ŞİİR, KIT'A, BEYİT ve MISRALARI 4 - kainatingunesi.com

 

ŞİİR, KIT’A, BEYİT ve MISRALARI

4

 

Kavuşmak, nefsinin dileğidir,

ayrılık, efendinin emridir.

Her ân dost ile berâber olmak,

nefse uymaktan daha sevgilidir!

 

*********************************

 

Taş içindeki böcek sanır,

Yer ve gök hep orasıdır.

 

*********************************

 

Gidilecek yol uzundur pek;

Uygun olmaz kavuştuk demek.

 

*********************************

 

Varmadıkca bir kimse Fenâya,

Yol bulamaz hiç o, Kibriyâya.

 

*********************************

 

Ömür boyu yol alsa, hep seyr eder kendinde,

Ömür boyu yol alsa, hep seyr eder kendinde.

 

*********************************

 

Ey dost! Seni her yerde ararım,

Her an senden haberler sorarım.

 

Bir kimsede hâsıl olmazsa Fenâ,

Hak teâlâya yol bulamaz aslâ!

 

*********************************

 

Behâiyye, ne güzel götürücüdür!

Yolcuları gizlice yerine götürür.

 

Sözlerinin tadı sâliklerin kalbinden,

Halvette çile çekmek fikrini süpürür.

 

Bir câhil bu büyüklere dil uzatırsa,

Cevâb vermeğe değmez dersem iyi olur.

 

Hep arslanlar, bu zincire bağlanmışlardır,

Kurnaz tilki bu zinciri nasıl koparır?

 

*********************************

 

Kuşumdan nasıl haber vereyim sana?

Ankâ ile birlikte yaşar dâimâ!

 

Ankânın adını herkes bilir ammâ,

Kuşumun adını kimse bilmez aslâ.

 

*********************************

 

Ey, yerin gökün sahibi, ey vasfı Allahüssamed!

Sayısız isyânla geldim kapına, beni kılma red!

 

*********************************

 

Korkarım ki, ey câhil, Kâbeye varamazsın!

Kâbeyi sayıklama, Türkistân yolundasın!

 

*********************************

 

Zikr et zikr, bedende iken cânın!

Kalbin temizliği zikr iledir Rahmânın!

 

*********************************

 

Herkesin işi için, yaratır bir kulunu.

 

*********************************

 

Bütün güzellerde bulunan, yalnız sende vardır!

 

*********************************

 

Efendi, yükseldim, kavuştum sanıyor,

Kendini beğenmiş, yerinde sayıyor.

 

*********************************

 

Sevgiliye kavuşmak, ele geçer mi acaba?

Yüksek dağlar ve korkunç tehlikeler var arada!

 

*********************************

 

Bu şarapı tatmadıkca, tadını anlıyamazsın!

 

*********************************

 

Fâre, rü’yâda deve olmuş!

 

*********************************

 

Toprak başkadır, temiz âlem başkadır.

 

*********************************

 

Her dilenci, olur mu bir kahraman?

nerede sivri sinek, nerede Süleymân?

 

*********************************

 

Bir kimsede hâsıl olmazsa Fenâ,

Hak teâlâya yol bulamaz aslâ!

 

*********************************

 

Anlaşılmaz, ölçülmez bağlantılar,

Hak ile ruhumuz arasında var!

 

*********************************

 

Toprağa düşen nerede?

Herşeyin sahibine olan nerede?

 

*********************************

 

Dostun ayrılığı, az olsa da, az değildir.

Gözde yarım kıl olsa, çok görünür.

 

*********************************

 

Ateş, içine düşen kimseyi yakar,

Ateş olmuş kimse ise, nasıl yanar?

 

*********************************

 

Mûsâ , “aleyhisselâm”, sıfatlardan,

Bir ışık görüp, aklı gitti temâm.

Sen ise Muhammed! “aleyhisselâm”!

Zâtına bakar ve gülerdin müdâm.

 

*********************************

 

Dar olan şekil ve sûret kabına manâ nasıl sığar?

Dilencinin kulübesinde, sultânın ne işi var?

 

*********************************

 

Hakka bırak her işini, esbâba yapış yeter,

Bu sözüm olsun sana, ârif isen, her an rehber.

 

*********************************

 

Tâ önceden âdet oldu, kim ekerse, o biçer,

Pek aldandı, ziyân etti, ekmeden buğday uman!

Yetmişüç fırkadan ancak (Ehl-i Sünnet) kurtulan.

