NECÂSET, SULAR ve ARTIKLAR - kainatingunesi.com

Necâset Nedir ?

(Necâsetden  tahâret),  ya’nî  elbisesini, vücûdunu ve nemâz kılacağı yeri pislikden temizlemekdir. Namazın dışındaki farzlardan biridir. Necâset iki dürlüdür:

1 – Kaba necâset:

  1. a) İnsandan çıkınca abdeste veyâ gusle sebeb olan herşey,
  2. b) Eti yinmiyen hayvanların, [yarasa hâriç] ve yavrularının yüzülmüş, dabağlanmamış derisi, eti, pisliği ve bevli,
  3. c) Süt çocuğunun pisliği, bevli ve ağız dolusu kusmuğu,
  4. d) İnsanın ve bütün hayvanların kanı,
  5. e) Şerâb, leş, domuz eti,
  6. f) Kümes ve yük hayvanlarının, koyun ve keçinin necâsetleri, galiz, ya’ni kabadır.
  7. g) Kan dört mezhebde de kaba necâsetdir.
  8. h) Meni, mezy ve idrardan sonra çıkan vedî ismindeki beyaz, bulanık, koyu sıvı, hanefî ve mâlikîde kaba necâsetdirler. Şâfi’ide yalnız meni, hanbelîde ise, her üçü de temizdir.
  9. i) Serhoş eden bütün içkiler de, şerâb gibi kaba necâsetdirler. Hafif diyenlerin sözleri zaifdır. Rakının, [ispirtonun] kaba necs olduğu (Halebî-i kebîr) ve (Merâkıl-felah)da ve türkçe (Ni’met-i islâm)da yazılıdır.

Kedinin bevli yalnız elbisede ve şehidin kanı, kendi üzerinde kaldıkça ve yinilen et, karaciğer, yürek ve dalakda bulunup akmıyan kanlar ve balık kanı ve bit, pire, tahta biti pislikleri ve kanları hep temizdir. Ya’ni, bunlar fazla bulaşınca da nemâz kılınabilir denildi.

Deride, elbisede, nemâz kılınan yerde, (Dirhem mikdârı) veyâ dahâ çok kaba necâset yok ise, nemâz sahih olur ise de, dirhem mikdârı bulunursa, tahrîmen mekrûh olur ve yıkamak vâcib olur. Dirhemden çok ise, yıkamak farzdır. Az ise, sünnetdir. Şerâbın damlasını da yıkamak farzdır diyen de vardır. Diğer üç mezhebde kaba necâsetlerin hepsinin zerresini bile yıkamak farzdır. Necâset mikdârı, bulaşdığı zemân değil, nemâza dururken olan mikdârıdır.

(Dirhem mikdârı), katı necâsetlerde dört gram ve seksen santigram ağırlıkdır. Akıcı necâsetlerde, açık el ayasındaki suyun yüzü genişliği kadar yüzeydir. Bir dirhemden az olan katı necâset, elbisenin, avuç içinden dahâ geniş yüzüne yayılınca nemâza mâni’ olmuyor.

2-Hafif necâset:

  1. a) Eti yinen dört ayaklı hayvanların bevli,
  2. b) Eti yinmiyen kuşların pisliği hafif necâsettir.

Hafif olan necâsetlerden, bir uzva ve elbisenin bir kısmına bulaşınca, bu kısmın veyâ uzvun dörtde biri kadar nemâza zarar vermez.

Temizlenmeleri ve sıvıya damlayınca necs yapmaları bakımından kaba necâsetle hafif necâset arasında fark yokdur.

Güvercin, serçe ve benzerleri gibi eti yinen kuşların pisliği temizdir.

Fâre pisliği ve bevli afv edilmiş ise de, suya, yağa az da düşse, temizlemek iyi olur, Az mikdârda buğdaya karışıp un olursa afv edilmişdir.

