NAMÂZ KİTABI (KİTÂBÜ'S-SALÂT) - kainatingunesi.com

NAMÂZ KİTABI (KİTÂBÜ’S-SALÂT)

Bismillâhirrahmânirrahîm.

İslâmiyyeti bildiren kitâblar pek çokdur. Bunların içinde en kıymetlisi, imâm-ı Rabbânînin üç cild (Mektûbât) kitâbıdır. Bundan sonra, Muhammed Ma’sûmun üç cild (Mektûbât) kitâbıdır. Muhammed Ma’sûm hazretleri, Mektûbâtın üçüncü cildinin onaltıncı mektûbunda buyuruyor ki, (Îmân, kelime-i tevhîdin Lâ ilâhe illallah ve Muhammedün Resûlullah iki kısmına birlikde inanmakdır). Ya’nî, müslimân olmak için, Muhammed aleyhisselâmın Peygamber olduguna da inanmak lâzımdır. Ya’nî Muhammed aleyhisselâm, Allahın Peygamberidir. Allahü teâlâ, Cebrâîl ismindeki melek ile, kendisine (Kur’ân-ı kerîm)i göndermişdir. Bu Kur’ân-ı kerîm, Allah kelâmıdır. Muhammed aleyhisselâmın kendi düşünceleri ve felsefecilerin, târîhcilerin sözleri degildir. Muhammed aleyhisselâm, Kur’ân-ı kerîmi tefsîr etmişdir. Ya’nî açıklamışdır. Bu açıklamalara, (Hadîs-i şerîf) denir. Islâmiyyet, (Kur’ân-ı kerîm) ile (Hadîs-i şerîf)lerdir. Dünyânın her yerindeki, milyonlarca islâm kitâbı, (Kur’ân-ı kerîm) ile (Hadîs-i şerîf)lerin açıklamalarıdır. Muhammed aleyhisselâmdan gelmiyen bir söz, islâm kitâbı olamaz. Îmân ve islâm demek, (Kur’ân-ı kerîm) ve (Hadîs-i şerîf)lere inanmak demekdir. Onun bildirdiklerine inanmıyan, Allah kelâmına inanmamış olur. Muhammed aleyhisselâm Allahü teâlânın bildirdiklerini Eshâbına bildirdi. Onlar da, talebelerine bildirdi. Bunlar da, kitâblarına yazdılar. Bu kitâbları yazan âlimlere (Ehl-i sünnet âlimi) denir. Ehl-i sünnet kitâblarına inanan, Allah kelâmına inanmış olur. Müslimân olur. Elhamdülillah, biz dînimizi Ehl-i sünnet âlimlerinin kitâblarından ögreniyoruz. Dinde reformcuların, masonların ve zındıkların uydurma kitâblarından ögrenmiyoruz.

Resûlullah “sallallahü aleyhi ve sellem” buyurdu ki, (Ümmetim arasında fitne, fesâd yayıldığı zemân, sünnetime yapışana, yüz şehîd sevâbı vardır.) Sünnete yapışmak, Ehl-i sünnet âlimlerinin kitâblarını ögrenmekle ve bunlara uymakla olur. Müslimânların dört mezhebinden herhangi birisinin âlimleri (Ehl-i sünnet âlimleri)dir. Ehl-i sünnet âlimlerinin reîsi, Imâm-ı a’zam Ebû Hanîfe Nu’mân bin Sâbitdir. Ingilizler, asrlar boyunca ugraşarak, bir müslimânı hıristiyan yapamadılar. Bunu başarabilmek için, yeni bir yol aradılar. Masonlugu kurdular. Masonlar, islâmiyyete, ya’nî Ehl-i sünnet âlimlerinin bildirdiklerine, ya’nî Muhammed aleyhisselâmın sözlerine ve bütün dinlere, öldükden sonra tekrâr dirilmek olduguna, Cennetin, Cehennemin var olduguna inanmıyorlar.

NEMÂZ

Müslimânın, hergün beş kerre nemâz kılması farzdır. Nemâz dînin diregidir. Bir nemâzı vaktinde kılmıyanın, bunu hemen kazâ etmesi de farzdır. Bir nemâzı kılmayıp, kazâ da etmiyen Cehennemde binlerce sene yanacakdır. Yâ, nemâza ehemmiyyet vermiyen, vazîfe olduguna inanmıyan mürted olur, îmânı gider, Cehennemde sonsuz olarak yanacakdır. Nemâz ayakda kılınır. Ayakda duramıyan hasta, oturarak kılar. Oturamıyan hasta, yatarak, îmâ ile kılacakdır. Bunu da yapamıyan, öldükden sonra, iskat yapılması için vasıyyet edecekdir. Zengin akrabâsı bulunmıyanın, komşuları iskat yapıp, bunu Cehennemden kurtarır. Müslimânların, müslimân komşular arasında ev tutmaları lâzım oldugu buradan da anlaşılmakdadır.