Resûlullahın yolunu onlardır bize sunan!

 

*********************************

 

Câhildirler, kendilerini de bilmezler,

hüner sanmaktan aybları çekinmezler.

 

*********************************

 

Sen onda yok ol! Kavuşmak budur.

 

*********************************

 

Güzellerin yaptığı, güzel olur!

 

*********************************

 

Herkes, birşey sanarak sevdi beni;

gel de, içimden dinle esrârımı!

Sırlarım, iniltimden ayrı değil,

fakat, anlıyacak göz, kulak var mı?

 

*********************************

 

Bundan sonrasını anlatmak çok incedir,

anlatmamak daha iyi olan da vardır.

 

*********************************

 

Sevilenlerin aşkı, gizli ve keskindir.

Sevenlerin aşkı, davul zurna iledir.

Sevenler, aşk ateşi ile erir, biter,

Sevilen, hem semizler, hem de dâim güler.

 

*********************************

 

Güzelliğin beni alt üst etti.

Birşey bilmiyorum, aklım gitti.

 

*********************************

 

Aşk, küfürden, dinden yüksek oldu.

Îmandan, inkârdan üstün oldu.

 

Aklı koyup, yüz âlem dolaştım,

küfür ve din ortadan gayb oldu.

 

Küfür, din, şek ve yakîn, herbiri,

akıl ile şimdi berâber oldu.

 

Her varlık, yol kesicidir sana!

hepsi bir, Sedd-i İskender oldu.

 

*********************************

 

Hiç yok, yalnız O var dediler, yükseldiler.

yüce serâydan, hepsi eli boş döndüler.

 

*********************************

 

İçerden âşinâ ol, dışardan yabancı,

Böyle güzel yürüyüş az bulunur cihânda!

 

*********************************

 

O pâdişâhın ihsânı boldur.

İki âlemi bir fakire verir.

Pâdişâh, bir fakir kapısına,

Gelirse şaşma, büyüklük budur!

 

*********************************

 

Kolay olur şehrin kapısını kapamak.

Mümkin olmaz, düşmânın ağzını kapamak.

 

*********************************

 

Bir güzelin yanında bulunsa kişi,

Bağ ve bostân ve güllerle olmaz işi.

 

*********************************

 

Mucizeden maksad, düşmanı kırmaktır.

Nebîyi sevmek demek, ona uymaktır.

Îmana gelmez herkes, mucize ile,

Îmana kavuşur insân muhabbetle.

 

*********************************

 

Saadet yazılmamışsa bir kimseye,

faydalanmaz Peygamberi görse de.

 

*********************************

 

Önce çalışmak, sonra düâ, dînin esası!

Boş durup da rahat bekliyen kulun fenâsı!

 

*********************************

 

Melek yüzünü örtmüş, şeytan naz yapıyor:

Şaşırdım kaldım, hayretten aklım gidiyor.

 

*********************************

 

Câmî! Dünya ve âhıret, ikisi birdir.

Ortada görünen bu çokluk, hep hayâldir!

 

*********************************

 

Hâfızın bağırması boşuna değildir;

Söylenecek, şaşılacak sözlerin yeridir!

 

*********************************

 

Bu âdem dedikleri, el ayakla, baş değil,

Âdem ruha denilir, surat ile kaş değil.

Beden et ve deridir, ruh bunun serveridir;

Hakkın kudret sırrıdır, ruhsuz kalıp hoş değil.

 

*********************************

 

Karpuzun Ebû Cehl karpuzu ile ne ilgisi var?

 

*********************************

 

Çalışmakta, yükselmektedir, Hakkın rızası!

Tenbel olanın elbet gelir, bir gün belâsı.

 

*********************************

 

Beni incitirsen çok, senden dönmem aslâ.

Hoş olur dayanmak, sevgilinin nazına.

 

*********************************

 

Görmezmisin, boş durdu mu hiç, insin a’lası,

Hep uğraştı, vaat etmiş iken fethi Mevlâsı.

 

*********************************

 

Hâfızın bağırması boşuna değildir;

söylenecek, şaşılacak sözlerin yeridir!

 

*********************************

 

Buraya gelince, kalemin ucu kırıldı.

 

*********************************

 

Dilenci evine, gelirse sultan,

ey hoca, sen bu işe şaşma hemân!

 

*********************************

 

Bundan sonrasını anlatmak çok incedir,

anlatmamak daha iyi olan da vardır.

 

*********************************

 

Bir kulunu, herkesin işine sebeb kılar.