İğne ucu kadar elbiseye sıçrayan bevl ve kan damlaları ve sokakda sıçrayan çamurlar ve necâset buhârlarının, necâsete dokunarak gelen gazların, rüzgârın ve ahırda, hamâmda meydâna gelen buhârlardan, dıvarlarda hâsıl olan damlaların elbiseye, yaş deriye değmesi afv edilmişdir. Bunlardan korunmak güç olduğu için, zarûret kabûl edilmişdir. [Seâdet-i Ebediyye 353-354]

Sular ve Çeşitleri

Sular dört çeşittir: mutlak su, mukayyed su, meşkûk su, müsta’mel su.

1- Mutlak su: Yağmur suyu, deniz suyu, akar su pınar suyu ve kuyu suyu. Bu sular, hem temizdir, hem de temizleyicidir. Abdest ve gusl alınır, necâset temizlenir.

2 Mukayyed su: Kavun suyu, karpuz suyu, asma suyu, çiçek suyu, ağacdan, otdan, meyvadan çıkan, damlayan su ve bunların benzerleri. Bu sularla necâset temizlenir. Ammâ abdest ve gusl için kullanılmaz.

3- Meşkûk su: Eşek ve anası eşek olan katır artığı olup, temizdir. Fekat, temizleyici olup olmadığı şübhelidir. Böyle artık su varken teyemmüm edilmez. Temiz su yok iken, eşek, katır artığı ile abdest alınır ve sonra teyemmüm edilir, sonra namaz kılınır.

4- Müsta’mel su: Abdestde veyâ gusulde yâhut kurbet için (yemekten önce ve sonra sünnet olduğu için el yıkamak gibi yerlerde) kullanılan sudur. Müsta’mel su, bedenden yere düşen midir, yoksa bedenden ayrılan mıdır? Bunda ihtilâf vardır. Esah (En doğru) olan, bedenden ayrılandır.

Bedenden ayrılan bu suyun temiz olup olmadığı hususunda da üç kavl (söz, hüküm) vardır. İmâm-ı a’zama göre “rahime-hullahü teâlâ” bu su necâset-i galizadır, kaba necâsettir. İmâm-ı Ebû Yûsüfe göre “rahime-hullahü teâlâ”, hafif necâsettir. İmâm-ı Muhammede göre “rahime-hullahü teâlâ”, pâkdır, temizdir. Esah olan da budur.

Sular İle İlgili Çeşitli Mes’eleler

1- Zemzem suyu ile abdest ve gusl alınır. Mekrûh dahi değildir.

2- Güneşde durmuş su ile abdest ve gusul caizdir. Fekat tenzihen mekrûhdur.

3- İçinde, akıcı kanı olmıyan hayvân ölmüş mutlak su ile, abdest ve gusl caizdir.

4- Akreb, tahta kurusu, sivrisinek ölüsü bulunan su ile caiz olur.

5- Kan emmiş sülük ölünce caiz olmaz.

6- İpek böceği ve yumurtası ve necâsetde yaşıyan kurdlar, bağırsak solucanları ve meyve kurdları temizdir. Bunlardaki necâset bulaşıkları pisdir.

7- Suda yaşıyan balık, yengeç, su kurbağası, suda ölünce, bu su ile abdest ve gusl caizdir.

8- Toprak kurbağası ve yılanından, akıcı kanı olmıyanları da, suda ölünce bu su ile abdest ve gusl caiz olur.

Bütün bunlar, sudan çıkarılıp, ölünce, ölüleri suya düşerse, yine caiz olur. Kurbağa, suda parçalanırsa, yine caiz olur. Fekat içilmez. Çünki, eti harâmdır.

9- Ördek, kaz gibi karada doğup, suda yaşıyan hayvan ölünce, küçük havuz, necs olur.

Hanefîde, küçük havuza, şâfiide ise, kulleteynden az olan suya, az necâset düşerse, üç sıfatı (rengi,kokusu ve tadı) değişmese de, necs olur. İnsan içmez ve temizlikde kullanılmaz. Üç sıfatı değişirse bevl gibi olup hiçbir şeyde kullanılmaz. Kulleteyn 220 kilogram olmakdadır.

