Adak - Nezir nedir, adak adamak - kainatingunesi.com

 Nezr, ya’nî adak ibâdetdir. Nezr ancak Allah için yapılır. Kul için yapılmaz. Bir şeyi adamak iki türlü olur: Mutlak (adak) nezr, şarta bağlı nezr (adak).

l – Mutlak (adak) nezr: (Allahü teâlâ için, bir sene oruç tutacağım) demek gibidir. Bir şarta bağlı değildir. Bunu söylerken, kasd etmese de, söz arasında dilinden çıkmış ise de, yapması vâcib olur. Çünki, talâkda ve adakda niyyetsiz, düşünmeden söylemek, ciddî, istiyerek söylemek gibidir. Hattâ

(Allahü teâlâ için, bir gün oruç tutmak üzerime borç olsun) diyeceği yerde, (bir ay oruç tutmak) diye ağzından çıksa, bir ay tutması lâzım olur.

Bir kimse, nezr olunmak şartları bulunan birşeyi, yapmak istiyerek nezr ederse, nezr olur. Yapması vâcib olur. Meselâ, Allah için bir ay oruç tutmak nezrim olsun dese yâhud gâib olan şeyi bulursam, bir ay oruç nezrim olsun dese ve o şeyi bulsa, oruç tutması vâcib olur. Keffâret vermekle kurtulamaz.

Nezri, yapmak istemediği bir şarta bağlarsa, meselâ, falancanın çantasını çalarsam, bir ay oruç nezrim olsun derse, çalmadan oruç tutar veyâ yemîn keffâreti verir.

Nezr, bir ibâdetdir. Çünki, nemâz, oruç, hacca gitmek, köle âzâd etmek ve başka ibâdetler nezr olunur. Nezrin yerine getirilmesini şerîat emr etmekdedir. Getirilmezse, günâh olur.

Nezr, yemîne benzemekdedir. Bir kimse (Nezrim olsun) dese, neyi adadığını söylemese ve niyyet etmese, yemin keffâreti vermesi lâzım olur. Bir kimse, Allahü teâlanın rızâsı için oruç tutayım dese, kaç gün olduğunu söylemese ve birşey niyyet etmese veyâ yalnız nezr niyyet etse, yemîn olmasını veyâ olmamasını hâtırına hiç getirmese veyâ nezr olmasını ve yemîn olmamasını niyyet etse, bu orucu nezr olur ve üç gün oruç tutar. Bunu söylerken, nezr olmayıp, yemîn olmasını niyyet etse, yemîn olur. Orucu bozarsa, yemîn keffâreti lâzım olur. Hem nezr, hem yemîn olmasını niyyet eder veyâ nezri nefy etmeksizin (nezir olmadığını söylemeksizin) yemîn olmasını niyyet ederse, bu oruç, hem yemîn, hem de adak olur. Bu orucu bozarsa, hem kazâ, hem de yemîn keffâreti lâzım olur.

2 – Şarta bağlı olan adak: Murâd edilen şart hâsıl olunca, nezri yerine getirmesi lâzım olur. [Yerine getirmeyip, yemîn keffâreti yapması da caiz olduğu (Fetâvâ-yı Hayriyye)de yazılıdır. Nezr yapmak, istenilen birşeyin hâsıl olmasına ta’lîk edilirse [bağlanırsa], şart etdiği şey hâsıl olunca, nezr etdiği şeyi yapmak lâzım olur. Hâsıl olmasını istemediği birşeyi şart ederse, istemediği şey hâsıl olunca, hac, oruç, sadaka, nafile nemâz gibi nezrlerini, isterse yapar. İstemezse, yapmayıp, yemîn keffâreti verir. Meselâ, Alî ile konuşursam, Allah için yüz lira sadaka nezrim olsun deyip, Alî ile konuşursa, isterse, sadakayı verir, isterse vermeyip, yemîn keffâreti verir.

