ŞEYTÂNIN HÎLELERİ - 1 - kainatingunesi.com

“Abdullah-el Acemî” buyurdu: (Ey insanlar!
Biliniz ki, insanın, üç büyük düşmânı var.

Birisi “Şeytân”dır ki, damarlarda dolaşır.
Günâha sokmak için, gece gündüz uğraşır.

Lâkin bunun zararı, “Az”dır diğerlerinden.
Bilgisiyle kurtulur, insan bunun şerrinden.

Zîrâ bir günâh için, “bir kez” gelir herkese.
Eğer aldatamazsa, verir başka vesvese.

Evvelâ her kişinin, “Za’fı”nı tesbît eder.
Meselâ çok ibâdet yapıyorsa, şöyle der:

(Ne için bu kadar çok ibâdet yapıyorsun?
Allah, ibâdetlere muhtâç mı sanıyorsun?

Ne kadar çok ibâdet yapsan da ihlâs ile,
“Bir göz”ünün şükrünü îfâya yetmez bile.

O ihsân etmedikçe, Cennete giremezsin.
Öyle ise, bu kadar niçin zahmet çekersin?)

Şeytân böyle der ise, şöyle cevap veririz:
(Evet, muhtâç değildir ibâdete Rabbimiz.

Ve lâkin ibâdete, benim var ihtiyâcım.
Çünkü ben, kul olarak, her an O’na muhtâcım.

Ne kadar çok ibâdet etsem de kendisine,
Kulluğumu tam yapmış olamam O’na yine.)

Bu sefer şeytân der ki: (Ama sen, henüz gençsin.
İbâdette, ne kadar çok acele edersin.

Önce “Dünyâ işi”ni düzene koy, râhat et.
Yaparsın daha sonra çok amel ve ibâdet.)

Buna karşı deriz ki: (Evet ben, henüz gencim.
Lâkin bilmiyorum ki, ne gün gelir ecelim?

Ben, bu günün işini bırakırsam yârına,
Ne bahâne bulurum mahşerde Yaradan’a.)

Şeytân der ki: (Haklısın, ecel belli değildir.
Her tâati, acele yapmak daha iyidir.

Bunun için namâzı, çabuk çabuk edâ et.
Böylece az zamanda, yaparsın çok ibâdet.)

Bu sefer de, şeytâna şöyle cevap verilir:
(Aceleden maksadım, elbette bu değildir.

Her tâatin şeklini, bildirmiştir dînimiz.
Doğru yapılanları, kabûl eder Rabbimiz.

Hiç hatâsız olarak yapılan az ibâdet,
Hatâlı çok tâat’ten üstündür daha elbet.)

Bu sefer şeytân der ki: (Sen, çok iyi bir kulsun.
Her bir ibâdetini, kusûrsuz yapıyorsun.

Bunun için, herkese “Göster” ki amelini,
Herkes, sana bakarak düzeltsin her hâlini)

Onun bu hîlesine, şöyle cevap verilir:
(İnsanların görmesi, hiç de mühim değildir.

Ben ibâdet yaparım, “Rabbimin emri” diye.
Ne için göstereyim, bunu O’ndan gayriye?

Benim ibâdetimi görse de çok insanlar,
Hattâ beğenseler de, bana ne fayda sağlar?)