BARBAROS HAYRETTİN PAŞA'NIN PREVEZE DENİZ ZAFERİ - kainatingunesi.com

BARBAROS HAYRETTİN PAŞA’NIN

PREVEZE DENİZ ZAFERİ

Yıl: 1538 Eylül ayının 27’si, 3 kıtaya hâkim olan Osmanlı hükümdarı Cihangir gazi Kanuni Sultan Süleyman Han, Orta Avrupa’da kahraman ordusunun başında sekizinci Romanya, Boğdan Seferini yapıyor. Aynı anda Hadım Süleyman Paşa komutasındaki Osmanlı İmparatorluğu Hind Okyanusu donanması, Hindistan’da Bombay’a çıkarma yapıyor. Gene aynı anda Osmanlı İmparatorluğu Kaptanı Deryası Barbaros Hayreddin Paşa komutasındaki Akdeniz donanması da Adriyatikde, Arta Körfezi kıyısındaki Preveze kalesi önünde, Andrea Dorya komutasındaki haçlı donanması ile Akdeniz hâkimiyeti için büyük deniz muharebesine başlıyordu.

Midillide doğan Barbaros Hayreddin Paşa, Fas, Tunus, Cezayir’den Afrika kıtasına girerek hakim olmuş, Afrikayı 5 beylerbeyilik şeklinde Osmanlı İmparatorluğuna katmış, Kanuni Sultan  Süleyman’ın duasını almış ve imparatorluğun kaptanı deryası olmuştu. Süratli gemiler, harp ustası reisler, kahraman ve cengaver levendler ve uzun menzilli toplara sahipti. Akdenizi bir Türk gölü haline getirmişti. Almanya, İspanya, Papalık, Venedik krallıkları Müslüman Türkleri Akdenizden atmak için ittifak kurmuşlardı.

Haçlı donanmanın mevcudu 162 kadırga ve 140 barça olup tamamı 320 idi. Bu gemilerde 2500 top ve 60 bin asker vardı. Türk donanması ise kürekli çektiri sınıfından 122 barçadan ibaretti. Gemilerin baş tarafında üçer adet uzun menzilli 366 adet top bulunuyordu. Donanmada gemi mürettebatı yanında yeniçeri ve timarlı sipahilerinden 20 bin asker vardı. Mukayese neticesinde görüldüğü gibi, Türk donanması asker itibariyle düşmana nazaran üçte bir ve top adedi bakımından da yaklaşık yedide biri seviyesindeydi. Bundan başka Türk donanmasında 8 bin muharip asker, hristiyan donanmasında ise 60 bin silahlı muharip ihtiyat bulunuyordu.

Preveze deniz savaşında Osmanlı tarafında merkezde kaptanı Derya Barbaros Hayrettin Paşa, sağ kanatta Salih Reis, sol kanatta büyük coğrafya ve matematik âlimi meşhur denizci Seydi Ali Reis, ihtiyatta ise Turgut Reis, Murat Reis, Sadık Reis ve Güzelce Reis tertiplenmişti.

Haçlı donanmanın başında Avrupa’nın en meşhur amirali Andrea Dorya ve Venedikli Marco Grimari ve Papalık donanma komutanı Vicent Capallo bulunuyordu. Muhabere başlamadan önce Barbaros Hayreddin Paşa bütün reisleri kaptanı derya baştardasına toplayıp; gemi, silah ve sayıca fazla olan düşmana, taktik ve stratejik manevralarla baskın ve darbenin nasıl yapılacağını, galip gelindiği takdirde Akdenizde mutlak Osmanlı hâkimiyetinin sağlanacağını anlatarak reislerin maneviyatını yükseltti. Donanmasını hilal şeklinde muharebe nizamına soktu. Andrea Dorya’nın muharebe düzeninde ise Venedik ve Papalık donanmaları önde gidiyor. İspanya ve Ceneviz filoları onları takip ediyor. Rüzgâr haçlı donanmanın arkasından esiyor. Osman donanmasına adım atma fırsatı vermiyordu. Preveze körfezinde bulunan Osmanlı donanması, körfezden çıkmak için müsait rüzgârı ve fırsatı bekliyordu. Haçlı donanma, Osmanlı donanmasının körfezden çıkışını ve manevra imkânını önlemek için kuvvetli rüzgârı arkasına alarak Prevezeye, körfezin girişine doğru hareket etti. Hava çok sisli idi. Şimdi bu yeni çağın en büyük deniz zaferini, harekatı bizzat yöneten Alemlerin Efendisi Muhammed aleyhisselamın halifesi Cihangirgazi Kanuni Sultan Süleyman Han’ın kaptanı deryası, gelmiş geçmiş dünyanın en büyük amirali, Akdenizde ve Afrika kıtasında 4 asır Osmanlı hakimiyetini tesis eden ve Kanuni Sultan Süleyman’ın kendisine derviş Lalam diye hitap ettiği Barbaros Hayreddin Paşa’nın hatıratından kendi ağzından dinleyelim:

