RÛHUN GIDASI İLİMDİR - kainatingunesi.com

“Tâhâ-yı Hakkârî” ki, çok büyük evliyâ zât.
Her gün, talebesine ederdi çok nasîhat.

Bir gün de buyurdu ki: (Doğru kitap okuyun.
Fâideli ilimle rûhunuzu doyurun.

Nasıl “Beden” muhtâçsa, her gün gıdâ almaya,
Elbet ihtiyâcı var “Rûh”un da bir gıdâya.

Bedenimiz, “Toprak”tan yaratıldığı için,
Ondan çıkan şeylerdir gıdâsı bu bedenin.

Meselâ “ekmek ve su”, hattâ “sebze ve meyve”,
Toprak mahsûlü olup, gıdâdır bedenlere.

Rûh, “Âlem-i emir”den yaratılmıştır fakat.
Bedenin gıdâsından, alamaz lezzet ve tad.

İlim, sohbet, ibâdet ve Kur’ân tilâveti,
İşte rûh, bu şeylerden alır asıl kuvveti.

Ve yine gıdâsını alamayınca beden,
Nasıl ki zaîf düşüp, hastalanırsa hemen,

Rûhun dahî gıdâsı verilmezse eğer ki,
Zaîfler, hasta olur ve hattâ ölür belki.

İnsan, ilim öğrenmez ve işlerse çok günâh,
Rûh, gıdâsız kalır ve ölebilir mâzallah.

Rûhun ölmesi demek, “Îmânsız” olmasıdır.
Cezâsı, âhirette ebedî yanmasıdır.

Çünkü birer zehirdir her bir “harâm”, rûh için.
İşlendikçe, kuvvetten düşürür onu ilkin.

Bir harâmı beğenir, “Ne güzel!” derse eğer,
Îmânını kaybedip, o rûh ölür bu sefer.

Bu ümmetin en büyük felâketi, “Küfür”dür.
Bilgisizlik, câhillik, kulu küfr’e götürür.

Bu zamanda, “rehbersiz” kurtulmak mümkün değil.
Lâzımdır yol gösteren bir “Kâmil-i mükemmil”.

Böyle olgun bir âlim yoksa bir memlekette,
Onların kitâbını okumalı elbette.

Çünkü kitap okumak, sohbet gibi feyz verir.
Ve lâkin edeb ile okumak lâzım gelir.

“İmâm-ı Rabbânî”den birine mektup gelse,
Bunun için, ne kadar çok sevinir o kimse.

“Mektûbât” kitâbı da, o velînindir bizzât.
Farz et ki, o mektûbu göndermiş bize o zât.

Okunursa aynı şevk ve aynı muhabbetle,
İstifâde edilir o velîden gâyetle.

İmâm-ı Rabbânî de, bunu haber veriyor.
Zîrâ bir mektûbunda, şöylece buyuruyor:

(Bu mektup, yazılsa da zâhiren bir insana,
Aslında yazılmıştır, onu her okuyana.

Yâni kim okur ise, ona gönderilmiştir.
Zîrâ “Kılıç, kuşanan içindir” denilmiştir.)

İşte kim, “Mektûbât”ı okursa bu hâl ile,
Sohbet etmiş sayılır, İmâm-ı Rabbânî’yle.

Anılsa her nerede, Onların isimleri,
Gelir hemen o yere, bereket ve feyzleri.)