10- Uzun zemân dumakla üç sıfatı değişen su, pis olmaz. Kokan suyun sebebi bilinmezse, temiz kabul edilir. Başkasına sorup, araşdırmak lâzım değildir. [Seâdet-i Ebediyye /161]

11- Ebû Nasr Akta “rahmetullahi aleyh”, (Kudûri) şerhinde diyor ki, (Bir suya, temiz şeyler karışsa, su ismi değişmedikçe, rengi dönse bile, onunla abdest alınır).

12 -Yolda rastlanan bir suyun temiz olduğu iyi bilinir veyâ temiz olduğu çok zan edilirse, bununla abdest alınır. Hattâ, su az ise, buna necâset kanşdığı iyi bilinmedikçe, bununla abdest alınır ve gusl edilir. Teyemmüm edilmez. Çünki, her suyun aslı temizdir, zan ile pis olmaz. Hâlbuki, zan ile, aslı üzere kalır. Ya’nî temiz kabul edilir. İbâdetler, fazla zan edilmekle, temiz ve doğru olur. İmân, i’tikâd ise, çok zan ile doğru olamaz, iyi bilinmekle doğru olur. Hamâma giren kimse, kurnayı veyâ havuzu dolu görse, içine necâset bulaşdığını bilmedikçe, o su ile abdest alır ve gusl edebilir. Su akıtıp, kurnayı taşırmağa lüzum yokdur. [Seâdet-i Ebediyye /162]

Artıklar

1- Bir kabdan veyâ küçük havuzdan, bir canlı içerse, kalan suya (artık) denir.

2- Sıvı ve yemek artıklarının temiz olup olmaması, artığı bırakanın tükürüğü gibidir.

3- Her insanın tükürüğü ve artığı temizdir. Kâfirin, cünübün artığı da temizdir. Cünüb, denize dalıp çıkınca, sonra su içerse temiz olur. Ya’ni, su içmesi ağzını yıkamak olur. Cünübün, yıkanmak için, tas yerine kurnaya avucunu sokup su alması caiz olup, kurnadaki su, müsta’mel olmadığı gibi, cünübün artığı da, müsta’mel sayılmamışdır.

4- Kadının artığını, yabancı erkeğin içmesi ve erkeğin artığını yabancı kadının içmesi, lezzet alacağı için mekrûhdur.

5- Eti yinen hayvânların ağzına necs sürülmedikçe, artıkları temizdir. At da böyledir. Denizde ve karada yaşayan, akıcı kanı olmıyan hayvânlar da böyledir. Bütün bunların artıkları ile abdest ve gusl alınır ve necâset temizlenir.

6- Domuzun, köpeğin ve yırtıcı hayvânların ve henüz fare yiyen kedinin artıkları, etleri ve sütleri kaba necâsetdir. Bunları yimek, içmek harâmdır. Artıklarını abdestde, guslde ve temizlikde kullanmak caiz değildir.

7- Sokakda gezip, hep pislik yiyerek eti kokan tavuk, koyun ve devenin eti ve artığı mekrûhdur. Böyle tavuk üç gün, koyun dört gün, deve ve sığır on gün sokağa bırakılmazsa, eti ve artığı mekrûh olmaz. Necâset yidikleri bilinmezse, artıkları mekrûh olmaz.

8- Temiz su varken mekrûh olan artıklarla ve yırtıcı kuşların artığı ile ve fare yidiği bilinmiyen kedinin artığı ile ve farenin, akıcı kanı olan yılanın artığı ile abdest almak tenzihen mekrûhdur. Yırtıcı kuşların gagası temiz ise, artıkları mekrûh olmaz.

9- Farenin, kedinin eti necs ise de, artıklarına, müstesnâ olarak, kaba necâset denilmedi. İkisinin artığını yimek, içmek, zenginler için mekrûh oldu. Fakirler için mekrûh değildir.

10- Küçük çocuğun elini suya sokması, kedinin artığı gibidir. Yâ’ni,  eli temiz olduğu bilinmiyorsa, bu su ile abdest almak veyâ içmek, tenzîhen mekrûh olur. Artığı mekrûh olan bir hayvanın üzerinde iken, nemâza durmak mekrûhdur.

11- Bir hayvânın teri, artığı gibidir.