Nezri yerine getirmek vâcibdir. Ba’zıları, farzdır, dedi.

Oruç, nemâz, sadaka, vakf, i’tikâf, köle âzâd etmek, yürüyerek bile olsa, hacca gitmek adak olunur. Çünki bunlar, başlı başına ibâdetdir ve herbiri bir farza veyâ vacibe benzemekdedir.

İ’tikâf, hac, nemâz, oruç ve sadaka gibi nezrleri, şarta bağlı değil ise, zemânını, mekânını, fakîri ve paranın cinsini gözetmeksizin yerine getirmek câizdir. Meselâ, şu gümüşleri, Cum’a günü, Mekkede, falanca fakîre sadaka vermeği nezr etse, başka gümüşleri, başka gün, başka yerde, başka birine vermesi caiz olur.

Adak Edilecek Şeyde Aranan Beş Şart

Bir şey adak edilince, bunun yapılması lâzım olmak için, bu şeyin beş şarta uygun olması lâzımdır:

I – Nezr edilen şeyin bir farz-ı ayn veyâ vâcib cinsinden olması lâzımdır.

II- Başlı başına bir ibâdet olması lâzımdır.

III – Kendisi günâh olmamalıdır. Kurban bayramı günü oruç adamak caiz olur. Çünki, orucun kendi harâm değildir. Başka gün tutması lâzım olur. Harâm birşeyi adamak, yemîn olur. Bunu yapması günâh olur. Meselâ, filân kimseyi öldürmek, Allah için nezrim olsun deyince, öldürmeyip, yemîn keffâreti verir.

IV – Yapması kendine zâten farz olan birşeyi adamak sahîh olmaz. Meselâ, hâcı olmağı adayan zengin bir kimsenin bir kerre hacca gitmesi zâten farzdır. Hâcı olmağı adamak, farz olan hacca gideceğini haber vermek demekdir. Çünki, nafile hac yapan hâcı olmaz. Farz olan haccı adamak sahîh olmadığı için, bu kimsenin bir kerre hacca gitmesi farzdır. Adak için de gitmesi lâzım gelmez.

Zengin kimse, kurban kesme günlerinden birinde, bir koyun kurban etmeği nezr ederse, iki kesmesi lâzım olur. Biri adak için, birisi bayram için olur.

Fakirin ve zenginin kurban adaması caizdir. Adak kurbanının, bayramın ilk üç gününde kesilmesi lâzımdır. Bu günler gelmeden önce kesilirse, kurban olmaz ve adak yerine getirilmiş olmaz. Adak kurbanı belli üç günde kesilemedi ise, sonraya kaldı ise, altın, gümüş olarak değeri veyâ diri olarak kendisi fakirlere verilir. Belli üç günden sonra kesip de, eti fakirlere dağıtılırsa, etin değeri, diri kurban değerinden az olmamalıdır. Az olursa, aradaki fark kadar para da dağıtılır. Hâlbuki, kurban demeyip bir koyun kesmek nezr edilince, gün ve yer belli etse bile, kurban bayramı günleri dâhil, istediği zemân ve istediği yerde kesebilir.

V – Nezr edilen sadakanın, mal olması, mülkündekinden çok olmaması ve başkasının malı olmaması lâzımdır. Meselâ yüz lirası olan, bin lira sadaka vermek adarsa, yüz lira vermesi lâzım olur. Belli mikdârda altın vermeği nezr etse, altınlar helak olsa, nezr sakıt olur, düşer.

Kur’ân-ı kerîm okumağı ve tavaf etmeği adamak caizdir. Peygamberimize “sallallahü aleyhi ve sellem” hergün, belli sayıda salevât okumağı [meselâ, (Delâil-i hayrat) veyâ (Câliyet-ül ekdâr) okumağı] adamak caizdir.