“27 Eylül gecesi reislerimle harp divanını toplayıp düşmana karşı yapacağımız taarruzun taktik usullerini müzakere ettik. Reislere dedim ki: Bu gece inşallah gemilerimizi hazırlayıp pusuda durasınız, seherde rüzgâr arkamıza dönerse kalkıp düşmana taarruz ederiz. Allahü teala yardım ihsan eyleye, göreyim sizi, er gibi savaşın, inşaallah düşmanın halinde bir şey yoktur. Allahü teala, Resulullah, erenler, bizimle beraber. Kalbinizi safi tutunuz” dedim. Divan dağılıp reisler, gaziler gemilerine gittiler. O gece, “Allahım, İslamı kafirler üzerine galip kıl, İslama nusret ve yardım eyle” diye sabaha kadar Allahü tealaya niyaz edip yalvardım. Seher vaktinde uyku ile uyanıklık arasında, oturduğum yerde şöyle bir rüya gördüm.

“Yattığımız Preveze limanının yalı kenarında karaya birçok serdin balığı çıkmış. İçlerinde iki tane karnı yarık balık vardı. Bunları seyrederken al ata binmiş bir şahıs dolu dizgin geldi, atın başını çekip durdu. Bir peştamal dolusu ufacık balığı elime verip; “Al bunu ya Hayreddin, halifei ruyu zemin olan şevketlü Sultan Süleyman Han’a hediye et” dedi. Sonra çıkarıp elime bir kağıt rule vererek kayboldu. Ben de ruleyi açıp baktım. Gördüm ki, beyaz kâğıt üzerine, büyük bir yeşil hat ile Fetih suresi, ilk ayeti kerimesi mealen, “Ey Resulüm Muhammed aleyhisselam, biz sana açık bir fetih ve zaferi hüküm ve takdir ettik” ve yine Saf suresi 13.ncü ayeti kerimesi mealen, “Ey Resulüm Muhammed aleyhisselam, müminlere müjdele, Allahü teala size yakında fetih ve zafer nasib edecek” diye yazılmış. “Sana hamd ve şükürler olsun ya Rabbim diyerek uykudan uyandım.

Rüyamı kendim tabir ettim: “İnşaallah o ufacık balıklar kafir donanmasının fırkateleri ve sandallarıdır. Erzak ve ganimetler de İslam askerinin doyacağına işarettir. Karnı yarık balıklar ise kâfirlerin kadırgaları, büyük gemileridir. Gayb bilinmez ama içinde bulunan kafirler firar etmiş olmalı. Padişahı ali penah Sultan Süleyman Han’a hediye ver dediği peştamal dolusu ufacık balıklar inşallah yakında Boğdan’ın fetih haberi geleceğine işarettir. Çünkü şimdi padişah hazretleri Boğdan üzerine sefer yapmıştır. İçinde fetih ve nusret ayeti kerimeleri yazılı olan rule ise, inşallah Allühe tealanın yardımı, Peygamberimiz ‘sallallahü aleyhi ve sellem’in mucizesi enbiya ve evliyanın himmeti ile düşmana Mansur ve muzaffer olacağımızın işaretidir” diyerek hamdu senalar ettim.

O anda baktım ki, kudreti ve imdadı ilahi, muciza tu enbiya, keramatu evliya, rüzgâr yön değiştirdi. Bizden düşmana doğru esmeye başladı. İşte o zaman ellerimi kaldırıp, “Bismillahi tevekkeltü Alellah, niyeti gaza, kastı kafir” diyerek mübarek bir saatte demir alıp, yelkenleri açıp pupa rüzgarla fecir vaktinde kafir donanması üzerine hücum ettim. Kâfir donanmasının üzerine gece sis çöktü ki, birbirlerini görmez oldular. Benim Preveze limanından çıkacağımı hiç zannetmiyorlardı. “Barbaroşo bizden korktu, gayri limandan taşra çıkamaz derlerdi”.

