Muhammed b. Semmâk Hazretleri - kainatingunesi.com

Muhammed b. Semmâk Hazretleri

Vaz etmekte, eşsiz bir âlim! Bu sebeple kendisine “Vâi- zü’l—Müslimîn” denirdi. Asıl adi; Muhammed b. Semmâk el-Kûfî olup, künyesi: Ebü ’l-Abbâs’dır. İslâm târihinde, İbn-i Semmâk diye şöhret bulmuştur. Hârun Reşîd ona gâyet mu’- tekid olup, azîm hürmet gösterirdi. İbn-i Semmâk’m tevâzu’u ve hikmetli sözleri sâyesinde binlerce insan; Allahü teâlâmn nûrlu yoluna erişmiştir.

Meselâ hristiyan bir delikanlı iken onun sözleriyle, kalbin­de îmân nûru parlayan Ma’rûf-i Kerhî; bunlardan biridir! İbn-i Semmâk hazretleri birgün, halîfenin bulunduğu meclise uğradı. Hârun Reşîd ayağa kalkıp, onu karşıladı. Baş köşede yer gösterdi. Meclistekiler de, çok hürmet ettiler. Hazret konu­şurken eshâb-ı kirâmı medhediyordu. Şöyle buyurdu: “Allahü teâlâya hamdolsun. Resûlüne, salât ve selâm olsun! Eshâbın- dan sonra gelenlerin bin tanesi; eshâb-ı kirâmın en aşağı dere­cesinde bulunanlara bile erişemez! Onlar, Allahü teâlâmn azâbından emîn oldular. Dedelerimiz ve babalarımız da îmân edip, onların yoluna devam ettiler. Yâ Ebû Bekr! Sen, kulluk ve itâ’atte öyle bir mertebeye ulaştın ki; Allahü teâlâ Kur’ân-ı Kerîm’inde, seni medh ve senâ buyurdu! Yâ Ömer! Sen bir halîfe veya emîr değil; müslümanların babasısın! Yâ Osman!

Sen de, günahsız olarak şehîd edildin. Olgun yaşta idin fakat küçük bir çocuk gibi (ma’sûm) defnedildin.”

Sonra sözlerine, devam etti: “Ömer b. Abdülazîz (rh.a); hi­lâfet makamına oturduğu zaman, ağlamaya başladı! Hanım, çocuklar ve hizmetçilerini toplayıp şöyle konuştu: ‘Ben bu­günden itibaren, öyle bir mes’ûliyeti yüklenmiş bulunuyorum ki; artık sizlerle ilgilenmeye vaktim kalmayacak! İnsanlar kıyâ- mette hesaplarını verinceye kadar; boş vakit bulamayacağım!’ Bu sözleri duyunca; âile efradı öyle ağladılar, öyle çığlık attılar ki; yakın komşuları orada birinin vefât ettiğini zannettiler!”

Bazı hikmetli sözleri

İbn-i Semmâk’m anlattığına göre, Yusuf aleyhisselâm zama­nında bir âile, muhtâç duruma düştü. Evin erkeği âdz olduğu için, hanımı elbiselerini giydi. Kocası, nereye gittiğini sordu. Kadın da: “Yusuf aleyhisselâma gideceğim! İhtiyâcımızı, ona anlatacağım” dedi. Kocası endişeyle: “Sana, bir kötülük gel­mesinden korkarım!” deyince, hanımı: “Ben, Yûsuf aleyhisse- lâmdan hiç korkmam! Çünkü o, Allahtan korkar” cevabım ver­di. Ve sokağa çıktı. Yûsuf alehisselâmın, geçeceği yol üzerine oturdu. Allahü teâlânın peygamberi geçerken, ayağa kalktı ve: “Tâ’atı sebebiyle köleyi, melîk (sultan) yapan ve isyânı sebe­biyle, melîki, köle yapan Allahü teâlâya hamdederim” dedi. Sonra ihtiyâcını, Yûsuf aleyhisselâma arzetti. Allahü teâlânın peygamberi emretti ve muhtaç âilenin, ihtiyâcı giderıldi.

İbn-i Semmâk hazretleri nereye gitse, oradakilere Allahü teâlâyı hatırlatırdı.

Birgün pazara uğramıştı. Onlara seslenerek: “Ey, pazar eh­li! Pazarınızda, kesad; iyilerinizde, hased; alış-verişinizde, fesâd mevcut! Âllahü teâlânın emirlerine uyunuz” buyurdu.

Başka bir mecliste ise, insânlan sordular!

“İnsanlar üç kısımdır:

Birinci: Günahkarlar sınıfı olup; tevbe ederek, bir daha günaha dönmek istemeyenlerdir. Bunlar iyidirler, makbuldür­ler. İkinci: Günâh işlerler. Sonra tekrar, günâh işlerler. Sonra üzülürler. Yine günâh işlerle. Sonra da ağlar, pişmân olurlar. Bunların kurtulması umulur. Ama helâk da, olabilirler! Üçün­cü: Günâh işlerken, pişman olmazlar! Pişman olsalar da, üzül­mezler. Gene günâh işler, ağlamazlar. Bunlar, Cehennem yo­luna sapanlardır!” buyurdu.

Sohbetleri

Bağdatlı arkadaşlarından biri, İbn-4 Semmâk hazretlerine mektup yazarak; dünyayı anlatmasını rica etti. O da cevaben: “Allahü teâlâ dünyayı; şehvet ve âfetlerle doldurdu! Helâlleri güçlükle harâmiarı da mes’ûliyetle beraber kıldı! Haramdan sakınanların, âhiret azâbından kurtulacağım! Allahü teâlânın emirlerine uyanlann (helâl peşinde olanların), çektikleri güç­lüğe karşı; âhirette mükâfat göreceklerini!” yazdı.

“Hangimizin günâhı,daha fenadır?”

“Akıllı kimsenin günâhı, ahmaktan! Zenginin günâh işle­mesi, fakirden! Âlimin günâhı ise, câhilin işlenmesinden daha fenadır!”

“Allahü teâlânın rızâsı nerededir?”

“Peygamber Efendimiz buyurdular ki: Allahü teâlânın rı­zâsı, baba nzâsındadır.m “Gaflet nedir?”

“Ölüm meleği yastığımız yanında beklediği halde; uyuya­na (gaflette olana) çok şaşıyorum!”

“Allahın emirlerine uymanın fâideleri nelerdir?”

“Allahü teâlânın emirlerine uymanın fâidesi; sadece yüzle­ri nûrlandırmak, kalblere sevgi ve huzur vermek, vücudumuzu kuvvetlendirmek, nefsimize emniyet bahsetmek olsaydı bi­le kâfi değil miydi?”

“Tevâzu’nun çeşitleri var mıdır?”

“Tevâzu’nun en üstünü; kendimizi hiç kimseden üstün görmemektir?”

“Kimlerden çekinmeyiz?”

“Amelsiz ilim sahiplerinden? Ve mevki, makam peşinde olanlardan?” ‘f

“Bunlar kimlerdir?”

“Amelsiz, ilim sahiplerinin önderi: şeytândır? Makam mev­ki hırsındakilerin önderi: Firiavndır?”

Muhammed b. Semmak el—Kufi hazretleri; 799 (183h) yıl­larında, Küfe şehrinde vefat eyledi.