Yırtıcı Hayvanlar da Şeyhayn'ı Tanırlar - kainatingunesi.com

Ebû Bekr-i Sıddîk ve Ömer-ül Fârûkun “radıyallahü teâlâ anhümâ” menâkıbı:

Yırtıcı Hayvanlar da Şeyhâyn’ı Tanırlar

Yirmiikinci Menâkıb:

(Lübâb-ül-elbâb)da, Enes bin Mâlik “radıyallahü teâlâ anh” hazretlerinden rivâyet olunmuşdur. Resûlullah “sallallahü teâlâ aleyhi ve sellem” hazretleri, ensârdan bir kimseyi, mektûb ile Yemen cânibine [tarafına] Mu’âz bin Cebel “radıyallahü teâlâ anh” hazretlerine gönderdi.

Bu şahsın adı Sefîne idi. Sefîne yolda giderken, bir aslan onun karşısına çıkdı. Güyâ onunla söyleşir gibi, sesler çıkarıyordu. Sefîne “radıyallahü anh” ona dedi: Ey aslan, benim yanımda Resûlullah “sallallahü teâlâ aleyhi ve sellem” hazretlerinin mektûbu var. Bunu işitip, uzaklaşdı.

Sefîne Yemene vardı. Resûlullah “sallallahü teâlâ aleyhi ve sellem” hazretlerinin cevâbını Mu’âz bin Cebel hazretlerinden aldı. Dönüp, o mevzi’e gelince, yine o aslan onun önüne geldi. Yine yüzüne karşı gelip, güyâ konuşurdu. Sefîne “radıyallahü teâlâ anh” yolu tutup, Medîne-i Münevvereye geldi. Resûlullah “sallallahü teâlâ aleyhi ve sellem” hazretlerinin huzûruna vardı.

Henüz hiçbir kelâm etmezden evvel, Server-i âlem buyurdu ki: Yâ Sefîne, hâdiseyi sen mi anlatırsın, ben mi anlatayım. Sefîne dedi ki; yâ Resûlallah! Hâdiseyi sizden işitmek güzeldir. Senin mubârek ağzından, dinlemek dahâ hoş, dahâ güzeldir.

Buyurdu ki: O aslan gidişinde ve gelişinde senin önüne çıkdı. Sana ne dediğini anladın mı. Allahü teâlâ ve Resûlü bilir, dedi. Sana gidişinde, “Resûlullahı “sallallahü teâlâ aleyhi ve sellem”, Ebû Bekri ve Ömeri “radıyallahü teâlâ anhüm” ne hâl üzere bırakdınız” dedi. Abdüllah bin Mes’ûd “radıyallahü teâlâ anh” kalkıp, dedi ki, yâ Resûlallah! Yırtıcı hayvanlar [aslan] Ebû Bekrin ve Ömerin fazîletlerini bilirler mi? Buyurdu ki: Evet! Beni hak Peygamber gönderen Allahü teâlâya yemîn ederim ki, semâvatı, yedi kat yeri, Cenneti ve Cehennemi, arş ve kürsî, melekleri ve cinleri, dağları ve deryâları, hayvanları ve yırtıcı hayvanları ve ağaçları ve bunun gibi eşyâyı halk etdi. Ya’nî yaratdı. Bunların hepsi hazret-i Ebû Bekr ile Ömerin fazîletini “radıyallahü teâlâ anhüm” bilirler.