Bizim yattığımız Preveze limanından öyle olur olmaz rüzgârla çıkılmazdı. Bu sebepten limandan çıkış için rüzgârın arkadan eseceği mübarek bir saati bekliyorduk. Donanmayı üç parçaya ayırdım. Bizim gemi alayı kafirin gemi alayına karşı, kalite alayımız da kafirin kalite alayına karşı, bizim firkate alayı kafirin firkate alayına karşı oldu. Böylece taksim edip at başı beraber İslam donanması kâfir donanmasının üzerine hücuma geçti.

Kâfirler karanlık pusun içinde demir atmış, kendi havalarında yatıyorlardı. Bizi ardımızdan sürüp onların üzerine getiren İlahi nusret rüzgârı varıp kâfir donanması üzerindeki pusu da dağıttı. Kâfirler gördüler ki, İslam donanması üzerlerine bindirmiş. O zaman kâfirlerin içinde bir ana baba günü, bir şaşkınlık, bir telaş, bir vaveyla, bir rubuyla koptu ki, anlatılması imkânsız, daha şafak atarken, demirlerini kesip birbirleri üzerine bindirip kafir donanması ile İslam donanması karma karışık oldular.

36 parça geminin önünde olarak forsa sancaklarını dikip arslanlar gibi yollu yolunca toplarımızı ateşliyerek cenge giriştik. Kalite alayımız, kâfirin kalitelerini allak bullak edip kimini alıp kimini batırdı, kimisini de kâfirler bırakıp kaçtı. El Hasıl kafir donanması perişan olup, askeri İslam Mansur ve muzaffer oldu. Kâfir gemilerinden 8 paresi kuru tekne olarak, 15 adedi alındı, 77si batırıldı. Kâfir, kalitelerinden 7’si ceng ederek, 2’si teslim olarak 9 tanesi alındı. Kâfir firkatelerinden de 12 tanesi teslim alındı. Geri kalanlar firar edip gittiler. Firkatelerimiz ve sandallarımız deryanın yüzünde boğulmak üzere olan kâfirleri topladılar. Kimisi de boğulup gitti.

Bizler bu zaferin sürur ve sevinci içinde iken, padişahımız Kanuni Sultan Süleyman Hanın Boğdan’ı fethettiği müjdesi ile kapıcıbaşı çıka geldi. Kaptanlara ve kapıcıbaşıya gördüğüm rüyayı ve nasıl aynen çıktığını anlattım. Şevketli Sultan Süleyman Han, kapıcıbaşıyla gönderdiği hattı humayunda buyurmuş ki, “Sensin ki lalam Hayreddin Paşa, Derya gazan mübarek olsun. Kış mevsimi yakındır. Gayri yavaş yavaş İstanbul’a gelesin. Burada refah olup istirahat edesin.”

Selamet ve ganimetle Asitaneye geldik. Şenlik şadumanlık ederek dostları şad, düşmanı berbat eyledik. Varup şevketli hünkarım Sultan Süleyman Hanla buluştum. Hoş geldin mücahit lalam. Gazan mübarek olsun, dedi. Hilat giydirdi.

İşte dünyanın en büyük devleti, Müslüman Türk Osmanlı İmparatorluğu, işte cihanın en büyük padişahı Cihangir, adil Kanuni Sultan Süleyman Han, işte dünyanın en büyük deniz amiralı Kaptanı Deryası, Akdeniz ve Afrikanın hakimi, Barbaros Hayreddin Paşa ve dünyanın en büyük deniz zaferi Preveze!

Onlar Padişahından erine, vatandaşına kadar hepsi evliya idi. Hepsi mücahid ve gazi idi. Hepsi Allahü tealanın emrine ve Resulullahın sünnetine, Eshabı kiramın icmaına ve kıyası fukahaya muti idi. Onlar ebedi seadete kavuşmuş, insanlığı da kavuşturmak için bütün varlıklarını Allah yolunda, insanlık için feda etmişlerdi.

Allahü teala hepimize ebedi seadete ve rızasına kavuşmak, o büyükleri ve yollarını iyice tanımak, onlara tam tabi olup yollarında yürümek, Peygamberimizin ‘sallallahü aleyhi ve sellem’ şefaatlerine nail olmak, Eshabı kiramın, Osmanlının manevi imdadlarına mazhar olmak nasib ve müyesser eylesin. Amin!