Nezr İle İlgili Çeşitli Mes’eleler

[Allah rızâsı için horoz kurban edeceğim veyâ keseceğim diyerek horoz adamak câiz olmaz. Çünki, horoz kurbanlık hayvan değildir. Horoz adamak istiyen, (Allah rızâsı için horoz kesip, etini fakirlere vereceğim) demeli ve horozu diri olarak veyâ kesip, etini fakire vermelidir. Böylece, kurban değil, sadaka nezr edilmiş olur]. Sadaka adayan kimse, mikdârını söylerse, o mikdârı verir. Söylemezse, yemîn keffâreti, ya’nî on fakire yarımşar sâ’ (ihtiyat olarak 1750 gram) buğday veyâ değerini verir.

Yolcusu veyâ sevdiği, saydığı kimse gelince, sevinç veyâ o insan için saygı hayvanı veyâ şükr hayvanı kesmek caiz değildir. Yolcu gelmeden veyâ gelince adak edilir ve adak olarak, ya’nî Allahü teâlâ için kesilir ve etleri fakirlere yidirilir. Zenginler yiyemez. [Hayvan kesmeği adarken, kurban derse, kurban bayramında kesmesi lâzım olur]. Gelene ziyafet için kesmek de caizdir.

Temel atılırken, hasta iyi olunca, Allah için hayvan kesmeği adayıp, etini fakirlere sadaka vermek caizdir. Sadaka sevabı hâsıl olur.

Hayvan keserken (Bismillahi Allahü ekber) diyerek, kesilir. (Bismillahi) derken, (h)yi belli etmek lâzımdır. Belli edince Allahü teâlânın ismi olduğunu düşünmek lâzım olmaz. (h)yi açıkça belli etmezse, Allahü teâlânın ismini söylediğini düşünmek lâzımdır. Bunu da düşünmezse, hayvan, leş olur. Yimesi halâl olmaz. Bunun için, her zemân (Allah teâlâ) dememeli, (Allahü teâlâ) diyip (h) harfini belli etmeğe alışmalıdır. [Seadet-i Ebediyye / 344]

Şarta bağlı olmıyan nezri, ta’yîn etdiği zemândan önce yapmak câizdir. Fekat, şarta bağlı olan nezri, istenilen şart hâsıl olmadan önce yapmak sahih olmaz. Sadaka vermek için birşey adayan kimse, aynı değerde başka şeyi veyâ kıymetini verebilir.

Adak Etinden Kimler Yiyemez

Fakir olsun, zengin olsun, adak eden, adak edilerek kesilen hayvanın etinden yiyemez ve zekât vermek câiz olmıyanlara yidiremez.

Anasına, babasına, evlâdlarına, zevcine veyâ zevcesine, fakir olsalar da yidiremez. Yirse veyâ bunlara yidirirse, yinilen etin kıymetini, fakirlere sadaka verir. Akrabâsından ve evinde bulunanlardan, zekâtını vermesi câiz olan büyük, küçük herkes yiyebilir. Bunlar içinde, zengin olanlar yiyemez. Yirlerse, adak sahibi, bunların kıymetini fakirlere verir.

Kurbanda ve köle âzâd etmekde kıymeti verilemez. Çünki, bunlarda kan akıtmak ve kölelikden kurtarmak lâzımdır. Mal vermek lâzım değildir. Ancak bayram günleri çıkdıkdan sonra, kurbanın kıymeti fakirlere verilebilir.

İki orta koyun kurban etmeği adayan kimse, ikisinin değerinde olan bir büyük koç kurban edemez. İki kurban etmesi lâzımdır. [Koyun yerine aynı sayıda keçi ve deve yerine aynı sayıda sığır kurban edilir. Semizlikleri, kıymetleri aynı olması lâzım değildir.] Fekat iki orta koyun sadaka vermeği adayan, ikisinin değerinde olan bir iri koç sadaka verebilir.

