OSMAN BİN AFFÂN "radıyallahü anh" - kainatingunesi.com

Osman Bin Affân “Radıyallahû anh”, Peygamberimizin “sallallâhü aleyhi ve sellem” üçüncü halifesi, Eshâb-ı kirâm’ın büyüklerindendir. Dünyada iken cennetle müjdelenen on Sahibinin (Aşere-i mübesşerenin) üçüncüsüdür. “radıyallahû teâlâ anhüm ecmaîn”.

Hazret-i Ömer’in tâyin ettiği bir heyet tarafından 644’te halîfe seçildi. Onbir sene altı ay ondört gün halifelik yaptı. Devrinde birçok fetihler yapıldı. Horasan, Hindistan, Maverâünnehir, Kafkasya, Kıbrıs adası ve kuzey Afrika’nın birçok yerleri, onun zamanında İslâm topraklarına katıldı. Kıbrıs adasının ilk Fatihidir. Hadîs-i şerifler ile medhû sena edilmiştir. Namazda bir rek’atta bütün Kur’ân-ı kerimi okuyan dört zâttan biridir. Hazreti Ebû Bekr’in topladığı Kur’ân-ı kerim’den altı nüsha daha yazdırıp altı vilayete gönderdi. [Sa’âdet-i ebeddiye/1158]

Peygamber efendimize iki defa dâmât olmakla şereflendiği için iki nûr sâhibi mânâsına gelen “Zinnûreyn” lakabıyla meşhur oldu. Hilmi (yumuşaklığı) ve hâyâsı ile tanınır. O derece hâyâ sahibiydi ki, melekler dahi ondan hâyâ ederdi. Nitekim Resûlullâh “sallallâhü aleyhi ve sellem” hazreti Osman’dan (Meleklerin bile hâyâ ettiğini) bildirmiştir.

Peygamberimiz “sallallâhü aleyhi ve sellem” kızı Rukiyye’nin vefatından sonra diğer kızı Ümmü Gülsüm’ü de Hazret-i Osman ile evlendirdi. Hicretin dokuzuncu yılında Ümmü Gülsüm de vefat edince, Peygamberimiz “sallallâhü aleyhi ve sellem” (Yâ Osman! Bir kızım daha olsaydı, onu da sana verirdim.) buyurdu.

Yine Resûl-i Ekrem “sallallâhü aleyhi ve sellem”, Hazret-i Osman “radıyallahü anh” hakkında (Sen dünyada ve ahırette benim sevdiğimsin) ve (Ben Allahü Teâlânın huzurunda, Hazret-i Osman’ın düşmanlarının hasmıyım, onlara karsıyım.) ve (Biz Osman bin Affanı, Allahü teâlânın halîli ve kerîm olan babamız İbrahim aleyhîsselâma benzetiyoruz) ve (Osman, ümmetimin en hayâlısı ve en çok ikram edenidir. ) buyurmuştur.

Hazret-i Osman “radıyallahü anh” çok zengin tüccar idi. Bütün malını dîn-i islâm için sarf etti.

Menkıbe-1: İbni Mes’ûd rivayet ediyor. Bir gazâda Resûlüllâh ile berâberdim. Yiyecek bitti. Askeri üzüntü, sıkıntı kapladı. Resûl-î Ekrem “sallallâhü aleyhi ve sellem” bu hâle vâkıf oldu. (Allâhü Teâlâ size güneş batmadan rızk gönderecektir.) buyurdu. Hazret-i Osman, bunu İşitince; Resûl-i Ekrem’in her sözünün muhakkak doğru olması lâzımdır.” diye düşünüp, yiyecek bulmağa çalıştı. Bir yerde ondört deve yükü yiyecek buldu. Fazla fiyat ile alıp dokuz yükünü güneş batmadan Habîb-i Ekremin huzuruna getirdi. (Yâ Osman bunlar nedir?) diye sordular. “Osman’dan Allah’ın Resûlüne hediyedir” dedi, Server-i âlem “sallallâhü aleyhi ve sellem” mübarek ellerini açıp. (Yâ Rabbî! Osman’ a çok ecir ver) diyerek hayır duâ buyurdular.

