NAMAZIN SÜNNETLERİ ve MEKRÛHLARI - kainatingunesi.com

Namazın Sünnetleri

Nemâzın sünnetlerinden birini terk etmek mekrûhdur. Mekrûh olarak kılınan nemâz sahîh olursa da kabûl olmaz. Ya’nî, va’d edilen sevâba kavuşulamaz.

1 — Namazda elleri kulağa kaldırmak,

2 — El ayasını kıbleye çevirmek,

3 — Tekbîr aldıktan sonra, el bağlamak,

4 — Sağ eli, sol elinin üzerine koymak,

5 — Erkeğin ellerini göbeğinden aşağıya koyması, kadının göğsüne koyması,

6 — Tekbîrden sonra (Sübhâneke) okumak,

7 — İmâmın ve yalnız kılanın (Eûzü) okuması,

8 — Besmele okumak,

9 —- Rükû’da üç kerre (Sübhâne rabbiyel-azîm) demek, azîm’de (Z) yi kalın okumalıdır.

10 — Secdede üç kerre (Sübhâne rabbiyel-a’lâ) demek,

11 — Son oturuşta (Salevât) duâlarını okumak,

12 — Selâm verirken iki yanına bakmak,

13 — İmâmın, Cum’a ve bayram namazlarından başka, her namazda birinci rek’atte ikinci rek’atte okuyacağının iki misli uzun okuması,

14 — Rükû’dan kalkarken imâmın ve yalnız kılanın (Semi’allahü limen hamideh) demesi,

15 — Rükû’dan kalkınca (Rabbenâ lekel-hamd) demek,

16 — Secdede ayak parmaklarını bükerek uçlarını kıbleye çevirmek,

17 — Elleri ve dizleri yere koymak,

18 — Topukları, kıyamda birbirinden dört parmak eni kadar uzak, rükû’da, kavmede ve secdede bitişik tutmak, sünnettir.

19 —- Fatiha’dan sonra “âmîn” demek, rükû’dan önce tekbir almak, rükû’da, elleri, parmakları açık olarak, diz kapakları üzerine bağlamak, secde için tekbir almak, otururken sol ayağını yere yatırıp, sağ ayağını dikip oturmak, iki secde arasında oturmak da sünnettir.

Akşam namazında kısa sûreler okunur. Sabah namazında ilk rek’at, ikincisine nisbetle daha uzun yapılır. İmâma uyan kimse, Fatiha ve zamm-ı sûre okumaz. Sübhâneke okur. Tekbîrleri söyler. Tehıyyât ve salevât-ı şerifeleri okur.

Nemâzın Mekrûhları

Nemâzın mekrûhları iki dürlüdür: Yalnız mekrûh denildiği zemân (Tahrîmen mekrûh) demekdir ki, delîlinden zan ile anlaşılan yasaklardır. Yasak olmasına bir delîl, sened bulunmayıp, yapılmaması iyi olan şeye (Tenzîhen mekrûh) denir. Nemâz içindeki vâcibleri, [ve müekked sünnetleri] yapmamak (Tahrîmen), [müekked olmıyan sünnetleri] yapmamak (Tenzîhen) mekrûhdur. Tenzîhî mekrûh halâle, tahrîmî mekrûh harama yakındır. Mekrûh olarak kılınan nemâz sahih olursa da kabûl olmaz. Ya’nî, va’d edilen sevaba kavuşulamaz. Namazın mekrûhlarından bazılarını aşağıda bildireceğiz:

1 – Elbiseyi giymeyip, omuzlarına alarak kılmak mekrûhdur. Ceketin ve paltonun önünü kapalı veya açık bulundurmak mekrûh değildir.

2 – Secdeye inerken etekleri, [pantolon] paçalarını kaldırmak mekrûhdur.

3 – Entârinin etekleri, kolları sığalı olarak nemâza durmak mekrûhdur. [Görülüyor ki, dirseğe kadar kısa kol ile, atlet gömleği ile ve dizden aşağı olan kısa pantolon ile nemâza durmak mekrûhdur.

Uzun kolu yukarı sığalı gömlekle mekrûh olup, kısa kollu ile kılmak mekrûh olmaz demek doğru değildir.

