Nûh (a.s.) kavmine bedduâ ediyor - kainatingunesi.com

Nûh (a.s.) kavmine bedduâ ediyor

 rivayet edildiğine göre kırk sene, diğer bir rivâyete göre doksan sene devâm eden kıtlıktan sonra, kavim perişân oldu. Bu kıtlık müddetinde hiç çocukları olmadı. Allahü teâlâ Hz. Nûh’a, kavminin erkeklerinin sulblerinde ve kadınların rahimlerinde mü’min olacak kimsenin bulunmadığını vahyetti. Yâni onların hiç birinin îmân etmeyecekleri gibi, îmân edecek çocukları da olmayacağını haber verdi. Bundan sonra Hz. Nûh, kavminin helâkı için duâ etti.

Nûh sûresinin 24. âyet-i kerîmesinde Hz. Nûh’un meâlen şöyle duâ ettiği bildirilmektedir: “Yâ Rabbî! Bu zâlimlerin helâk ve azâbını ziyâde eyle!”

Yine Nûh sûresinin 26, 27, ve 28. âyet-i kerîmelerinde buyuruldu ki: “Nûh dedi ki: “Ey (beni hidâyet ve doğru üzere gitmek yaratılışı ile terbiye eden) Rabbim! Yer yüzünde, hareket eden ( gidip gelen) hiç bir kâfiri bırakma! Eğer sen, onları (içinde bulundukları hâl üzere) bırakırsan kullarını delâlete sürüklerler. (Senin vahdâniyetini, bir olduğunu tasdik etmiş olan kullarının doğru yoldan ayırır, tevhîdden küfre döndürmek isterler.)Hem bundan sonra onların çoluk-çocuğu olmaz. Olsa bile çocukları fâcir ve küfürde pek ileri (giden bâtıla meyi ederek, revâc göstererek, hakkı, doğruyu gizleyen, örten, kapatan) kimseler olurlar.

Ey Rabbim! Beni, anamı (Şemhâ binti Enûş’u), babamı (Lâmek bin Metûşalh’ı), mü’min olarak evime girenleri, (geçmiş ve kıyâmete kadar gelecek ümmetler içindeki) erkek, kadın, bütün mü’minleri magfiret eyle. Zâlimlerin (kâfirlerin) ise ancak helâk ve hüsrânlarını arttır.”

Nûh’un (a.s.) anne ve babası onun dînine girmiş mü’min kimselerdi. Tefsîr âlimleri âyet-i kerîmede geçen  “evim” kelimesini, Nûh’un (a.s.) evi, mescidi, gemisi ve onun dîni olarak tefsîr etmişlerdir.

Mü’minûn sûresinin 26. âyet-i kerîmesinde Nûh’un (a.s.) , kavminin îmân etmesinden ümit kesince, Allahü teâlâya yönelerek şöyle duâ ettiği bildirilmektedir: “Ey Rabbim! Kavmimden olanlar beni yalanladıkları için (vâdettiğin azâbı göndermek, onlardan intikâmımı almak sûretiyle) onlara karşı bana yardım et!”

Şuarâ sûresinin 117 ve 118. âyet-i kerîmelerinde meâlen buyuruldu ki: “Nûh (a.s.) duâ edip) dedi ki: Yâ Rabbî! Gerçekten kavmim beni tekzîb etti. Beni yalanladılar . Artık benimle onların arasındaki hükmü sen ver. Beni ve berâberimdeki mü’minleri kurtar.”

Tefsîr âlimleri buyuruyorlar ki, burada; “Yâ Rabbî! Kavmim beni tekzib etti” demekle Hz. Nûh’un maksadı; kavminin kendisini yalanladığını haber vermek değil , bilakis, onlara bed-duâ etmesinin sebebini izhâr etmek içindir. Zîrâ, Allahü teâlâya hiç bir şey gizli değildir ve kavminin onu yalanladığını elbette bilir.

Kamer sûresinin 10. âyet-i kerîmesinde meâlen buyuruldu ki: “Nûh (a.s.) Rabbine duâ edip; (Yâ Rabbî!) ben (kavmin arasında) mağlûp oldum. Artık sen onlardan benim intikâmımı al! dedi.”