Nemâzda ayakda durmaga (Kıyâm), egilmege (Rükü’), başını yere koymaga (Secde), oturmaga (Ka’de) denir. Bu dördü nemâzın rüknleri, rek’atlarıdır. Sabâh nemâzı dört rek’at olup, ikisi sünnet, ikisi farzdır. Ögle nemâzının ilk dört rek’ati sünnet, dört rek’ati farz, iki rek’atı son sünnet, ikindinin dört rek’ati sünnet, dört rek’ati farz, akşamın üç rek’ati farz, iki rek’ati sünnet, yatsının ilk dört rek’ati sünnet, dört rek’ati farz, iki rek’ati son sünnet, üç rek’at vitr nemâzı vâcibdir.

Bismillâhirrahmânirrahîm

Insan için üç dürlü hayât vardır: Dünyâ, kabr, âhıret hayâtı.Dünyâda, beden rûh ile birlikdedir. Insana hayât, canlılık verenrûhdur. Rûh bedenden ayrılınca, insan ölür. Beden mezârda çürüyüp, toprak olunca veyâ yanıp kül olunca, yâhud yırtıcı hayvan yiyip yok olunca, rûh yok olmaz. Kabr hayâtı başlar. Kabr hayâtında his vardır, hareket yokdur. Kıyâmetde bir beden yaratılıp, rûh ile bu beden birlikde Cennetde veyâ Cehennemde sonsuz yaşarlar. Insanın dünyâda ve âhıretde mes’ûd olması için, müslimân olması lâzımdır. Dünyâda mes’ûd olmak, râhat yaşamak demekdir. Âhıretde mes’ûd olmak, Cennete gitmek demekdir. Allahü teâlâ, kullarına çok acıdıgı için, mes’ûd olmak yolunu, Peygamberler vâsıtası ile kullarına bildirmişdir. Çünki insanlar bu se’âdet yolunu, kendi aklları ile bulamazlar. Hiçbir Peygamber kendi aklından birşey söylememiş, hepsi, Allahü teâlânın bildirdigi şeyleri söylemişlerdir. Peygamberlerin söyledikleri se’âdet yoluna (Din) denir. Muhammed aleyhisselâmın bildirdigi dîne (İslâmiyyet) denir. Âdem aleyhisselâmdan beri binlerle Peygamber gelmişdir. Peygamberlerin sonuncusu Muhammed aleyhisselâmdır. Diger Peygamberlerin bildirdikleri dinler, zemânla bozulmuşdur. Şimdi se’âdete kavuşmak için islâmiyyeti ögrenmekden başka çâre yokdur. Islâmiyyet, kalb ile inanılacak (Îmân) bilgileri ve beden ile yapılacak (Ahkâm-ı islâmiyye) bilgileridir. Îmân ve ahkâm ilmleri (Ehl-i sünnet âlimleri)nin kitâblarından ögrenilir. Câhillerin, sapıkların bozuk kitâblarından ögrenilmez. Hicrî bin senesinden evvel, islâm memleketlerinde çok (Ehl-i sünnet âlimi) vardı. Şimdi hiç kalmadı. Bu âlimlerin yazdıkları arabî ve fârisî kitâblar ve bunların tercemeleri, dünyânın her yerinde, kütübhânelerde çok vardır. Hakîkat kitâbevinin bütün kitâbları, bu kaynaklardan alınmışdır. Se’âdete kavuşmak için, (Hakîkat kitâbevi)nin kitâblarını okuyunuz!

TENBÎH: Misyonerler, hıristiyanlıgı yaymağa, yehûdîler, hahamlarının bozuk sözlerini yaymaga, Istanbuldaki Hakîkat Kitâbevi, islâmiyyeti yaymaga, masonlar ise, dinleri yok etmege çalışmakdadır. Aklı, ilmi ve insâfı olan, bunlardan dogrusunu anlar ve bunun yayılmasına yardım ederek, bütün insanların se’âdete kavuşmalarına sebeb olur. Insanlıga bundan dahâ kıymetli ve dahâ fâideli hizmet olamaz.

İşte budur, miftâh-ı genc-i kadîm,

Bismillâhirrahmânirrahîm.