Kuldan değil Allah'dan korkarlardı - Kuldan değil Allahtan korkarlardı

Abdullah bin Zeyd anlatıyor: Aydınlık bir gecede mezarlığa uğramıştım. Burada uyuya kalmışım. Rüyamda, bir adamın zincirini sürükleyerek mezardan çıkmakta olduğunu, bir diğerinin de zincirinden çekerek döve döve adamı gerisin geri mezara çekmekte olduğunu gördüm. Dövülen adam, “Niye dövüyorsun? Ben namaz mı kılmadIm, oruç mu tutmadım?” dedi. Döven: “Evet, namaz kıldın, oruç tuttun fakat yalnız kaldığın vakit Allahü tealânın görüp bildiğine aldırış etmeden kimse görmüyor diye haram işledin,” dedi.

***

İbrahim Teymî anlatır: “Ölümü ve yok olmayı hatırlamak için sık sık mezarları ziyaret ederdim. Bir gece bir mezarlığa uğradım, uykum geldi ve uyudum. Rüyamda mezarın biri yarıldı ve adamın biri, “Alın şu çengeli, ağzından sokup ardından çıkarın, dedi. Ölü, “Ben Kurân okuyup haccetmedim mi? diyerek yapmış olduğu bütün iyilikleri saydı. Bir ses: “Evet, herkesin göreceği yerde bunları yaptın fakat yalnız kaldığın vakit, benim görüp bildiğime aldırış etmeden isyan ettin,” dedi.

***

Abdullah bin el-Medenî anlatıyor: “Benim bir dostum vardı, bana şöyle anlattı: “Bir defa arkadaşımla yola çıkmıştım. Akşam vakti bir mezarın kenarında namazımı kıldım. Bu sırada kabirden bir inilti duydum, kulak verdim, adam: “Ah ben de namaz kılar ve oruç tutardım.” dedi.

Bunu duyunca beni bir titreme aldı. Arkadaşımı çağırdım. O da bu söylenenleri aynen duydu. Yine akşam namazını burada kıldım ve aynı sesi duydum. Eve döndüm ve bu korkudan iki ay hasta yattım” dedi. Abdullah bin el-Medenî devamla “Benim başımdan da aynen böyle bir olay geçti” dedi ve olayı şöyle anlattı:

“Küçüktüm, devamlı olarak babamın mezarına gider, ruhuna Kur’ân-ı kerîm okurdum. Bir Ramazan ayının Kadir gecesinde sabah namazını erkenden kıldıkdan sonra sabah karanlığı ile yine babamın mezarı başına gittim, oturdum, bir miktar Kur’ân-ı kerîm okudum. Mezarlıkta benden başka kimse yoktu. Tam bu sırada acı bir inilti duydum. Durdum ve iniltiye kulak verdim. Orada azap gören adamın şiddetli iniltileri geliyordu. Bir süre dinledim. Ortalık ışıyınca ses duyulmaz oldu. Ziyaret için mezarlığa gelmeye başladılar. Gelenlerden birisine, “Bu mezar kimindir?” diye sordum. O da, “Bu kimsenin beş vakit cemaate devam edip, lüzumsuz konuşmalarda bulunmadığını hatırlarım, ancak tefecilik yapardı” dedi.

Allah Dostlarının Örnek Halleri s.350-351