel kokulu şeyler yakardı.

               Yahudi, Malik’in rahatsız olduğunu anlıyor fakat şikâyete gelmemesine hayret ediyordu. En sonunda kendisinin sabrı taştı. Hazret-i Malik’in evine geldi. Pis kokuyu duyunca dedi ki:

               -Ey Malik, bu koku ne?

               -Burada kokulu şeyler yakıyorum.

                -Hayır, bu koku kanalizasyon kokusudur. Bak duvardan sızıyor. Ne diye bana söylemiyorsun?

              -Eğer söyleseydim, sen üzülebilirdin. Bizim dinimizde, komşuyu üzmemek ve ondan gelen eziyetlere katlanmak vardır. Komşuyla kavga ve gürültü etmek yoktur.

Yahudi bu sözler karşısında sarsıldı. Dedi ki:

              -Ben bugüne kadar İslam dinine düşmandım. Şimdi İslamiyete hayran kaldım. Böyle güzel ve tatlı hükümler ancak hak olan bir dinde bulunur. Ey Malik! Müslüman olmak için ne lazımsa derhal yapmaya hazırım.

            Yahudi, kelime-i şehadet getirdi ve Müslüman oldu.