"Salât" kelimesinin manaları - kainatingunesi.com
Yazar: Prof. Dr. Ramazan Ayvallı / 12.11.2018

“Allah ve melekleri Peygambere salât ederler. Ey müminler! Siz de O’na salât u selâm ediniz/getiriniz.” (Ahzâb sûresi, 56)

“el-Mu’cemü’l-Müfehres li-Elfâzı’l-Kur’âni’l-Kerîm” isimli “Mu’cem”den, Kur’ân-ı kerîmde geçen “Salât” kelimesi [67 defa geçmektedir] ile ondan müştak olan (türeyen) kelimeleri (15 farklı kelimeyi) saydım; yekûn olarak 32 adet çıktı. Bu durumda, salât ve müştakları (türevleri, ondan türeyen kelimeler), mukaddes kitâbımızda, toplam olarak 99 defa geçmektedir.

Biz, bugünkü makâlemizde, diğer kelimeleri, sâdece isim ve sayı olarak zikredip asıl olarak “salât” kelimesinin manası üzerinde durmak istiyoruz:

“Sallâ” (3), “tüsalli” (1), “yüsallû” (2), “yüsallûn” (1), “yüsallî” (2), “salli” (2), “sallû” (1), “salâtük=salâtek=salâtik” (3), “salâteh” (1), “salâtühüm=salâtihim” (6), “salâtî” (1), “salevât” (4), “salevâtihim” (1), “el-musallîn” (3) ve “musallâ” (1) defa zikredilmiştir.
“Salât” kelimesinin farklı manâları vardır:

1. Önce ifâde edelim ki, “salât” kelimesi, “Allahü teâlâdan rahmet”, “meleklerden istiğfâr veya duâ”, “müminlerden de duâ veya Onun şefâatini talep etmek” gibi manalara gelmektedir.
Bu mevzûda, Kur’ân-ı kerîmde buyuruldu ki (meâlen):
“Allah (ü teâlâ) ve melekleri Peygambere (Muhammed aleyhisselâma) salât ederler. Ey müminler! Siz de O’na salât u selâm ediniz/getiriniz. (Ahzâb sûresi, 56)
[Allahü teâlânın, Peygamber Efendimize (sallallahü aleyhi ve sellem) salâtının, O’nu melekler arasında senâ etmesi, övmesi demek olduğu da rivâyet edilmiştir.]

2. İkinci olarak belirtecek olursak, “salât”, en meşhur manasıyla, İslâm’ın beş esâsından/temelinden birisi olan “namaz” anlamında kullanılmaktadır.
Kur’ân-ı kerîmde buyuruldu ki (meâlen):
“(Resûlüm) sana vahyolunan Kur’ân-ı kerîmi oku. Salâtı (namazı, şartlarını yerine getirerek) kıl. Çünkü salât (namaz), insanı fahşâ ve münkerden (dînin ve aklın kötü gördüğü şeylerden) meneder, alıkoyar.” (Ankebût sûresi, 45)
Resûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem): “Birinin evi önünde nehir olsa, hâne sâhibi, her gün beş kerre o nehirde yıkansa, üzerinde kir pas kalır mı?” diye sordu. Yanında bulunanlar; “hayır, kalmaz yâ Resûlallah!” dediler. “İşte, beş vakit salâtı (namazı) kılanların da, böyle (küçük) günâhları afv olunur” buyurdu. (Buhârî, Müslim)
Yine Peygamber Efendimiz (aleyhis-salâtü ves-selâm) buyurmuştur ki:
“Salâtı (namazı) kılmayanlar, kıyâmet günü, Allahü teâlâyı, kızgın olarak bulacaklardır.” (Riyâdun-Nâsihîn)
“Salât (namaz), dînin direğidir. Kim namazı kılarsa, muhakkak ki dîni ayakta tutmuş olur; kim de namazı terk ederse, muhakkak ki dîni yıkmış olur.” (Riyâdun-Nâsihîn)
İslâm âlimleri buyuruyorlar ki:
“Şu beş şeyi yapmayan, beş şeyden mahrum kalır: Salât vakti gelince, kılmak istemeyen, son nefeste kelime-i şehâdet getiremez. Duâ etmeyen, arzusuna kavuşamaz. Malının zekâtını vermeyen, malının hayrını görmez. Uşrunu (öşrünü) vermeyenin, tarlasında, kazancında bereket kalmaz. Sadaka vermeyenin de, vücudunda sıhhat kalmaz. ” (Gaznevî)

3. “Salât”ın 3. manasına gelecek olursak: Peygamber Efendimizin ism-i şerîfleri anıldığında, işitildiğinde veya yazıldığında söylenen ve yazılan (sallallahü aleyhi ve sellem=aleyhis-salâtü ves-selâm) sözü ve benzerleri. Çoğulu “salevât“tır. [İnşâallah yarın, konumuza devam edelim.]