Hazret-i Osman “radıyallahü anh” Âdil idi ve kul hakkından çok sakınırdı.

Menkıbe-2: Halifeliği sırasında adâlet ile davranmağa çok dikkat ederdi. Birgün bir gencin kulağını çekti. Gencin kulağı acıyıp şöyle dedi; “Efendim, herkesin birbirinden hakkını alacağı kıyamet gününü düşününüz.” Bu söz Hazret-i Osmana çok tesir etti. “Ey genç sen de benim kulağımı çek ödeşelim.” buyurdu. Genç, Hazret-i Osman’ın kulağını çekti. Hazret-i Osman “Biraz daha çek”deyince genç: “Siz kıyamet gününü düşünerek korkdunuz. Ben de o günkü hesaptan korkuyorum.” dedi.

Hazret-i Osman “radıyallahü anh” çok cömert idi

Rûme Kuyusu

Menkıbe-3: Medine-i münevverede su sıkıntısı çekiliyordu. Şehrin tek su kaynağı Rûme kuyusu idi. Bu kuyu bir yehûdiye aitti. Yehûdi, parasız bir damla su vermiyordu. Halbuki mü’minlerin suya çok ihtiyaçları vardı. Bu sebeple Peygamberimiz; (Rûme kuyusunu müslümanların hizmetine verecek olanın mükâfatı cennet olacaktır) buyurdular.

Bunun üzerine Hazret-i Osman “radıyallahü anh”, yehûdiye giderek, kuyuyu kendisine satmasını teklif etti. Önce kabul etmedi. Fakat yapılan ısrarlar neticesinde ancak kuyunun yarısı onikibin dirhem gibi yüksek bir bedelle satmaya râzı oldu.

Kuyuyu birgün müslümanlar, bir gün de Îsrailoğulları kullanacaktı. Lâkin su, mü’minlere yine yetmiyordu. Bir müddet sonra, Hazreti Osman “radıyallahü anh” diğer hisseyi de yüksek bir fiyatla satın aldı. Bu durumu Resûlullaha “sallallâhü aleyhi ve sellem” arzetti. Peygamber efendimiz “sallallâhü aleyhi ve selIem” (Allah rızası için vakfet.) buyurdular.

Zaten bu emri bekleyen Hazret-i Osman “radıyallahü anh”, Rûme kuyusunu derhal vakfetti. . . Sonra, Sevgili Peygamberimiz, vakıf kuyuya kadar geldiler. Suyundan çektirerek içtiler. Bu suyun tad ve lezzetini methedip; (tatlı ve soğuk bir su) buyurdular.

Hazret-i Osman’nın kıymetli sözlerinden bazıları:

1- “Ölümü bilip gülene dünyanın fani olduğunu bilip ona rağbet edene, işlerin takdirle olduğunu bilip, istediği olmayınca üzülene, hesaba inanıp mal toplayana, Cehenneme inanıp günah işleyene, Allahû teâlâya inanıp dünya ile rahatlayana, şeytanı düşman bilip ona itaat edene çok şaşarım! Eğer gönüller manevi pisliklerden’temiz olsaydı; Kuran’ın zevkine doyulmazdı. ”

2- “Beş vakit namazı, vaktinde devam üzere kılana dokuz şey ikram edilir; Allahû teâlâ onu sever, bedeni sağlam olur, melekler onu korur, evine bereket iner, yüzünde salihler siması olur, Allahû teâlâ kalbini yumuşatır, sıratı parlak şimşek gibi geçer, Allahû teâlâ (Onlar için korku ve üzüntü yoktur) buyurulanlar zümresine dahil eyler, Allahü teâlâ onu cehennemden korur. “