 

*********************************

 

Taş içindeki böcek sanır.

Yer ve gökler, hep orasıdır.

 

*********************************

 

Senenin bereketi, behârından belli olur.

 

*********************************

 

Azıcık müslümanlığı et merak,

Din büyüklerinin sözüne bir bak!

Okusan, anlarsın sen de, o zaman,

Ne diyor Muhammed aleyhisselâm?

 

*********************************

 

Toprağın temiz âlem ile ne ilgisi var?

 

*********************************

 

Geçdi, isyân ile ömrüm, neye hâlim varacak?

Sızlıyor yaralı gönlüm, onu yoktur saracak.

 

Mahşer yerinde, zebânîler elinden, yâ Rab!

Eğer etmezsen, inayet, beni kim kurtaracak?

 

*********************************

 

Beni ne kadar incitsen, dönmem senden yine,

Dayanmak tatlı olur sevgili elemine.

 

*********************************

 

Müntezamdır cümle ef’âlin senin,

Aklı ermez, hikmetine kimsenin!

 

*********************************

 

Gel aldanma bu dünyaya, sonu vîrân olur, birgün,

Senin bu sürdüğün demler, elbet yalan olur, birgün.

 

*********************************

 

Toprak nerede, temiz âlemler nerede?

 

*********************************

 

(He) harfi bizi yetiştirendir.

(Elif) ise rabb-i Habîbullahdır.

(Lâm) Halîlullahı yetiştirmiştir.

(Mîm) kelîmullahı bildirmektedir.

 

*********************************

 

Gel kardeşim, inkâr etme, kıl insâf!

Kıymetli ömrünü eyleme isrâf!

Kalbini nefsin arzusundan koru,

Dışın gibi için dahî olsun sâf!

 

*********************************

 

Ebû Ali Sînâ kalenderlik yapsaydı,

kalenderlerin hepsi sofî olurlardı.

 

*********************************

 

Ağzından taşacak kadar çok yime,

açlıktan ölecek kadar az yime!

 

*********************************

 

Büyük ihsân, kerimlere güc gelmez!

 

*********************************

 

Vücûdümün her zerresi dile gelse de;

Şükrünün binde birini yapamam yine!

 

*********************************

 

Bu hâllerin, zevklerin, tercümânı Mektûbât,

kitabıdır ki, ondan neşroluyor füyûzât.

 

İlâhî nûrlar ondan yayılıyor cihâna,

er ne müşkilin varsa, yalnız sen başvur ona.

 

Onu çok oku dostum, bak nûrla dolacaksın,

bizzat musannifinden, feyizyâb olacaksın.

 

öyle kitaptır ki o, misli islâmiyette,

ne mâzîde yazılmış, ne yazılır âtîde.

 

Kur’andan, hadislerden sonra gelir bu Kitap,

herkese var içinde, kendine göre hitâb.

 

İlm, ihlâs menba’ı, hârikalar diyârı,

onda bulur arayan, eşi olmıyan yârı.

Kayyûm-i âlem [Kayyûm-i âlem, Muhammed Mâsum-i Fârûkî hazretleridir.] diyor, her mektûbu babamın,

bir derya-yı muhîttir, sonu görünmez ânın.

 

Tarîkat ve şeriat, vasl olmuştur burada,

Saadet menbaıdır, dünyada ve ukbâda.

 

Budur Tabîb-i hâzık, budur her derde devâ,

budur kalblere şifâ, budur ruhlara gıdâ.

 

Budur Hakkın sevdiği, sevgililerin sözü,

budur islâmın aslı, hem de irfânın özü.

 

Budur Evliyâların, çeşid çeşid lisanı,

Ehl-i sünnet yolunun, gayet açık beyanı!

 

Aşkla yanan tâlibe, en iyi haber budur,

bilinmiyen yollarda, sâlike rehber budur.

 

Gece gündüz dâimâ, oku bu Mektûbâtı,

gayret et duymak için, o lezzeti, o tadı.

 

Oku, gülen gözlerin yaş doluncaya kadar,

oku, hakîkî aşka, kavuşuncaya kadar.

 

Oku, elbet o güzel, birgün rû-nümâ olur,

muhabbetle okuyan mâsivâdan kurtulur.

 

Saatlerce, günlerce, hep onunla meşgûl ol,

bu sözler te’sîriyle, açılır kalbe bir yol.

 

Bir kalb ki, meşgûl olur, bu manâyla her zaman,

elbet imdâda gelir, birgün bunları yazan.