Adağın Sevabını Bir Veliye Hediyye Etmek

Hayvan kesmeği, Allahü teâlâ için, şartsız olarak adamalıdır. Etleri fakirlere dağıtıp, bunların sevâbını bir Velîye, büyük zâta hediyye etmek câiz olur. Sonra, bu nezrin ve sadakanın ve bu velînin hürmetine murâdın hâsıl olması için düâ edilmelidir. Yâhud, filânca işim olursa, Allah için, meselâ Eyyûbde bir koyun kesip, etlerini hazret-i Hâlidin “radıyallahü anh” komşusu fakirlere dağıtıp, sevabını onun rûhuna hediyye edeceğim, diye adamalıdır. Böyle şartlı adak hayvanı, murâd hâsıl olmadan önce kesilemez. Hayvanı mezârın yanında kesmemelidir.

Türbelere bez, iplik bağlamak, mezârlara mum yakmak da, dînimizde yokdur, Bunları, hıristiyanlar yapar. Mezâra mum yakılmaz. Türbeye hizmet eden, orada ibâdet eden fakirlere mum götürülürse, sadaka sevâbı olur. Bu sevâb ölüye bağışlanır. Ölüye, mum lâzım değildir. Mü’minin kabri, Cennet bağçesidir. Nur içindedir. Kâfirinki ise, Cehennem çukurudur. Azâb doludur. Mum onu azâbdan kurtarmaz.

(Dürr-ül-muhtâr)da, oruç bahsi sonunda buyuruyor ki: (Halk, ölüler için, para, mum ve benzeri şeyler adıyor. Bu sûretle, Evliyâ-ı kirama yaklaşmak, onlardan faidelenmek istiyorlar. Bu adaklar harâmdır ve fâidesizdir. Bunları Allahü teâlâ için adamalı ve türbelerdeki fakir müslimânlara vermelidir).

İbni Âbidîn, bu satırları şerh ederken, açıklarken buyuruyor ki: Evliyâ-ı kiramdan birinin mezârına gidip, gayb olan malımı bulur veyâ hastamı iyi eder veyâ falan işimi görürsen, şu parayı, şu yemekleri senin için vereceğim, sana mum yakacağım demek harâmdır. Çünki adak, yalnız Allah için olur. Allahü teâlâdan ayrı olarak bir ölüden birşey beklemek küfr olur. İmânı giderir. Evliyâyı vesile ederek birşey istiyen, bunların hürmeti, hâtırı için Allahü teâlâdan istemelidir.

Abdülhakîm efendi “kuddise sirruh” (Tezveren dede) demenin çok çirkin ve küfre sebeb olacağını beyân buyururdu].

Yâ Rabbî! Hastamı iyi edersen, falan Velînin türbesi yanındaki fakirlere şu parayı senin için adak etdim. Sadaka sevâbını da bu Velînin ruhuna bağışladım, demelidir. Böyle adakları zenginlerin alması harâm olur. Fakirlere sadaka edilmiyen mal, adak olarak kabûl olmaz. Meselâ, mezar üzerine mum yakmak, minârede kandil yakmak ve câmi’lerde şarkı ve oyun havaları şeklinde mevlid okutmak gibi adaklar kabûl olmaz. Bunlar için para vermek ve almak harâmdır ve fâidesizdir). Mübarek gecelerde, câmi’lerde fazla ışık yakmanın bid’at olduğu (Ukûd-üd-dürriyye) kitabı sonunda yazılıdır.

(Zekeriyâ sofrası) diyerek adak yapıyorlar. Sofraya kırk (40) çeşid meyve koyuyorlar. Komşu, ahbâb kadınları, buraya da’vet ediyorlar. Bunlardan yirken niyyet edilen hâcetin hâsıl olacağına inanıyorlar. Böyle adak bid’atdir. Yehûdî âdetidir. Nezr olan şeyi fakirden başkasının yimesi harâmdır Bid’ate, harâma sebeb olmak, büyük günâhdır. [Seadet-i Ebediyye / 330]