(Ni’met-i islâm) kitabında, mekrûhların onbirincisinde (Erkeğin kolu açık nemâza durması mekrûhdur) diyor. Dirsekden yukarı olursa, zararı daha çokdur.

4 – Abes, ya’nî fâidesiz hareketler. Meselâ elbisesi ile oynamak, mekrûhdur. Nemâzda faideli hareketin, meselâ, eli ile, alnındaki teri silmenin zararı olmaz. Pantalon, entâri ete yapışınca, avret mahallinin şekli belli olmasın diye, bunları etden ayırmak mekrûh olmaz. Tozunu silmek mekrûhdur.

Nemâzda abes hareket ve kabristanda sesle gülmek, hadîs-i şerîf ile men’ edilmişdir. Kaşınmak abes değil ise de, bir rüknde, eli üç kere kaldırırsa, nemâzı bozulur.

5 – İş elbisesi ile ve büyüklerin yanına çıkamıyacak elbise ile ve fenâ kokulu elbise ve çorap ile kılmak mekrûhdur. Başka elbisesi yoksa, mekrûh olmaz. [Parası varsa, alması lâzımdır]. Pijama, entâri gibi gecelikle kılmak mekrûh değildir.

6- Ağızda, kırâete mâni olmıyacak birşey bulundurmak mekrûhdur. Mâni olursa, nemâz bozulur.

7 – Başı açık kılmak. Nemâzda başı örtmeğe ehemmiyyet vermediği için açık kılarsa, mekrûh olur.

Nemâza ehemmiyyet vermediği için açarsa, imânı gider,

8 – Küçük ve büyük abdesti sıkışdırırken ve yel zorlarken nemâza durmak mekrûhdur. Nemâz arasında zorlarsa, nemâzı bozmalıdır. Bozmaz ise, günâha girer. Cemâ’at kaçarsa da, bozması efdal, daha iyi olur. Kerâhetle, mekrûh olarak kılmakdan ise, cemâ’at sünnetini kaçırmak evlâdır, daha iyidir. Nemâz vaktini veya cenaze nemâzını kaçırmamak için, mekrûh olmaz.

9 – Ayağı açık olarak da kılmak mekrûhtur,

10 – Nemâzda, secde yerinden taşı, toprağı eli ile süpürmek mekrûhdur. Secdeyi güçleşdiriyorsa, bir hareket ile, câiz olursa da, nemâzdan önce temizlemelidir.

11 – Cami’de, nemâz için safa girerken, nemâza dururken ve nemâz içinde parmakları bükerek çıtırdatmak, iki elin parmaklarını birbiri arasına sokup çıtırdatmak mekrûhdur. Nemâza hazırlanmadan önce, zaruret olursa, mekrûh olmaz.

12 – Başını, yüzünü etrâfa çevirmek mekrûhdur. Gözleri ile etrâfa bakmak, tenzîhen mekrûhdur.

Göğsü çevirince, nemâz bozulur,

13-  Secdede,   erkeklerin  kollarını yere  döşemesi  mekrûhdur.   Kadınlar  ise,   kollarını  yere yaymalıdır.

14 – İnsanın yüzüne karşı kılmak mekrûhdur. İnsan uzakda dahî olsa, mekrûh olur. Arada, nemâz kılana sırtı dönük biri bulunursa, mekrûh olmaz.

15 – Suâle başı ile, eli ile cevâb vermesi mekrûh değildir. Meselâ, kaç rek’at kıldınız, diyene parmağı ile cevâb vermesi gibi. Başkasının sözü ile, hemen yerini değişdirir veya öndeki safa geçerse, nemâzı bozulur.

16 –  (Tergîb-üs-salât)da diyor ki,  (Nemâzda ve nemâz hâricinde ağzını  açarak esnemek mekrûhdur. Alt dudağını dişlerin arasına sıkışdırmalıdır). Kendini tutamazsa, ayakda sağ elin, diğer rüknlerde ve nemâz hâricinde sol elin dışı ile, ağzını örtmelidir. Zarûretsiz esnemek şeytândandır.

Peygamberler esnemezlerdi.

17 – Nemâzda gözleri yummak tenzîhen mekrûhdur. Zihni dağılmasın diye yumarsa, mekrûh olmaz.

18- İmâmın mihrâb içinde durması mekrûhdur. Kıble duvarı içinde bulunan oyuk kısma, mihrâb denir. Ayakları, mihrabın dışında olunca, mihrâb içine secde etmesi mekrûh olmaz. İnsan, ayaklarının basdığı yerde kabûl edilir. Çünkü papazlar, ayrı bir odada durarak, ibâdet yapdırır. Câmi’lerde birinci cemâ’atin imâmı mihrâbda kıldırmazsa, mekrûh olur.

19- İmâmın yalnız başına, cemâ’atden bir zirâ’ [yarım metre] yüksekde durması, tenzîhen mekrûhdur. Papazlara benzememek için men’ edilmişdir,

20 – İmâmın yalnız başına, aşağıda durması da tenzîhen mekrûhdur.

21 – Öndeki safda boş yer varken, arkasındaki safda durmak ve safda yer yok iken, saf arkasında yalnız durmak mekrûhdur. Safda yer olmayınca, yalnız başına durmayıp, rükû’a kadar, birini bekler.

Kimse gelmezse, öndeki safa sıkışır, öndeki safa sığmazsa, güvendiği birini arkaya, yanına çeker. Yalnız, omuzuna dokunduğu kimse hemen geri gitmemeli, biraz durduktan sonra kendi isteği ile geri gitmelidir.

Hemen geri giderse namazı bozulur. Bu hususu bilen böyle güvendiği kimse yoksa, yalnız durur.

22- Üzerinde sûret, ya’nî canlı resmi [insan veyâ hayvan resmi] bulunan elbise ile kılmak tahrîmen mekrûhdur. Cansız resmleri bulunursa, mekrûh olmaz.

23 – Canlı resmi, nemâz kılanın başında, önünde, sağ ve sol hizasında, duvara çizilmiş veya beze, kâğıda yapılarak asılmış veyâ konmuş ise, mekrûhdur. Haç,  içki, kumar, çalgı âletleri bulunan mahalde nemâz kılmanın mekrûh olduğu ve buraya rahmet meleklerinin girmeyeceği ve burada yapılan duânın kabûl olmıyacağı (Tergîb-üs-salât)da ve (Nisâbül-ahbâr)da yazılıdır. Canlı resmi, basılan, oturulan, dayanılan şeyde ise, nemâzı mekrûh olmaz. Resm, nemâz kılanın arkasındaki duvarlarda ve tavanda ise, hafif mekrûhdur.

Kâ’be, cami’ resimleri ve mubârek yazılar bulunan ve zihni meşgûl eden resimler, nakışlar bulunan seccâdeleri kullanmak câiz değildir.

Resm, nemâz kılan kimsenin ayağı altında, oturduğu yerde, bedeninde, elinde ise, mekrûh olur. [Bundan anlaşılıyor ki, cebdeki resmler, nemâzı mekrûh etmez]. Çünki, basdığı, oturduğu yer, bedenindeki elbise gibidir. Bileğe asılı resm mekrûhdur. Çünki, elleri sünnete uygun koymağa mâni olur.

24 – Oturanların ve ayakda duranların arkalarına doğru nemâz kılmak, konuşsalar bile, mekrûh değildir. Bir kimsenin yüzüne karşı ve yüksek sesle konuşanların sırtına karşı mekrûhdur.

25- Mushafa, kılınca, muma, kandile, lâmbaya, aleve, tabanca gibi harb âletlerine karşı ve yatan, uyuyan kimseye karşı kılmak mekrûh değildir. Çünki, bunlara tapınılmamışdır, Mecûsîler, ateşe tapar, aleve tapmaz. Alevli ateşe karşı da mekrûh olur.

26 – Başından ayağına kadar, bir peştemâl sarıp kılmak tahrîmen mekrûhdur.

27 – Açık başına sarık sarıp, tepesi açık olarak kılmak, tahrimen mekrûhdur.

28 – Ağzını, burnunu örterek kılmak, tahrimen mekrûhdur. Mecûsîler böyle tapınır.  [Maske, eldiven ve alnın yere değmesine mâni olan gözlük takarak kılmamalıdır. Alnın, burnun, ellerin yere değmesine, ya’nî farza veyâ sünnete mâni olan şey ile, zarûret olmadan nemâz kılmamalıdır. Bunları nemâzda takmak için, kadınlara dahî zaruret  yokdur].

29- Özrsüz, buğazından balgam çıkarmak mekrûhdur. Ağızda hâsıl olan kan, ağız dolusu değilse, bunun hâsıl olması ve bunu yutmak, abdesti de, nemâzı da bozmaz. Kay, kusma da böyledir.

30 – Amel-i kalîl, ya’nî bir eli, bir veyâ iki kerre hareket etdirmek mekrûhdur. Isıran biti, pireyi, amel-i kalîl ile öldürmek câiz, ısırmıyanı tutmak ve öldürmek mekrûhdur. Bunların ölüsünü ve dirisini mescidde bırakmak harâmdır.

31- Nemâzın sünnetlerinden birini terk etmek mekrûhdur.

32 – Zarûretsiz, çocuğu kucağında iken nemâza başlamak mekrûhdur. Zaruret varsa ve üstü temiz ise, mekrûh olmaz.

33 – Kalbi meşgûl eden, huşû’u gideren şeyler yanında, meselâ süslü şeyler karşısında, oyun ve çalgı âletlerinin bulunduğu yerde ve arzu etdiği yemek karşısında özrsüz namaz kılmak mekrûhdur.

“Seccade tek renk olmalı, üzerinde resimler, şekiller, renkli şeyler bulunmamalıdır].

Ayakkabılarını arkada bırakarak kılmak mekrûhdur. Câmi’de ayakkabı ve benzerlerini arkada bırakmak mekrûh olduğu İbni Abidînde 439. cu sahîfede yazılıdır. Öne ve sağa değil, sol tarafa koymanın sünnet olduğu (Berika) sonunda yazılıdır.

34 – Farz kılarken özrsüz, duvara, direğe dayanmak mekrûhdur. Nafile kılarken dayanmak mekrûh olmaz,

35 – Rükû’a eğilirken ve kalkarken elleri kulaklara kaldırmak mekrûhdur. Şafiî mezhebinde sünnettir.

36 – Kırâeti, rükü’a eğildikde temâmlamak mekrûhdur.

37- Secdelere ve rükû’a, imâmdan önce başını koymak ve kaldırmak mekrûhdur.

38- Kılacak başka yer bulunamazsa, kilisede yalnız da, cemâ’at ile de kılmak câiz olur. Nemâzdan sonra hemen çıkmalıdır. Çünki, kilisede,  şeytânlar toplanır. Kilisedeki küfür alâmetleri boşaltılırsa, nemâz kılmak hiç mekrûh olmaz. Üstü açık necâsete karşı kılmak mekrûhdur.

39- Kabre karşı kılmak mekrûhdur. Vehhâbîler, buna şirk diyorlar. Kabristânın kabr olmıyan yerinde kılmak mekrûh olmadığı (Hâniyye) ve (Hâvî) kitâblarında yazılıdır. Kabr, nemâz kılanın arkasında olursa veyâ önünde olup da, önünden geçmesi câiz olacak uzaklıkda ise, yine mekrûh olmaz.

40- Teşehhüdlerde ya’ni birinci ve ikinci oturuşlarda, sünnete uygun oturmamak, tenzihen mekrûhdur. Özrü varsa, mekrûh olmaz. Sünnete uygun oturuş şöyledir: Erkekler, otururken, sol ayağını parmak uçları sağa doğru dönük olarak, yere döşer. Bu ayağın üzerine oturur. Sağ ayağını dik tutar. Bunun parmakları yere değer. Parmaklarının ucu, kıbleye karşı biraz bükülmüş olur. Böyle oturmak sünnetdir. Kadınlar (Teverrük) ederek oturur. Ya’nî, kaba etlerini yere koyarak oturur. Uylukları birbirine yakın olur. Ayaklarını sağ tarafdan dışarı çıkarır.

41- İkinci rek’atde, birinci okuduğu âyeti tekrâr okumak, tenzihen mekrûhdur. Ondan evvelki bir âyeti okumak tahrimen mekrûhdur. Unutarak okursa, mekrûh olmazlar. İkinci rek’atde birinciden üç âyet uzun okumak mekrûhdur.

42- Farzdan sonra son sünnete hemen kalkmamak mekrûhdur. [Seâdet-i ebedîyye 236-242]